Lavrov’un yaklaşımının merkezinde, özel kişilerle bir ülkenin aktif görevdeki askerleri arasındaki fark bulunuyor. Rus bakana göre, görevdeki Ukrayna askerleri yasa dışı silahlı grupların düzenlediği saldırılara katılıyorsa bu, münferit kişilerin eylemi olarak değerlendirilemez. Böyle bir durumun, üçüncü ülkelere karşı şiddette devlet düzeyinde bir katılım anlamına geleceğini savunan Lavrov, bu nedenle “devlet terörü” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte mevcut haberler, Ukraynalı askerlerin söz konusu saldırıları gerçekleştirdiğini ortaya koymuyor. Ukrayna’yla ilgili daha önceki suçlamalar da taraflarca reddedilmiş veya tartışmalı kalmıştı. Dolayısıyla saldırıların sorumluluğu hâlâ çözümlenmemiş bir konu; kesinleşmiş bir bulgu değil.
Lavrov, Fransa’yı da Sahra-Sahel bölgesindeki silahlı grupları doğrudan silahlandırmak ve finanse etmekle suçladı. Rus bakan, eski sömürge gücünün Batı Afrika’nın bazı kesimlerindeki askerî ve siyasi etkisini kaybetmesinin ardından nüfuzunu korumaya çalıştığını ileri sürdü.
Bu açıklama, Moskova’nın Batılı ülkelerin Sahel’deki askerî yönetimlerin Rusya’ya yönelmesini engellemek için silahlı grupları desteklediği yönündeki daha geniş anlatısına uyuyor. Fransa’nın, bölge hükümetlerinin ve Rusya’nın güvenlik sorunlarına ilişkin anlatıları ise birbirinden oldukça farklı. Bu nedenle Lavrov’un sözleri bağımsız biçimde doğrulanmış bir tespit değil, siyasi bir suçlama olarak okunmalı.
Lavrov, Rusya Savunma Bakanlığı’nın kontrolündeki Africa Corps’u yasa dışı bir dış müdahale gücü olarak değil, Afrika hükümetlerinin davetiyle faaliyet gösteren meşru bir güvenlik ortağı olarak tanımladı. Birliklerin, Moskova’nın meşru kabul ettiği hükümetlerin resmî talepleri doğrultusunda görev yaptığını ve kendilerine verilen talimatları yerine getirdiğini söyledi.
Bu savunma, Rusya’nın Sahel’deki rolü açısından kritik önem taşıyor. Burkina Faso, Mali ve Nijer, Fransız güçlerini ülkelerinden çıkardıktan sonra Moskova’dan askerî destek istedi. Rusya ayrıca bu üç ülkenin planladığı 5.000 kişilik ortak güç için silah ve eğitim desteği taahhüt etti.
Africa Corps’un meşru bir güvenlik ortağı mı yoksa Rus nüfuzunun bir aracı mı olduğu, değerlendirmeyi yapan hükümete veya kuruma göre değişiyor. Bu nedenle Lavrov’un açıklaması aynı anda hem Rusya’nın bölgedeki varlığına yönelik hukuki bir savunma hem de Moskova’nın egemenlik anlayışına ilişkin bir mesaj niteliği taşıyor: Güvenlik iş birliği, eski sömürgeci güçler ya da Batı öncülüğündeki yapılar yerine ulusal hükümetlerin talebiyle yürütülmeli.
Lavrov’un sözleri, Temmuz 2024’te kuzey Mali’de yaşanan çatışmaların ardından başlayan tartışmayı yeniden gündeme taşıdı. Tuareg öncülüğündeki güçler, Tinzaouaten yakınlarında Mali askerleri ile Wagner bağlantılı savaşçıları yendiklerini açıkladı. Bunun ardından Ukrayna askerî istihbaratından bir sözcünün açıklamaları Bamako tarafından Ukrayna’nın olaylara dâhil olduğuna dair kanıt olarak yorumlandı ve Mali, Ukrayna’yla diplomatik ilişkilerini kesti.
Suçlamalar o dönemde de tartışmalıydı. Tuareg isyancı koalisyonunun bir temsilcisi, Ukrayna da dâhil olmak üzere dışarıdan hiçbir yardım almadıklarını söyledi. Ukrayna ise isyancılara insansız hava aracı sağlamadığını açıkladı. Buna rağmen Burkina Faso, Mali ve Nijer, Kiev’i isyancı grupları desteklemekle suçlayan bir başvuruyu Birleşmiş Milletler’e iletti.
Bu geçmiş, Lavrov’un son açıklamasının Sahel’de neden siyasi ağırlık taşıdığını açıklıyor. Moskova, 2024’te Mali güçleri ve Rusya bağlantılı savaşçıların karıştığı tartışmalı olayı, Ukrayna’nın Rusya’yla savaşını Afrika’ya bilinçli biçimde taşıdığı yönündeki daha geniş anlatıya bağlıyor. Ancak incelenen kaynaklar bu yorumu bağımsız biçimde doğrulamıyor.
Lavrov’un suçlamaları, Burkina Faso, Mali ve Nijer’deki büyük kurumsal ve siyasi eksen değişimi sırasında geldi. Askerî yönetim altındaki üç ülke, anayasal yönetime dönüş konusunda Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu’yla (ECOWAS) yaşanan uzun anlaşmazlığın ardından 29 Ocak 2025’te birlikten resmen ayrıldı. Daha sonra kendi bölgesel çerçeveleri olan Sahel Devletleri İttifakı’nı geliştirdiler.
Üç ülke Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden (UCM) ayrılma sürecini de başlattı. UCM, Burkina Faso, Mali ve Nijer’in Roma Statüsü’nden çekilme bildirimlerini sunduğunu ve bir yıl sürecek hukuki süreci başlattığını doğruladı. Bu hükümetler mahkemeyi “yeni sömürgeci baskının” bir aracı olarak nitelendirirken, eleştirmenler çekilmenin hesap verebilirlik mekanizmalarını daraltabileceği uyarısında bulunuyor.
Rusya, bu yeni bölgesel hizalanmanın başlıca dış güvenlik ortağı olarak konumlanıyor. Cihatçı şiddet sürerken askerî yönetimler Fransız güçlerini sınır dışı etti ve Rusya’dan destek istedi. Moskova’nın silah, eğitim ve ortak Sahel gücü için verdiği taahhütler, ilişkiye yalnızca ideolojik değil, somut bir askerî boyut da kazandırıyor.
Lavrov’un yaklaşımı, üç askerî yönetimi ECOWAS’a karşı desteklemekten ibaret değil. Rusya, ECOWAS ile Sahel ülkeleri arasındaki ilişkilerin yeniden kurulmasına yardımcı olmaya hazır olduğunu açıkladı ve bölgesel örgütle bir iş birliği mutabakatı üzerinde görüşmeler yürüttü.
Bu durum Moskova’nın iki kanallı bir strateji izlediğini gösteriyor. Rusya, Burkina Faso, Mali ve Nijer’le yakın güvenlik ilişkilerini korurken ECOWAS üyelerine de bölgesel güvenlik ve uzlaşma alanlarında potansiyel bir ortak olarak görünmeye çalışıyor. Gana’nın Rusya’yla temasları bu diplomatik kanalın bir parçası. Ancak Akra, Moskova’nın Ukrayna’daki savaşının sonuçları konusunda kendi endişelerini de gündeme getiriyor.
Aynı görüşmelerde Gana, vatandaşlarının Rusya adına Ukrayna’da savaşmak üzere işe alındığı yönündeki iddiaları gündeme getirdi. Ablakwa, 62 Ganalının hayatını kaybettiğini, 15 kişinin ise kayıp olduğunu söyledi. Lavrov, konuyu Rusya’nın inceleyeceğini belirtti ve meselenin Rusya Savunma Bakanlığı’nın yetki alanında olduğunu ifade etti.
Bu konu, görüşmeye dikkat çekici bir gerilim taşıdı. Rusya, Ukrayna’yı Afrika’ya devlet destekli şiddet taşımakla suçlarken Gana, Afrika vatandaşlarının Rusya’nın kendi savaşı için işe alınması iddiaları konusunda Moskova’dan açıklama ve iş birliği talep etti. İki meselenin aynı ölçekte veya aynı nitelikte olduğu söylenemez. Ancak her ikisinin aynı diplomatik görüşmede gündeme gelmesi, Rusya-Ukrayna savaşının Afrika’daki güvenlik, askerî recruitment ve egemenlik tartışmalarıyla giderek daha fazla iç içe geçtiğini gösteriyor.
Lavrov’un sözleri aynı anda birkaç siyasi amaca hizmet ediyor:
En önemli çekince ise suçlamaların doğrulanma düzeyi. Lavrov’un Ukraynalı askerler ve Fransa’nın silahlı gruplara desteği hakkındaki iddiaları bağımsız olarak kanıtlanmış değil. Kesinleşen daha geniş eğilim ise jeopolitik: Sahel’deki askerî yönetimler Batı’yla bağlantılı çeşitli kurumlardan uzaklaşıyor, Rusya güvenlik rolünü büyütüyor ve Ukrayna savaşıyla bağlantılı anlaşmazlıklar Avrupa’nın çok ötesindeki diplomatik ilişkileri şekillendiriyor.
Lavrov’un yaklaşımının merkezinde, özel kişilerle bir ülkenin aktif görevdeki askerleri arasındaki fark bulunuyor. Rus bakana göre, görevdeki Ukrayna askerleri yasa dışı silahlı grupların düzenlediği saldırılara katılıyorsa bu, münferit kişilerin eylemi olarak değerlendirilemez. Böyle bir durumun, üçüncü ülkelere karşı şiddette devlet düzeyinde bir katılım anlamına geleceğini savunan Lavrov, bu nedenle “devlet terörü” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte mevcut haberler, Ukraynalı askerlerin söz konusu saldırıları gerçekleştirdiğini ortaya koymuyor. Ukrayna’yla ilgili daha önceki suçlamalar da taraflarca reddedilmiş veya tartışmalı kalmıştı. Dolayısıyla saldırıların sorumluluğu hâlâ çözümlenmemiş bir konu; kesinleşmiş bir bulgu değil.
Lavrov, Fransa’yı da Sahra-Sahel bölgesindeki silahlı grupları doğrudan silahlandırmak ve finanse etmekle suçladı. Rus bakan, eski sömürge gücünün Batı Afrika’nın bazı kesimlerindeki askerî ve siyasi etkisini kaybetmesinin ardından nüfuzunu korumaya çalıştığını ileri sürdü.
Bu açıklama, Moskova’nın Batılı ülkelerin Sahel’deki askerî yönetimlerin Rusya’ya yönelmesini engellemek için silahlı grupları desteklediği yönündeki daha geniş anlatısına uyuyor. Fransa’nın, bölge hükümetlerinin ve Rusya’nın güvenlik sorunlarına ilişkin anlatıları ise birbirinden oldukça farklı. Bu nedenle Lavrov’un sözleri bağımsız biçimde doğrulanmış bir tespit değil, siyasi bir suçlama olarak okunmalı.
Lavrov, Rusya Savunma Bakanlığı’nın kontrolündeki Africa Corps’u yasa dışı bir dış müdahale gücü olarak değil, Afrika hükümetlerinin davetiyle faaliyet gösteren meşru bir güvenlik ortağı olarak tanımladı. Birliklerin, Moskova’nın meşru kabul ettiği hükümetlerin resmî talepleri doğrultusunda görev yaptığını ve kendilerine verilen talimatları yerine getirdiğini söyledi.
Bu savunma, Rusya’nın Sahel’deki rolü açısından kritik önem taşıyor. Burkina Faso, Mali ve Nijer, Fransız güçlerini ülkelerinden çıkardıktan sonra Moskova’dan askerî destek istedi. Rusya ayrıca bu üç ülkenin planladığı 5.000 kişilik ortak güç için silah ve eğitim desteği taahhüt etti.
Africa Corps’un meşru bir güvenlik ortağı mı yoksa Rus nüfuzunun bir aracı mı olduğu, değerlendirmeyi yapan hükümete veya kuruma göre değişiyor. Bu nedenle Lavrov’un açıklaması aynı anda hem Rusya’nın bölgedeki varlığına yönelik hukuki bir savunma hem de Moskova’nın egemenlik anlayışına ilişkin bir mesaj niteliği taşıyor: Güvenlik iş birliği, eski sömürgeci güçler ya da Batı öncülüğündeki yapılar yerine ulusal hükümetlerin talebiyle yürütülmeli.
Lavrov’un sözleri, Temmuz 2024’te kuzey Mali’de yaşanan çatışmaların ardından başlayan tartışmayı yeniden gündeme taşıdı. Tuareg öncülüğündeki güçler, Tinzaouaten yakınlarında Mali askerleri ile Wagner bağlantılı savaşçıları yendiklerini açıkladı. Bunun ardından Ukrayna askerî istihbaratından bir sözcünün açıklamaları Bamako tarafından Ukrayna’nın olaylara dâhil olduğuna dair kanıt olarak yorumlandı ve Mali, Ukrayna’yla diplomatik ilişkilerini kesti.
Suçlamalar o dönemde de tartışmalıydı. Tuareg isyancı koalisyonunun bir temsilcisi, Ukrayna da dâhil olmak üzere dışarıdan hiçbir yardım almadıklarını söyledi. Ukrayna ise isyancılara insansız hava aracı sağlamadığını açıkladı. Buna rağmen Burkina Faso, Mali ve Nijer, Kiev’i isyancı grupları desteklemekle suçlayan bir başvuruyu Birleşmiş Milletler’e iletti.
Bu geçmiş, Lavrov’un son açıklamasının Sahel’de neden siyasi ağırlık taşıdığını açıklıyor. Moskova, 2024’te Mali güçleri ve Rusya bağlantılı savaşçıların karıştığı tartışmalı olayı, Ukrayna’nın Rusya’yla savaşını Afrika’ya bilinçli biçimde taşıdığı yönündeki daha geniş anlatıya bağlıyor. Ancak incelenen kaynaklar bu yorumu bağımsız biçimde doğrulamıyor.
Lavrov’un suçlamaları, Burkina Faso, Mali ve Nijer’deki büyük kurumsal ve siyasi eksen değişimi sırasında geldi. Askerî yönetim altındaki üç ülke, anayasal yönetime dönüş konusunda Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu’yla (ECOWAS) yaşanan uzun anlaşmazlığın ardından 29 Ocak 2025’te birlikten resmen ayrıldı. Daha sonra kendi bölgesel çerçeveleri olan Sahel Devletleri İttifakı’nı geliştirdiler.
Üç ülke Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden (UCM) ayrılma sürecini de başlattı. UCM, Burkina Faso, Mali ve Nijer’in Roma Statüsü’nden çekilme bildirimlerini sunduğunu ve bir yıl sürecek hukuki süreci başlattığını doğruladı. Bu hükümetler mahkemeyi “yeni sömürgeci baskının” bir aracı olarak nitelendirirken, eleştirmenler çekilmenin hesap verebilirlik mekanizmalarını daraltabileceği uyarısında bulunuyor.
Rusya, bu yeni bölgesel hizalanmanın başlıca dış güvenlik ortağı olarak konumlanıyor. Cihatçı şiddet sürerken askerî yönetimler Fransız güçlerini sınır dışı etti ve Rusya’dan destek istedi. Moskova’nın silah, eğitim ve ortak Sahel gücü için verdiği taahhütler, ilişkiye yalnızca ideolojik değil, somut bir askerî boyut da kazandırıyor.
Lavrov’un yaklaşımı, üç askerî yönetimi ECOWAS’a karşı desteklemekten ibaret değil. Rusya, ECOWAS ile Sahel ülkeleri arasındaki ilişkilerin yeniden kurulmasına yardımcı olmaya hazır olduğunu açıkladı ve bölgesel örgütle bir iş birliği mutabakatı üzerinde görüşmeler yürüttü.
Bu durum Moskova’nın iki kanallı bir strateji izlediğini gösteriyor. Rusya, Burkina Faso, Mali ve Nijer’le yakın güvenlik ilişkilerini korurken ECOWAS üyelerine de bölgesel güvenlik ve uzlaşma alanlarında potansiyel bir ortak olarak görünmeye çalışıyor. Gana’nın Rusya’yla temasları bu diplomatik kanalın bir parçası. Ancak Akra, Moskova’nın Ukrayna’daki savaşının sonuçları konusunda kendi endişelerini de gündeme getiriyor.
Aynı görüşmelerde Gana, vatandaşlarının Rusya adına Ukrayna’da savaşmak üzere işe alındığı yönündeki iddiaları gündeme getirdi. Ablakwa, 62 Ganalının hayatını kaybettiğini, 15 kişinin ise kayıp olduğunu söyledi. Lavrov, konuyu Rusya’nın inceleyeceğini belirtti ve meselenin Rusya Savunma Bakanlığı’nın yetki alanında olduğunu ifade etti.
Bu konu, görüşmeye dikkat çekici bir gerilim taşıdı. Rusya, Ukrayna’yı Afrika’ya devlet destekli şiddet taşımakla suçlarken Gana, Afrika vatandaşlarının Rusya’nın kendi savaşı için işe alınması iddiaları konusunda Moskova’dan açıklama ve iş birliği talep etti. İki meselenin aynı ölçekte veya aynı nitelikte olduğu söylenemez. Ancak her ikisinin aynı diplomatik görüşmede gündeme gelmesi, Rusya-Ukrayna savaşının Afrika’daki güvenlik, askerî recruitment ve egemenlik tartışmalarıyla giderek daha fazla iç içe geçtiğini gösteriyor.
Lavrov’un sözleri aynı anda birkaç siyasi amaca hizmet ediyor:
En önemli çekince ise suçlamaların doğrulanma düzeyi. Lavrov’un Ukraynalı askerler ve Fransa’nın silahlı gruplara desteği hakkındaki iddiaları bağımsız olarak kanıtlanmış değil. Kesinleşen daha geniş eğilim ise jeopolitik: Sahel’deki askerî yönetimler Batı’yla bağlantılı çeşitli kurumlardan uzaklaşıyor, Rusya güvenlik rolünü büyütüyor ve Ukrayna savaşıyla bağlantılı anlaşmazlıklar Avrupa’nın çok ötesindeki diplomatik ilişkileri şekillendiriyor.