Tartışmanın doğrudan operasyonel bir boyutu da var. Şuafat, Doğu Kudüs’te UNRWA’nın başlıca hizmet noktalarından biri oldu. Kurumun kamp profiline göre bölgede üç okul ve bir sağlık merkezi, kamp sakinlerine sunulan temel tesisler arasında yer alıyor.
Kudüs Belediyesi, binaların UNRWA’ya ait olduğu iddiasını kabul etmiyor. Belediyenin basına yansıyan pozisyonuna göre mülkler özel kişilere ait ve UNRWA bunları uygun izinler ile kira gibi gerekli düzenlemeler olmadan kullandı. Bu çerçevede belediye, kendi müdahalesini BM tesislerine el koyma olarak değil, özel mülklerin izinsiz ya da usulsüz kullanımına ilişkin bir işlem olarak sunuyor.
Buradaki temel sorun, kanıtların kamuoyuna açık biçimde ortaya konmamış olması. İncelenen haberler; kesin mülkiyet kayıtlarını, kira yükümlülüklerini, ödenmediği ileri sürülen kira miktarını veya tesislere giriş için dayanak gösterilen hukuki yetkiyi açıklığa kavuşturmuyor. Bu nedenle söz konusu ayrıntılar kesinleşmiş gerçekler değil, tarafların ileri sürdüğü ve hâlen tartışmalı iddialar olarak değerlendirilmelidir.
Anlaşmazlığın bir diğer boyutu, UNRWA’nın daha önce sunduğu hizmetlerin akıbeti. UNRWA, okul ve sağlık merkezi gibi tesislere yönelik kapatma ve giriş işlemlerinin mültecilere yönelik eğitim, temel sağlık hizmeti ve toplum desteğini tehdit ettiğini belirtiyor. İsrail’in politikası ise UNRWA’nın rolünün İsrail kamu kurumları ve diğer kuruluşlar aracılığıyla sağlanacak alternatif hizmetlerle değiştirilmesini öngörüyor.
Ancak alternatif bir hizmetin açıklanması, pratik sorunu kendiliğinden çözmüyor. Yeni hizmetin, daha önce bu okullara, kliniğe ve toplum ofisine başvuran kişiler için erişilebilir, kesintisiz ve fiilen kullanılabilir olması gerekiyor.
İsrail parlamentosu Knesset, Ekim 2024’te İsrail’in kendi egemenliği altında gördüğü bölgelerde, Doğu Kudüs dâhil, UNRWA’nın faaliyetlerini sona erdirmeyi ve İsrail makamlarının kurumla resmî temasını kesmeyi öngören yasayı kabul etti. 29 Aralık 2025’te yapılan değişiklik ise kısıtlamaları netleştirip genişletti; UNRWA’nın faaliyetleri ve İsrail makamlarıyla ilişkileri üzerinde etkili olan hükümler getirildi.
Uygulama yalnızca resmî faaliyetlerin yasaklanmasıyla sınırlı kalmadı. Değiştirilen çerçeveye ilişkin bir hukuki analiz, UNRWA’nın ayrıcalık ve dokunulmazlıklarını etkileyen ve kurumun kayıtlı tüketici olduğu durumlarda su ile elektrik gibi temel hizmetlerin kesilmesine imkân veren mekanizmaları değerlendirdi. UNRWA’nın açıklamalarına dayanan haberlere göre 27 ve 28 Ocak 2026’da Şuafat’taki UNRWA bağlantılı tesislere su ve elektrik kesintileri uygulandı; etkilenen binalar arasında okullar, sağlık merkezi ve diğer hizmet noktaları bulunuyordu.
En görünür tırmanış, UNRWA’nın Şeyh Cerrah’taki eski merkezinde yaşandı. İsrailli makamlar yerleşkenin kontrolünü ele geçirdi ve 20 Ocak 2026’da buradaki yapılar yıkıldı. BM yetkilileri ile bir grup yabancı hükümet bu işlemi kınarken, İsrail UNRWA’ya yönelik kısıtlamalarının müdahaleyi haklı çıkardığını savundu.
Mayıs 2026’da İsrail kabinesi, eski genel merkez alanında bir savunma kompleksi kurulması planını onayladı. Açıklanan projede askerî müze, askerlik başvuru merkezi ve Savunma Bakanlığı’na ait bir ofis bulunması planlanıyor. Şuafat’taki işlemler, kamu hizmeti kesintileri, kapatma emirleri ve Şeyh Cerrah’taki yeniden geliştirme planı birlikte değerlendirildiğinde, politikanın hem UNRWA’nın çalışma kapasitesini hem de hizmet verdiği fiziksel alanları etkilediği görülüyor.
Mülkiyet tartışmasının sonuçları doğrudan insanların günlük yaşamına yansıyor. Doğu Kudüs’te UNRWA okullarının kapanması, Filistinli mülteci çocukların eğitimini aksattı. UNRWA, Nisan 2025’te Kudüs Belediyesi yetkililerinin İsrail güvenlik güçleri eşliğinde Doğu Kudüs’teki altı UNRWA okuluna girdiğini ve 30 gün sonra yürürlüğe girecek kapatma emirleri verdiğini açıkladı. Şuafat’ta kurumun üç okulunun yaklaşık 1.500 öğrenciye hizmet verdiği bildiriliyor; ancak belirli bir kapatma kararından kaç öğrencinin etkilendiği, kararın zamanına ve kapsamına göre değişiyor.
Sağlık hizmetleri de baskı altında. BM Genel Sekreteri, 12 Ocak 2026’da İsrail makamlarının UNRWA’nın Kudüs Sağlık Merkezi’ne girmesini ve merkezin geçici olarak kapatılması emrini kınadı. Açıklamaya göre merkez her gün yüzlerce Filistinli mülteci hastaya hizmet veriyor ve birçok kişi için temel sağlık hizmetine erişimin tek yolu konumunda.
Bu kesintiler, Batı Şeria genelindeki daha geniş bir erişim krizinin ortasında yaşanıyor. Birleşmiş Milletler, kontrol noktaları, kapılar ve yol barikatları dâhil 900’den fazla fiziksel engelden oluşan ağın insani yardım çalışmalarını geciktirdiğini ve sınırladığını bildirdi. Al Jazeera’nın aktardığı BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre 1 Ocak 2025 ile 30 Haziran 2026 arasında 3.033 yerleşimci saldırısı kaydedildi.
Tablo bu nedenle birbirini büyüten etkilerden oluşuyor: Çocukların eğitimi kesintiye uğruyor, hastalar alıştıkları yerel sağlık hizmetlerini kaybediyor ve insani yardım kuruluşları giderek daha fazla kısıtlanan bir hareket ortamında çalışmak zorunda kalıyor. Şuafat’taki anlaşmazlığın önemi yalnızca birkaç binanın kontrolünün kimde olacağıyla sınırlı değil. Bu binaların kontrolü, temel hizmetlerin sürüp sürmeyeceğini ve bu hizmetlerin yerine konmasından kimin sorumlu olacağını da belirliyor.