İsrail, Mekke Paktı'na resmi bir yanıt vermemiş olsa da, üst düzey yetkililer özel brifinglerde derin endişelerini dile getirdi. Ynet'e konuşan üst düzey bir İsrailli yetkili, "bu, İsrail'e karşı kurulmuş bir ittifaktır" diyerek Mısır'ın da pakta katılabileceği ve bunun İsrail'in sınırlarına düşman güçleri getirebileceği uyarısında bulundu . İsrailli analistler, İslam'ın en kutsal mekanlarının koruyucusu, İslam dünyasının tek nükleer silaha sahip devleti ve bir NATO üyesini bir araya getiren bu üçlü bloku, İsrail'e karşı düşmanca bir tutum takınabilecek ve İsrail'in bölgesel yayılmacılığını baltalayabilecek bir Sünni eksen olarak değerlendiriyor
.
Kudüs yönetimini en çok endişelendiren unsur ise, El Cezire'nin "İsrail'in sıradaki baş düşmanı" olarak tanımladığı Türkiye'nin paktta yer alması . Anlaşma ayrıca, İsrail'in Abraham Anlaşmaları çerçevesinde Suudi Arabistan'la normalleşme yönündeki uzun süredir devam eden hedefini de zora sokuyor. Suudi Arabistan'ın, İsrail'le gergin veya düşmanca ilişkileri olan Türkiye ve Pakistan'la askeri bir ittifaka girmesi, normalleşmeyi en azından kısa vadede siyasi olarak daha da zorlaştırdı
.
Ynet ve FirstPost'taki analistler, paktı fetih için hazır bekleyen saldırgan bir süper eksen olmaktan ziyade, "ortak kaygıdan doğmuş savunma amaçlı bir önlem" ve bir "kağıt ittifakı" olarak tanımlıyor .
Mekke Paktı'nın en önemli sonucu, Washington'a verdiği mesaj olabilir. Üç imzacı ülke de geleneksel Amerikan ortaklarıdır: Suudi Arabistan uzun süredir ABD'nin güvenlik müşterisidir, Türkiye bir NATO üyesidir ve Pakistan da önemli bir NATO dışı müttefiktir. Ancak bu ülkeler, ABD çerçevesinin dışında üçlü bir savunma paktını resmileştirmeyi tercih ettiler . Zamanlama kritiktir: Anlaşma, İran'ın füze saldırılarını Körfez'deki petrol tesislerine taşıyan ve bölgeyi istikrarsızlaştıran, ABD-İsrail'in İran'a yönelik askeri kampanyasının tırmandığı bir dönemde imzalandı
.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Orta Doğu'nun değişen güvenlik manzarasını yansıtan önemli bir diplomatik gelişmedir. Ancak buna "İslami NATO" demek, yeteneklerini abartmaktır. Pakt, NATO'yu işlevsel kılan kurumsal omurgadan, ortak tehdit algısından ve operasyonel planlamadan yoksundur. Şu an için, en iyi ihtimalle, üç önemli Sünni müttefikin, Amerikan şemsiyesi dışında kolektif güvenlik düzenlemelerini keşfetmeye ve risklerini dağıtmaya hazır olduğuna dair İsrail'e, İran'a ve en önemlisi ABD'ye gönderilmiş siyasi bir sinyal olarak anlaşılabilir. Paktın daha somut bir şeye dönüşüp dönüşmeyeceği, üyelerinin farklı çıkarlarını aşıp bir bildiriyi gerçek bir savunmaya dönüştürecek altyapıyı kurup kuramayacaklarına bağlıdır.