İhracat bileşimindeki değişim daha dikkat çekici. Makine ve elektrik ürünleri ihracatı ilk yedi ayda yüzde 21,2 artarak 11,12 trilyon yuan’a ulaştı ve toplam ihracatın yüzde 63,8’ini oluşturdu. Entegre devre ihracatı ise 216,02 milyar dolara çıkarak yıllık yüzde 99,5 arttı.
Küresel yapay zekâ yatırımlarındaki hızlı artış, çipler, veri işleme ekipmanları ve diğer elektronik bileşenler için talep yaratıyor. Böylece elektronik ve ileri makine ürünleri, Çin’in ihracatında daha önce sınırlı bir yüksek teknoloji alanı olmaktan çıkıp temel büyüme motorlarından birine dönüşüyor.
Elektrifikasyon da ikinci bir büyüme kanalı oluşturuyor. Elektrikli araçlar, bataryalar, şebeke ekipmanları ve rüzgâr enerjisi bileşenleri, otomotiv ve enerji dönüşümü tedarik zincirleri üzerinden ihracat artışını destekliyor. Mevcut kaynaklarda yeşil ürünler için verilen bazı kalemlerde elektrikli araç ihracatının yüzde 71,2, lityum iyon batarya ihracatının yüzde 35,8 ve rüzgâr türbini ihracatının yüzde 34,8 arttığı belirtiliyor.
Bununla birlikte, tüm ürün grupları için ocak-temmuz dönemine ait doğrulanmış değer ve büyüme oranları aynı kapsamda sunulmuyor. Bu nedenle yapay zekâ sunucuları, endüstriyel robotlar ve 3D yazıcılar gibi kalemlerde mevcut kanıtlar güçlü talebe işaret etse de her biri için kesin dönem toplamları çıkarmak mümkün değil.
İthalatın yüzde 22 artması, Çin ekonomisinde iç tüketim, sanayi üretimi ve yatırım tarafında toparlanma ihtimalini destekliyor. Daha güçlü ara malı ve ekipman ithalatı, ülke içindeki üretim kapasitesini de besleyebilir. Ancak sunulan veriler, bu gelişmeler ile ithalat artışı arasında kesin bir nedensellik kurmak için yeterli değil.
İhracat pazarlarının çeşitlendirilmesi de stratejinin önemli bir parçası. 2026’nın ilk çeyreğinde gelişmekte olan ülkelere yapılan ihracat çift haneli oranlarda büyürken, ürün bileşimi de daha yüksek katma değerli mallara doğru kaydı. Güneydoğu Asya ve Afrika’ya ihracattaki hızlı artışın yanı sıra Avrupa Birliği, Latin Amerika ve diğer bölgelerle ticaret bağlantıları da Çin’in tek bir pazara bağımlılığını azaltma çabasını gösteriyor.
ABD pazarı önemini koruyor, ancak temmuz rakamları yalnızca sürdürülebilir talebi yansıtmıyor olabilir. İhracatçıların olası yeni ABD tarifeleri yürürlüğe girmeden önce sevkiyatları öne çekmesi, aylık büyüme oranını geçici olarak yükseltmiş olabilir. Bu durum, ticaret politikası riskinin veriler üzerinde doğrudan etkisi bulunduğunu gösteriyor.
Çipler, yapay zekâ donanımı, ileri makineler ve elektrikli araçlarla ilgili ürünler yalnızca fiyat üzerinden rekabet etmiyor. Performans, mühendislik kapasitesi, güvenilirlik, teslimat kabiliyeti, entegre tedarik zincirleri ve müşterinin onay süreçleri de belirleyici oluyor. Bu özellikler, düşük maliyetli ve kolay ikame edilebilen ürünlere kıyasla daha yüksek geçiş maliyetleri ve daha istikrarlı talep yaratabiliyor.
Yapay zekâ altyapısına yapılan yatırımlar ile elektrifikasyon, kısa vadeli tüketici harcamalarından ziyade çok yıllı sermaye ve sanayi dönüşümlerine dayanıyor. Bu nedenle söz konusu ürünlere yönelik talep, tüketici güvenindeki geçici zayıflamalara karşı daha dirençli olabilir.
Ancak “daha dayanıklı” ifadesi risksiz anlamına gelmiyor. İhracat kontrolleri, gümrük tarifeleri, sübvansiyon karşıtı soruşturmalar, yerel içerik şartları, yaptırımlar, deniz taşımacılığındaki aksamalar ve zayıflayan dış talep satışları ve kâr marjlarını sınırlayabilir. ABD tarifeleri öncesindeki sevkiyat artışı da bu risklerin hâlâ belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.
Qingdao Qingdian Transformer Co’nun ihracatı ocak-temmuz döneminde iki katına çıkarak 120 milyon yuan’a ulaştı. Küresel elektrik şebekesi yatırımlarının transformatör talebini desteklemesi, Çinli üreticilerin enerji dönüşümüne bağlı ekipman ihracatında yeni fırsatlar yakaladığını gösteriyor. Müşterilerin önceliklerinin fiyattan kaliteye, teknolojiye ve teslimat performansına kaydığı bildiriliyor.
GreaTech Substrates Co’nun yüksek yoğunluklu ve ultra ince baskılı devre kartları, gelişmiş çip tedarik zincirlerine girmeden önce Güneydoğu Asya’daki montaj ve entegrasyon ağlarında kullanılıyor. Bu örnek, Çinli şirketlerin yalnızca nihai ürün satan bir modelden, uzmanlaşmış ara bileşenler ve sınır ötesi üretim ağları sağlayan bir modele doğru ilerlediğine işaret ediyor.
Liaoning eyaletinde makine ve elektrik ürünleri ihracatı aynı dönemde 140,51 milyar yuan’a yükseldi; yıllık artış yüzde 18,6 oldu. Bu kalem, eyaletin toplam ihracatının yüzde 53,3’ünü oluşturdu. Veriler, ihracattaki teknolojik yükselişin yalnızca kıyı bölgelerindeki tüketim ürünleri merkezleriyle sınırlı kalmadığını, sanayi bölgelerine ve sermaye ekipmanı tedarik zincirlerine de yayıldığını gösteriyor.
Son veriler, Çin ihracatının çipler, yapay zekâ bağlantılı teknoloji, ileri makineler, araçlar ve yeşil ürünler etrafında daha yüksek katma değerli bir yapıya kavuştuğunu gösteriyor. Makine ve elektrik ürünlerinin toplam ihracattaki yüzde 63,8’lik payı, bu dönüşümün artık marjinal bir eğilim olmadığını ortaya koyuyor.
Bu yapı, Çin’in küresel ihracat pazarındaki konumunu dalgalı ticaret koşullarında korumasına yardımcı olabilir. Ancak eğilimin kalıcı hâle gelmesi; teknoloji talebinin sürmesine, yeni pazarlara erişimin genişlemesine ve şirketlerin tarifeler ile tedarik zinciri risklerini yönetebilmesine bağlı olacak.