Bu saldırı izole bir olay değildi. Önceki günlerde de El-Maha’ya yönelik bir dizi Husi füze ve drone saldırısı düzenlenmişti. 10 Ağustos’ta aynı kente düzenlenen bir saldırıda en az 11 kişi ölmüştü . 11 Ağustos’ta ise yeni balistik füze saldırıları hem El-Maha’yı hem de Marib’deki yerleşim bölgelerini hedef almış, bu saldırılardan bir gün önceki saldırılarda en az 7 kişi ölmüş ve 30 kişi yaralanmıştı
.
Ağustos saldırıları, Husilerin 20 Temmuz 2025’te Suudi Arabistan’a yönelik resmen "deniz ambargosu" ilan etmesiyle başlayan büyük çaplı bir tırmanışın parçasıdır . Husi askeri sözcüsü Yahya Seri, grubun "ablukaya ablukayla, tırmanışa tırmanışla karşılık vereceğini" söylemişti . Bu ilan, Husilerin Suudi Arabistan’ı sorumlu tuttuğu 13 Temmuz’daki Sanaa Uluslararası Havalimanı saldırısının ardından geldi .
Ablukanın ilanından bu yana:
Üst düzey Husi isimleri saldırıların devam edeceğini ve yoğunlaştırılacağını açıkça ifade etti. 14 Ağustos’ta ITV News’e konuşan üst düzey bir Husi yetkili, grubun Suudi Arabistan’a "ders vermek" istediğini belirterek, Kızıldeniz’deki Suudi gemilerine yönelik saldırıları artırma tehdidinde bulundu . Husi askeri sözcüsü Yahya Seri daha önce Suudi askeri yığınaklarını hedef almaya devam edeceklerini söylemiş ve Yemen’deki Suudi takviyelerinin daha fazla saldırıyla karşılanacağı uyarısında bulunmuştu . Husi lideri Mehdi el-Maşat, 20 Temmuz ablukasını duyururken, Sanaa havalimanı saldırısının "cevapsız kalmayacağını" söylemiş ve ablukayı "kuşatmaya kuşatma" yanıtı olarak tanımlamıştı . 13 Ağustos’ta X platformu, Yahya Seri’nin hesabını askıya alarak, onun Husi operasyonel iddialarının ana kanalı haline gelen açıklamalarının kazandığı profili yansıttı .
Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik kampanyası, 20 Temmuz deniz ablukası ilanının ardından keskin bir şekilde tırmandı. Ağustos ortasına gelindiğinde grup, Suudi enerji altyapısını (Najran ve Cizan’daki Aramco tesisleri) vuruyor, Yemen hükümetinin kontrolündeki liman kentlerini (El-Maha) balistik füzelerle bombalıyor ve Bab el-Mendeb’den geçen Suudi gemilerine yönelik saldırıları yoğunlaştırma tehdidinde bulunuyordu. Suudi makamları Najran saldırısını doğrulamazken, Cizan rafinerisindeki yangını doğruladı. Tüm bu gelişmelerin birikimli etkisi, Kızıldeniz deniz ticaretinde önemli bir aksamaya ve bölgesel çatışmada tehlikeli yeni bir cephenin açılmasına yol açtı.