Risk, tankerlerin davranışlarına da yansıyor. Analistler, son Yanbu yüklemelerinin gemilerin takip sinyallerini kapattığı “karanlık” operasyonlar şeklinde yapıldığını belirtti. Ayrıca Yanbu yükleme hacimlerine ilişkin tahminler veri sağlayıcılarına göre ciddi biçimde değişti. Bu durum, ticareti güvenilir biçimde izlemenin ne kadar zorlaştığını gösteriyor.
Rafineriler açısından sorun yalnızca petrolün yüklenip yüklenemeyeceği değil. Alıcıların uygun bir tanker bulması, güvenlik ve navlun maliyetlerini hesaplaması, olası gecikmelere hazırlanması ve teslimat tarihindeki belirsizliği yönetmesi gerekiyor. Bu riskler, indirimli bir ham petrol kargosunun sağlayacağı avantajı aşabiliyor.
Aramco, Eylül ayı için Arab Light ham petrolünün Asya satış fiyatını Oman/Dubai göstergesinin varil başına 2 dolar altında belirledi. Bu seviye, 2020’den bu yana görülen en düşük fiyat olarak bildirildi ve kesintilerin yaşandığı bir piyasada talebi desteklemeyi amaçlıyordu.
Ancak resmî satış fiyatı, rafinerinin yaptığı toplam hesabın yalnızca bir parçası. Alternatif bir limandan yüklenen kargonun navlun, elleçleme ve programlama maliyetleri farklı olabilir. Bu nedenle alıcılar yalnızca gösterge fiyata göre indirime değil, petrolün rafineriye ulaşana kadarki toplam maliyetine bakmak zorunda.
Asyalı rafinerilerin alternatif rotalardan teslim edilen kargolar için ek indirim istemesinin nedeni de bu. Aramco’nun, Akdeniz’deki bir yükleme noktası olan Sidi Kerir’den gönderilecek petrol için ayrı bir resmî fiyat belirlemeyi değerlendirdiği bildirildi. Çünkü Sidi Kerir’in lojistik koşulları, Basra Körfezi’ndeki geleneksel teslimatlarla aynı değil.
Suudi Arabistan, ham petrolü Mısır üzerinden SUMED sistemiyle taşıyarak Akdeniz’deki Sidi Kerir terminalinden yükleyebiliyor. Böylece gemiler Kızıldeniz’in ve Babülmendep’in daha riskli kesiminden kaçınabiliyor. Husilerin Suudi deniz taşımacılığına yönelik deniz ablukası açıklamasının ardından, Suez rotasındaki Suudi ihracatı haftalık bazda yüzde 106 artarak günlük 1,06 milyon varile çıktı. Aynı dönemde Babülmendep üzerinden yapılan ihracat Kpler verilerinde sıfırlandı.
Fakat bu alternatif de sorunsuz değil. Akdeniz’den Asya’ya giden bir tanker, Babülmendep’i kullanmak yerine Afrika’nın çevresinden dolaşmak zorunda kalabilir. Aramco Üst Yöneticisi, Akdeniz rotasının Babülmendep güzergâhına kıyasla seferleri 20–25 gün uzatabileceğini söyledi. Bu da navlun ve finansman giderlerini artırıyor, denizde bağlı kalan stok miktarını büyütüyor ve rafineri planlamasını zorlaştırıyor.
CNBC’nin aktardığı Kpler verilerine göre Sidi Kerir’den yapılan ihracat, ağustosta temmuzdaki yaklaşık 1 milyon varil/gün seviyesinden yaklaşık 2,3 milyon varil/güne çıkarak iki kattan fazla arttı. Artışın büyük bölümünün Suudi ham petrolünden kaynaklandığı belirtildi.
Eylül düzenlemeleri Asya genelinde aynı değil. Aramco’nun Japon ve Güney Koreli rafinerilerden bazı kargoları Sidi Kerir’den almasını istediği, Çin, Tayvan ve Hindistan’daki işlemcilerin çoğundan ise yüklemeleri Yanbu’dan gerçekleştirmelerinin talep edildiği bildirildi.
Bu ayrım, tek tip bir bölgesel politikadan çok alıcı bazında yürütülen görüşmelere işaret ediyor. Her rafinerinin tanker erişimi, liman anlaşmaları, sözleşme koşulları, risk toleransı ve daha uzun bir seferin maliyetini karşılama kapasitesi farklı. Aramco ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Fujairah açıklarında gemiden gemiye transfer yoluyla bazı Arab Medium ve Arab Heavy kargoları sunmak gibi başka çözümler de müzakere etti.
Uzun vadeli tedarik sözleşmeleri, her aylık tahsisatın her koşulda mutlaka alınacağını garanti etmiyor. Bildirilenlere göre en az bir rafineri, Sidi Kerir’den Afrika’nın çevresine uzanan rotanın maliyeti çok yükselirse eylül tahsisatından vazgeçebilir.
Rota değişiklikleri, Suudi Arabistan’ın ihracat kapasitesiyle normal ihracat operasyonlarının aynı şey olmadığını gösteriyor. Aramco, Husilerin Kızıldeniz taşımacılığını sekteye uğratma girişimlerinin ihracat kapasitesini azaltmadığını söyledi. Şirket ayrıca Doğu-Batı Boru Hattı üzerinden Yanbu’ya akışları artırdı; hattın açıklanan kapasitesi günlük 7 milyon varil.
Bununla birlikte kapasiteyi korumak artık daha uzun rotalar, geçici tahsisatlar ve daha az görünür tanker hareketleri gerektiriyor. Petrol yine alıcıya ulaşabilir; ancak tedarik zinciri daha belirsiz, daha pahalı ve riskin daha büyük bölümünü alıcıların üstlendiği bir yapıya dönüşüyor.
Aramco’nun finansal sonuçları da üretici ile rafineri arasındaki farkı ortaya koyuyor. Şirket, ikinci çeyrekte düzeltilmiş net kârını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33 artırarak 33,4 milyar dolara çıkardı. Yüksek ham petrol fiyatları, düşük satış hacimleri ve taşımacılıktaki aksaklıkların etkisini aştı.
Ancak yüksek petrol fiyatları Asyalı rafinerileri aynı ölçüde korumuyor. Rafineriler hammaddeyi güvence altına almak, daha uzun mesafelerde taşımak ve tesislerini programa uygun biçimde beslemek zorunda. Bu nedenle eylül ayındaki temel soru, Suudi petrolünün yükleme noktasında ucuz olup olmadığı değil; rota riski, navlun, gecikme ve sigorta hesaba katıldığında hâlâ rekabetçi kalıp kalmadığı.
Risk, tankerlerin davranışlarına da yansıyor. Analistler, son Yanbu yüklemelerinin gemilerin takip sinyallerini kapattığı “karanlık” operasyonlar şeklinde yapıldığını belirtti. Ayrıca Yanbu yükleme hacimlerine ilişkin tahminler veri sağlayıcılarına göre ciddi biçimde değişti. Bu durum, ticareti güvenilir biçimde izlemenin ne kadar zorlaştığını gösteriyor.
Rafineriler açısından sorun yalnızca petrolün yüklenip yüklenemeyeceği değil. Alıcıların uygun bir tanker bulması, güvenlik ve navlun maliyetlerini hesaplaması, olası gecikmelere hazırlanması ve teslimat tarihindeki belirsizliği yönetmesi gerekiyor. Bu riskler, indirimli bir ham petrol kargosunun sağlayacağı avantajı aşabiliyor.
Aramco, Eylül ayı için Arab Light ham petrolünün Asya satış fiyatını Oman/Dubai göstergesinin varil başına 2 dolar altında belirledi. Bu seviye, 2020’den bu yana görülen en düşük fiyat olarak bildirildi ve kesintilerin yaşandığı bir piyasada talebi desteklemeyi amaçlıyordu.
Ancak resmî satış fiyatı, rafinerinin yaptığı toplam hesabın yalnızca bir parçası. Alternatif bir limandan yüklenen kargonun navlun, elleçleme ve programlama maliyetleri farklı olabilir. Bu nedenle alıcılar yalnızca gösterge fiyata göre indirime değil, petrolün rafineriye ulaşana kadarki toplam maliyetine bakmak zorunda.
Asyalı rafinerilerin alternatif rotalardan teslim edilen kargolar için ek indirim istemesinin nedeni de bu. Aramco’nun, Akdeniz’deki bir yükleme noktası olan Sidi Kerir’den gönderilecek petrol için ayrı bir resmî fiyat belirlemeyi değerlendirdiği bildirildi. Çünkü Sidi Kerir’in lojistik koşulları, Basra Körfezi’ndeki geleneksel teslimatlarla aynı değil.
Suudi Arabistan, ham petrolü Mısır üzerinden SUMED sistemiyle taşıyarak Akdeniz’deki Sidi Kerir terminalinden yükleyebiliyor. Böylece gemiler Kızıldeniz’in ve Babülmendep’in daha riskli kesiminden kaçınabiliyor. Husilerin Suudi deniz taşımacılığına yönelik deniz ablukası açıklamasının ardından, Suez rotasındaki Suudi ihracatı haftalık bazda yüzde 106 artarak günlük 1,06 milyon varile çıktı. Aynı dönemde Babülmendep üzerinden yapılan ihracat Kpler verilerinde sıfırlandı.
Fakat bu alternatif de sorunsuz değil. Akdeniz’den Asya’ya giden bir tanker, Babülmendep’i kullanmak yerine Afrika’nın çevresinden dolaşmak zorunda kalabilir. Aramco Üst Yöneticisi, Akdeniz rotasının Babülmendep güzergâhına kıyasla seferleri 20–25 gün uzatabileceğini söyledi. Bu da navlun ve finansman giderlerini artırıyor, denizde bağlı kalan stok miktarını büyütüyor ve rafineri planlamasını zorlaştırıyor.
CNBC’nin aktardığı Kpler verilerine göre Sidi Kerir’den yapılan ihracat, ağustosta temmuzdaki yaklaşık 1 milyon varil/gün seviyesinden yaklaşık 2,3 milyon varil/güne çıkarak iki kattan fazla arttı. Artışın büyük bölümünün Suudi ham petrolünden kaynaklandığı belirtildi.
Eylül düzenlemeleri Asya genelinde aynı değil. Aramco’nun Japon ve Güney Koreli rafinerilerden bazı kargoları Sidi Kerir’den almasını istediği, Çin, Tayvan ve Hindistan’daki işlemcilerin çoğundan ise yüklemeleri Yanbu’dan gerçekleştirmelerinin talep edildiği bildirildi.
Bu ayrım, tek tip bir bölgesel politikadan çok alıcı bazında yürütülen görüşmelere işaret ediyor. Her rafinerinin tanker erişimi, liman anlaşmaları, sözleşme koşulları, risk toleransı ve daha uzun bir seferin maliyetini karşılama kapasitesi farklı. Aramco ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Fujairah açıklarında gemiden gemiye transfer yoluyla bazı Arab Medium ve Arab Heavy kargoları sunmak gibi başka çözümler de müzakere etti.
Uzun vadeli tedarik sözleşmeleri, her aylık tahsisatın her koşulda mutlaka alınacağını garanti etmiyor. Bildirilenlere göre en az bir rafineri, Sidi Kerir’den Afrika’nın çevresine uzanan rotanın maliyeti çok yükselirse eylül tahsisatından vazgeçebilir.
Rota değişiklikleri, Suudi Arabistan’ın ihracat kapasitesiyle normal ihracat operasyonlarının aynı şey olmadığını gösteriyor. Aramco, Husilerin Kızıldeniz taşımacılığını sekteye uğratma girişimlerinin ihracat kapasitesini azaltmadığını söyledi. Şirket ayrıca Doğu-Batı Boru Hattı üzerinden Yanbu’ya akışları artırdı; hattın açıklanan kapasitesi günlük 7 milyon varil.
Bununla birlikte kapasiteyi korumak artık daha uzun rotalar, geçici tahsisatlar ve daha az görünür tanker hareketleri gerektiriyor. Petrol yine alıcıya ulaşabilir; ancak tedarik zinciri daha belirsiz, daha pahalı ve riskin daha büyük bölümünü alıcıların üstlendiği bir yapıya dönüşüyor.
Aramco’nun finansal sonuçları da üretici ile rafineri arasındaki farkı ortaya koyuyor. Şirket, ikinci çeyrekte düzeltilmiş net kârını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33 artırarak 33,4 milyar dolara çıkardı. Yüksek ham petrol fiyatları, düşük satış hacimleri ve taşımacılıktaki aksaklıkların etkisini aştı.
Ancak yüksek petrol fiyatları Asyalı rafinerileri aynı ölçüde korumuyor. Rafineriler hammaddeyi güvence altına almak, daha uzun mesafelerde taşımak ve tesislerini programa uygun biçimde beslemek zorunda. Bu nedenle eylül ayındaki temel soru, Suudi petrolünün yükleme noktasında ucuz olup olmadığı değil; rota riski, navlun, gecikme ve sigorta hesaba katıldığında hâlâ rekabetçi kalıp kalmadığı.