İşlem aktivitesi, dolaşımdaki değerden de hızlı arttı. Tokenize hisselerde aylık zincir üstü işlem hacmi temmuzda 11,3 milyar dolara ulaşarak aylık bazda yüzde 288 yükseldi. Ancak bunun önemli bölümü tek bir üründe yoğunlaştı: Tokenize Invesco QQQ Trust, 9,27 milyar dolarlık hacim üretti. Bu nedenle manşetlerdeki toplam hacim, az sayıda üründen gelen işlemlerin etkisini de taşıyordu.
RWA.xyz’in ağustos tarihli bir görünümünde Ondo, yaklaşık 873 milyon dolarlık dolaşımdaki değerle ilk sırada yer aldı. Onu yaklaşık 555,9 milyon dolarla xStocks ve yaklaşık 480,8 milyon dolarla Binance’in bStocks ürünü izledi. Başka ağustos tahminlerinde ise yeni arzların piyasaya girmesiyle bStocks’un xStocks’un önüne geçtiği görüldü. Bu tablo, sıralamaların kısa sürede değişebildiğini gösteriyor.
Ondo Stocks ayrıca, Eylül 2025’teki lansmanından sonraki 10 ay içinde toplam kilitli değerin 1,01 milyar doları, kümülatif işlem hacminin ise 27 milyar doları aştığını açıkladı. Bu hacme merkezi borsalar, merkeziyetsiz borsalar ve birincil ihraç ile itfa işlemleri de dâhil edildiği için rakam, tek bir platformun zincir üstü işlem hacmiyle doğrudan karşılaştırılamaz.
Binance’in bStocks ürünü ise likidite ve dağıtım tarafında hızla önemli bir kanal hâline geldi. Temmuzda bStocks, bildirilen tokenize hisse işlem hacminin 9,41 milyar dolarlık bölümünü, yani yüzde 83,3’ünü oluşturdu. Bu aktivitenin neredeyse tamamı tokenize QQQ işlemlerinden geldi. Dolayısıyla Binance’in gücü özellikle işlem hacminde, Ondo’nun üstünlüğü ise çeşitli piyasa anlık görüntülerinde dolaşımdaki değer bakımından daha belirgin oldu.
xStocks da geniş kullanıcı ve işlem tabanıyla rakip bir zincir üstü model sundu. Daha önceki bir platform karşılaştırmasında xStocks, sahip sayısı ve işlem adedinde Ondo’nun önüne geçerken Ondo toplam kilitli değer ve kümülatif merkeziyetsiz borsa hacminde liderdi.
Binance’in hisse senedi genişlemesi, birbiriyle ilişkili ancak hukuken farklı iki katmandan oluştu. Geleneksel hisse hizmetinde emirler Nest Trading üzerinden Alpaca Securities’e yönlendirildi. Alpaca; işlemlerin gerçekleştirilmesi, takas, mutabakat, saklama, temettü ödemeleri ve kurumsal aksiyonlardan sorumlu oldu. Binance ise menkul kıymetleri kendisinin saklamadığını belirtti.
Buna ayrı bir katman olarak bStocks, seçili ABD hisseleri ve borsa yatırım fonlarının tokenize temsillerini sundu. Binance’in ağustos güncellemeleri; bir dakikadan bir aya kadar K-çizgi grafik aralıkları, yatay kaydırma, yüzde, logaritmik ve ters çevrilmiş grafik görünümleri, gece verisini açıp kapatma seçeneği ve kazançlar ile marjlar gibi finansal göstergeleri ekledi. Platform ayrıca hisse transferi işlevi de sundu.
Transfer özelliği, Depository Trust Company’nin (DTC) brokerdan brokera transfer sürecini kullandı. Binance’in destek belgelerine göre transfer talepleri hafta içi her gün toplu olarak işleniyor ve aracı kurumlara bağlı olarak tamamlanması en az 14 iş günü sürebiliyor.
Bu özellikler ürünleri daha bütünleşik bir işlem terminali gibi gösterse de geleneksel aracılık hesabındaki gerçek hisse pozisyonu ile blokzincir tabanlı token arasındaki hukuki farkı ortadan kaldırmıyor.
“Tokenize hisse” tek tip bir ürün değil. Sentetik bir token, bir hissenin fiyatını takip edebilir ancak yatırımcının adını şirketin resmî ortaklık kayıtlarına yazdırmayabilir. Böyle bir ürün kripto ekosistemine özgü erişim, parçalı yatırım ve potansiyel olarak sürekli işlem imkânı sunabilir. Buna karşılık token sahibi oy hakkına, doğrudan temettü hakkına, şirket bilgilerinden yararlanma hakkına veya şirket varlıkları üzerinde doğrudan bir talebe sahip olmayabilir.
İhraççı destekli ve hukuken yerleşik modeller farklı bir yaklaşım izliyor. Securitize ve Superstate gibi platformlar, tokenin hukuken tanınan bir hisseyi temsil ettiği ve mülkiyet kaydının düzenlemeye tabi bir transfer kuruluşunun altyapısı üzerinden tutulduğu zincir üstü menkul kıymet modelleri üzerinde çalıştı. Bu yapılar, ilgili ihraç ve transfer kısıtlarına tabi olmak üzere temettü ve oy hakkı gibi hakları korumayı amaçlıyor.
ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (SEC) Ocak 2026 tarihli açıklaması, düzenleyici çerçevedeki temel noktayı netleştirdi: Bir menkul kıymetin kripto ağı üzerinde temsil edilmesi, onu federal menkul kıymetler hukukunun dışına çıkarmıyor. Teknoloji, mülkiyet kayıtlarının nasıl tutulabileceğini değiştiriyor; menkul kıymet kurallarından otomatik bir muafiyet yaratmıyor.
Sentetik ve sarmalayıcı türündeki ürünlerin cazibesi açık. Bu ürünler uluslararası ölçekte daha kolay dağıtılabilir, kriptoya özgü mutabakat süreçlerini destekleyebilir, geleneksel piyasa saatleri dışında işlem görebilir ve merkeziyetsiz finans uygulamalarıyla birleştirilebilir. Bu özellikler likiditenin belirli platformlarda toplanmasına ve erişimin genişlemesine yardımcı olabilir.
Ancak erişilebilirlik, yapıya bağlı olarak hukuki eşdeğerlik pahasına gelebilir. Token sahibi, doğrudan hissedar olmak yerine aracı kuruma karşı sözleşmesel bir talebe sahip olabilir. Oy hakkı, yasal bilgilendirme korumaları veya ihraççıya karşı doğrudan talep de bulunmayabilir.
Hukuken tanınan zincir üstü hisseler daha güçlü bir mülkiyet vaadi sunuyor. Fakat bu modellerin menkul kıymetler hukuku, yatırımcı uygunluğu, transfer kontrolleri ve uyum yükümlülükleri içinde çalışması gerekiyor. Bu sınırlamalar, serbest kripto işlemlerine kıyasla birleştirilebilirliği azaltabilir ve likiditeyi farklı platformlara bölebilir.
2026, yatırımcıların hisse senedi maruziyetine zincir üstünden erişmek istediğini gösterdi. Piyasa değeri büyüdü, işlem hacimleri rekor seviyelere çıktı ve tokenize hisseler cüzdan erişimi bakımından RWA kategorileri arasında öne çıktı. Ancak piyasa, hangi modelin kalıcı finansal altyapıya dönüşeceği konusunda henüz karar vermedi: Hissenin yalnızca fiyatını takip eden, erişimi yüksek bir token mi; yoksa yatırımcı ile şirket arasındaki tam hukuki ilişkiyi koruyan, düzenlemeye tabi zincir üstü bir hisse mi?
Belirleyici olan, “tokenize hisse” etiketi değil, yatırımcının bu tokeni aldığında hangi haklara sahip olduğudur.