Buradaki önemli nokta yalnızca ağustos ayında rekor kırılması değil. Mart ayındaki düşüş kalıcı bir düzeltmeye dönüşmedi. Temmuzda Almanya’daki fiyat sepeti zaten baz seviyenin 4,48 katına ulaşmıştı; ağustos artışı, normalleşmeye dönüşten çok yüksek fiyat döneminin uzadığını gösterdi.
Yüksek kapasiteli kitler, yüksek yoğunluklu DRAM bileşenlerine daha fazla ihtiyaç duydukları için arz baskısına karşı daha kırılgan durumda. Ağustos verilerine ilişkin haberlerde 64 GB, 48 GB ve 32 GB kitler, çift haneli fiyat artışı yaşayan ürünler arasında gösterildi. Nisan ayındaki yükselişin başını ise 48 GB DDR5-6000 modülleri çekti.
Almanya’daki takip sepetinde 8 GB, 16 GB, 24 GB, 32 GB ve 48 GB kapasiteli modüller bulunuyordu. Bu aralık, iki adet 48 GB modülle 96 GB’a ulaşan yapılandırmaları da kapsıyor. Dolayısıyla içerik üreticileri, iş istasyonları ve sanal makine kullananlar için hazırlanan yüksek kapasiteli kitler, arz sıkışıklığına özellikle açık hale geldi.
Bununla birlikte, tüm ürünler aynı yönde hareket etmedi. Örneğin bazı 64 GB kitler ocak ayında kısa süreli olarak ucuzladı; tek tek mağaza listelemeleri, piyasa ortalamasından farklı davranabildi. Ancak bu indirimler genel endeksin yükseliş yönünü değiştirmedi.
AI sunucularında yalnızca grafik işlemcileri bulunmuyor. Bu sistemler; model eğitimi, veri işleme ve çıkarım süreçleri için yüksek bant genişlikli belleğe, yüksek yoğunluklu sistem DRAM’ine ve eğitim verileriyle model kayıtlarını depolamak için hızlı kurumsal SSD’lere ihtiyaç duyuyor. Sektör analizleri, sunucu DRAM’i ve HBM talebinin 2028’e kadar hızlı büyümesini bekliyor. Bu da bellek üretiminin daha büyük bir bölümünün sunucu ürünlerine ayrılması anlamına geliyor.
Bu durum tüketici ürünlerini iki ana kanaldan etkiliyor:
Bu nedenle sorun yalnızca masaüstü DDR5 ile sınırlı değil. NAND Flash da AI ve veri merkezi depolama talebinden etkileniyor. TrendForce, DRAM ve NAND sözleşme fiyatları yüksek kalırken bilgisayar ve telefon gibi tüketici pazarlarında erişilebilirlik sınırına yaklaşılabileceğini belirtiyor.
En doğrudan etki, yüksek bellek kapasitesine ve büyük SSD’lere sahip sistemlerde görülebilir. Belleğin toplam maliyet içindeki payı giriş seviyesindeki bilgisayarlarda daha yüksek olduğu için, fiyat artışı bu segmentte daha ağır hissedilebilir. Üreticiler daha yüksek etiket fiyatlarına, yüksek bellekli seçeneklerin azaltılmasına veya daha temkinli teknik özelliklere yönelebilir.
Kendi bilgisayarını toplayan kullanıcılar açısından da tablo değişmiyor. İşlemci, anakart ve ekran kartının fiyatı aynı kalsa bile DDR5 gerektiren bir platformun toplam maliyeti önemli ölçüde artabiliyor. Bu durum yükseltmelerin ertelenmesine veya daha düşük kapasiteli kitlerin tercih edilmesine yol açabilir.
Akıllı telefonlar hem DRAM hem de NAND kullandığı için artan bellek maliyetleri üreticilerin kâr marjlarını ve ürün planlarını baskılayabilir. Şirketler fiyatları artırabilir, RAM ve depolama seçeneklerini değiştirmeden koruyabilir ya da sevkiyat beklentilerini düşürebilir. Reuters’ın aktardığına göre Apple ile büyük Güney Koreli bellek üreticileri, yükselen bellek fiyatlarının kârlılık ve üretim planlaması üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Sektör analizleri de bellek maliyetlerinin akıllı telefon pazarının toplam ölçeğini etkileyebileceği ve fiyat oynaklığının sonraki mali yıla sarkabileceği uyarısında bulunuyor.
DRAM veya NAND içeren televizyonlar ve diğer cihazlar da aynı girdi maliyeti baskısıyla karşı karşıya. Bununla birlikte, mevcut veriler televizyonlarda ortaya çıkacak artışın kesin oranını göstermiyor. Üreticilerin olası seçenekleri arasında fiyat artırmak, bellek özelliklerini sınırlamak veya düşük kâr marjlı modellerin üretimini azaltmak bulunuyor. Akıllı telefonlar, bilgisayarlar, televizyonlar ve diğer donanımların genel bellek sıkışıklığından etkilenebileceği bildiriliyor.
Bulut hizmeti sağlayıcıları, özellikle yoğun bellek kullanan AI kümeleri kurup işletirken sunucu tarafında daha yüksek maliyetlerle karşılaşıyor. Bellek ve depolama maliyetlerindeki artış, yeni sunucu kapasitesi eklemenin maliyetini yükseltebilir; bu da tedarik önceliklerini ve AI dışındaki iş yüklerinin genişleme hızını etkileyebilir. Mevcut kanıtlar altyapı maliyetlerinin ve arz rekabetinin arttığını destekliyor, ancak bulut müşterileri için her yerde geçerli tek tip bir fiyat artışını göstermiyor.
Bellek üretimi, talepteki ani artışa kısa sürede yanıt veremiyor. Yeni fabrikaların kurulması büyük yatırımlar gerektiriyor; ek kapasitenin ekipmanla donatılması, nitelik testlerinden geçirilmesi ve seri üretime alınması da zaman alıyor. Deloitte, mevcut sermaye harcamalarıyla oluşturulan yeni arzın yaklaşık 2029 veya 2030 civarında anlamlı ölçekte devreye girmesini bekliyor.
Üstelik AI belleği üreticiler açısından ticari olarak son derece cazip. Sunucu müşterileri HBM ve yüksek yoğunluklu DRAM için güçlü taahhütler vermeyi sürdürürse, üreticilerin kıt kapasiteyi bu ürünlere ayırmak için finansal motivasyonu devam edecek. Pazarın az sayıda büyük üretici üzerinde yoğunlaşması da arzın ne kadar hızlı dengelenebileceğini sınırlıyor.
Tahminler, rahatlamanın ne zaman başlayacağı konusunda aynı noktayı göstermiyor. Bloomberg’in aktardığı bir sektör yöneticisi, iyileşmenin 2028’e kadar gelmeyebileceğini söylerken Deloitte yeni kapasitenin yaklaşık 2029 veya 2030’da devreye gireceğini öngörüyor. Bunlar kesin tarihler değil; AI yatırımlarının hızına, tüketici talebine, üretici yatırımlarına ve kapasitenin geleneksel belleğe ne kadar hızlı kaydırılabileceğine bağlı tahminler.
Şimdilik Almanya’daki DDR5 endeksi net bir tablo sunuyor: Mart ayındaki kısa süreli düşüş kıtlığı çözmedi, yüksek kapasiteli kitler baskıya daha fazla maruz kaldı ve AI altyapısı tüketici donanımıyla aynı bellek arzı için doğrudan rekabet ediyor.