Bu fikrin çip üzerindeki karşılığı ise LogicFolding. Teknoloji, mantık, analog ve bellek devrelerini daha sıkı ve dikey biçimde entegre ederek kritik sinyal yollarını kısaltmayı amaçlıyor. Huawei, bu mimariyi kullanacak ilk akıllı telefon çipini eylülde tanıtmayı planlıyor.
Eylülde ortaya çıkması beklenen Kirin çipi, Huawei’nin iddiaları açısından önemli bir ticari test olacak; ancak tek başına bir duyuru, yeni bir ölçekleme yasasının kanıtı sayılmayacak.
Bağımsız araştırmacıların ve sektör analistlerinin şu noktaları incelemesi gerekecek:
Çip olumlu sonuç verirse bu, mimari tasarım ve sistem entegrasyonunun, daha zayıf üretim altyapısına rağmen performans farkını daraltabileceğini gösterebilir. Fakat bu sonuç, Huawei’nin EUV litografisini ortadan kaldırdığı ya da transistör ölçeklemesinin ekonomik ve fiziksel sınırlarını geçersiz kıldığı anlamına gelmez.
Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın beş katlı kek modeli, yapay zekâ sektörünü üst düzey bir endüstriyel harita olarak anlatıyor: enerji, çipler, bilgi işlem altyapısı, bulut ve yapay zekâ modelleri, uygulamalar. Bu model, yapay zekânın yalnızca bir yazılım veya tek bir modelden ibaret olmadığını ve her katmanın alttaki katmanlara bağlı olduğunu göstermek için kullanılıyor.
Huawei’nin baş bilim insanı Liao Heng’in 18 katlı pagoda modeli ise aynı ekosistemi daha ayrıntılı ve mühendislik odaklı biçimde parçalıyor. Bu yapı; teori, enerji, madencilik, ham maddeler, silikon, transistör tasarımı, wafer üretimi, litografi ve ekipmanlardan başlayıp gelişmiş paketleme, çip mimarisi, derleyiciler, çalışma zamanları, niceleme, yapay zekâ eğitimi, temel modeller, ajanlar, ürünler ve uygulamalara kadar uzanıyor.
Başka bir deyişle Huang’ın modeli, yapay zekâ ekonomisinin ana başlıklarını gösteren bir sektör haritası. Liao’nunki ise “çipler”, “altyapı” ve “modeller” gibi geniş başlıkların içinde hangi teknik ve endüstriyel bağımlılıkların bulunduğunu görünür hâle getiren ayrıntılı bir üretim şeması.
Liao’nun “en kısa katman” veya en zayıf halka argümanı, esasen uçtan uca sistem mühendisliği yaklaşımını ifade ediyor. En gelişmiş yapay zekâ modeli bile yetersiz elektrik, düşük bellek bant genişliği, zayıf paketleme, düşük üretim verimi, eksik yazılım araçları, yavaş bağlantılar veya yetersiz dağıtım altyapısı sorunlarını telafi edemez.
Bir yapay zekâ sisteminin toplam hızı, maliyeti ve güvenilirliği; çoğu zaman en güçlü bileşeninden değil, en fazla darboğaz yaratan bağımlılığından etkilenir. Bu nedenle pagoda modeli, yalnızca daha hızlı bir hızlandırıcı üretmeye değil, katmanlar arasındaki arayüzleri ve koordinasyonu güçlendirmeye odaklanıyor.
Huawei’nin stratejik yaklaşımı, tek tek bakıldığında Nvidia’nın en gelişmiş hızlandırıcılarından daha düşük performans sunabilecek çok sayıda yerli çipi bir küme içinde birlikte çalıştırmak. Bunun için çiplerin yanı sıra bellek, ağ altyapısı, derleyici ve çalışma zamanı yazılımları, model niceleme teknikleri ve dağıtık eğitim sistemlerinin birlikte tasarlanması gerekiyor.
Amaç, kümeyi iletişim beklerken veya işlem birimleri boşta kalırken harcanan zamanı azaltmak. Paralelleştirilmeye uygun iş yüklerinde bu yöntem etkili olabilir. Buna karşılık, daha fazla elektrik, ağ kapasitesi, yazılım karmaşıklığı ve işletme maliyeti gerektirebilir. Bu nedenle çok sayıda orta düzey hızlandırıcı, her zaman daha az sayıdaki üst düzey GPU’nun yerini bire bir tutmayabilir.
Mevcut haberler, Huawei’nin izlediği yönün bu tür çapraz katman iş birliği ve küme koordinasyonuna dayandığını gösteriyor. Ancak bu sistemlerin önde gelen Nvidia altyapılarıyla eşit performans sunduğunu doğrulayan bağımsız kanıtlar hâlâ yetersiz.
Bu yaklaşım, Çin’in yalnızca bir çip tasarlamakla yetinmeyip daha geniş bir yerli teknoloji zinciri kurma çabasıyla örtüşüyor. Tasarım ve üretimin yanı sıra bellek, paketleme, yapay zekâ çatısı, derleyici, sistem entegrasyonu ve veri merkezi altyapısı da bu zincirin parçaları hâline geliyor.
Bunun stratejik nedeni açık: İthalat kısıtlamaları zincirin herhangi bir halkasında ortaya çıktığında, tüm sistemin kapasitesi sınırlanabilir. IDC verilerini aktaran Reuters’a göre, Çinli GPU ve yapay zekâ çipi üreticileri 2025’te ülkenin yapay zekâ hızlandırıcılı sunucu pazarında toplam yaklaşık yüzde 41 pay elde etti. Nvidia ise yüzde 55 ile liderliğini korudu. İhracat kontrolleri ve yerli teknoloji kullanma baskısı, bu pazar değişiminin başlıca itici güçleri arasında gösteriliyor.
Huawei’nin yaptığı şey, yarı iletken fiziğinden kaçmak değil. Şirket, rekabetin merkezini yalnızca transistör boyutundan mimariye, paketlemeye, yazılıma, veri hareketine ve binlerce çipten oluşan sistemlerin koordinasyonuna kaydırmaya çalışıyor.
Bu yaklaşım başarılı olursa, gelişmiş litografi ekipmanlarına erişimdeki açığın bir bölümü daha güçlü sistem entegrasyonuyla telafi edilebilir. Ancak gerçek ölçüt, Tau Scaling’in ne kadar etkileyici anlatıldığı değil; LogicFolding kullanan ürünlerin üretim verimi, güç tüketimi, sürdürülebilir performansı ve gerçek dünya iş yüklerindeki sonuçları olacak.
Bu fikrin çip üzerindeki karşılığı ise LogicFolding. Teknoloji, mantık, analog ve bellek devrelerini daha sıkı ve dikey biçimde entegre ederek kritik sinyal yollarını kısaltmayı amaçlıyor. Huawei, bu mimariyi kullanacak ilk akıllı telefon çipini eylülde tanıtmayı planlıyor.
Eylülde ortaya çıkması beklenen Kirin çipi, Huawei’nin iddiaları açısından önemli bir ticari test olacak; ancak tek başına bir duyuru, yeni bir ölçekleme yasasının kanıtı sayılmayacak.
Bağımsız araştırmacıların ve sektör analistlerinin şu noktaları incelemesi gerekecek:
Çip olumlu sonuç verirse bu, mimari tasarım ve sistem entegrasyonunun, daha zayıf üretim altyapısına rağmen performans farkını daraltabileceğini gösterebilir. Fakat bu sonuç, Huawei’nin EUV litografisini ortadan kaldırdığı ya da transistör ölçeklemesinin ekonomik ve fiziksel sınırlarını geçersiz kıldığı anlamına gelmez.
Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın beş katlı kek modeli, yapay zekâ sektörünü üst düzey bir endüstriyel harita olarak anlatıyor: enerji, çipler, bilgi işlem altyapısı, bulut ve yapay zekâ modelleri, uygulamalar. Bu model, yapay zekânın yalnızca bir yazılım veya tek bir modelden ibaret olmadığını ve her katmanın alttaki katmanlara bağlı olduğunu göstermek için kullanılıyor.
Huawei’nin baş bilim insanı Liao Heng’in 18 katlı pagoda modeli ise aynı ekosistemi daha ayrıntılı ve mühendislik odaklı biçimde parçalıyor. Bu yapı; teori, enerji, madencilik, ham maddeler, silikon, transistör tasarımı, wafer üretimi, litografi ve ekipmanlardan başlayıp gelişmiş paketleme, çip mimarisi, derleyiciler, çalışma zamanları, niceleme, yapay zekâ eğitimi, temel modeller, ajanlar, ürünler ve uygulamalara kadar uzanıyor.
Başka bir deyişle Huang’ın modeli, yapay zekâ ekonomisinin ana başlıklarını gösteren bir sektör haritası. Liao’nunki ise “çipler”, “altyapı” ve “modeller” gibi geniş başlıkların içinde hangi teknik ve endüstriyel bağımlılıkların bulunduğunu görünür hâle getiren ayrıntılı bir üretim şeması.
Liao’nun “en kısa katman” veya en zayıf halka argümanı, esasen uçtan uca sistem mühendisliği yaklaşımını ifade ediyor. En gelişmiş yapay zekâ modeli bile yetersiz elektrik, düşük bellek bant genişliği, zayıf paketleme, düşük üretim verimi, eksik yazılım araçları, yavaş bağlantılar veya yetersiz dağıtım altyapısı sorunlarını telafi edemez.
Bir yapay zekâ sisteminin toplam hızı, maliyeti ve güvenilirliği; çoğu zaman en güçlü bileşeninden değil, en fazla darboğaz yaratan bağımlılığından etkilenir. Bu nedenle pagoda modeli, yalnızca daha hızlı bir hızlandırıcı üretmeye değil, katmanlar arasındaki arayüzleri ve koordinasyonu güçlendirmeye odaklanıyor.
Huawei’nin stratejik yaklaşımı, tek tek bakıldığında Nvidia’nın en gelişmiş hızlandırıcılarından daha düşük performans sunabilecek çok sayıda yerli çipi bir küme içinde birlikte çalıştırmak. Bunun için çiplerin yanı sıra bellek, ağ altyapısı, derleyici ve çalışma zamanı yazılımları, model niceleme teknikleri ve dağıtık eğitim sistemlerinin birlikte tasarlanması gerekiyor.
Amaç, kümeyi iletişim beklerken veya işlem birimleri boşta kalırken harcanan zamanı azaltmak. Paralelleştirilmeye uygun iş yüklerinde bu yöntem etkili olabilir. Buna karşılık, daha fazla elektrik, ağ kapasitesi, yazılım karmaşıklığı ve işletme maliyeti gerektirebilir. Bu nedenle çok sayıda orta düzey hızlandırıcı, her zaman daha az sayıdaki üst düzey GPU’nun yerini bire bir tutmayabilir.
Mevcut haberler, Huawei’nin izlediği yönün bu tür çapraz katman iş birliği ve küme koordinasyonuna dayandığını gösteriyor. Ancak bu sistemlerin önde gelen Nvidia altyapılarıyla eşit performans sunduğunu doğrulayan bağımsız kanıtlar hâlâ yetersiz.
Bu yaklaşım, Çin’in yalnızca bir çip tasarlamakla yetinmeyip daha geniş bir yerli teknoloji zinciri kurma çabasıyla örtüşüyor. Tasarım ve üretimin yanı sıra bellek, paketleme, yapay zekâ çatısı, derleyici, sistem entegrasyonu ve veri merkezi altyapısı da bu zincirin parçaları hâline geliyor.
Bunun stratejik nedeni açık: İthalat kısıtlamaları zincirin herhangi bir halkasında ortaya çıktığında, tüm sistemin kapasitesi sınırlanabilir. IDC verilerini aktaran Reuters’a göre, Çinli GPU ve yapay zekâ çipi üreticileri 2025’te ülkenin yapay zekâ hızlandırıcılı sunucu pazarında toplam yaklaşık yüzde 41 pay elde etti. Nvidia ise yüzde 55 ile liderliğini korudu. İhracat kontrolleri ve yerli teknoloji kullanma baskısı, bu pazar değişiminin başlıca itici güçleri arasında gösteriliyor.
Huawei’nin yaptığı şey, yarı iletken fiziğinden kaçmak değil. Şirket, rekabetin merkezini yalnızca transistör boyutundan mimariye, paketlemeye, yazılıma, veri hareketine ve binlerce çipten oluşan sistemlerin koordinasyonuna kaydırmaya çalışıyor.
Bu yaklaşım başarılı olursa, gelişmiş litografi ekipmanlarına erişimdeki açığın bir bölümü daha güçlü sistem entegrasyonuyla telafi edilebilir. Ancak gerçek ölçüt, Tau Scaling’in ne kadar etkileyici anlatıldığı değil; LogicFolding kullanan ürünlerin üretim verimi, güç tüketimi, sürdürülebilir performansı ve gerçek dünya iş yüklerindeki sonuçları olacak.