Akıntı, başka amaçlarla çekilmiş Hubble Uzay Teleskobu'nun Gelişmiş Tarama Kamerası (ACS) görüntülerinde fark edildi . Araştırma ekibi, daha önceki çalışmalarda yaklaşık 52 ± 12 küresel küme barındırdığı ve gelgit izleri taşıdığı bilinen UGC 9050-Dw1'in etrafında bozulma işaretleri arıyordu
. Ekip, galaksinin küresel kümelerinden birinden uzanan ince, uzun bir yıldız yapısı keşfetti; bu yapı bir gelgit akıntısının karakteristik özelliklerini taşıyordu
. Kuzeybatı Üniversitesi'nden astrofizikçi Catherine Fielder, galaksinin küresel küme popülasyonunu karakterize eden önceki çalışmalara katkıda bulunmuştu
.
UGC 9050-Dw1, çok düşük yüzey parlaklığına sahip bir ultra-dağınık galaksi (UDG) türüdür. Alışılmadık derecede fazla sayıda küresel kümeye ev sahipliği yapar; galaksinin toplam ışığının yaklaşık %20'si bu yoğun yıldız kümelerinden gelir .
Bir yıldız akıntısının genişliği, eğriliği ve uzunluğu boyunca oluşan boşluklar veya kıvrımlar, içinden geçtiği kütleçekim alanını doğrudan kodlar . Eğer karanlık madde "soğuk" ve topaklıysa, birçok düşük kütleli alt-hale tarafından bozulmaya uğrar ve belirgin boşluklar ile bükülmeler yaratır. Eğer karanlık madde "sıcak" ise, alt-hale popülasyonu değişir ve farklı akıntı şekilleri oluşur. Ekip, UGC 9050-Dw1'de gözlemlenen akıntıyı modelleyerek karanlık madde modellerini daha önce imkansız olan uzaklıklarda test etmeye başladı
.
X-Stream adlı üretken bir modelleme yaklaşımı kullanan ekip, akıntının şekline dinamik modeller uygulayarak ana küresel kümenin kütlesini belirledi ve bir ultra-dağınık galaksi için akıntı tabanlı ilk hale kısıtlamasını sundu . Bu çalışma, UGC 9050-Dw1'in belirli yapısal özelliklere sahip bir karanlık madde halesine sahip olduğunu gösteriyor
.
Ekip, bu keşfin sadece bir başlangıç olduğunu düşünüyor. Gelecek misyonlar bu tür arayışları büyük ölçüde genişletecek:
Avrupa Araştırma Konseyi (ERC) tarafından finanse edilen BeyondSTREAMS ve EXTRADARK gibi projeler, bu tesislerden gelecek akıntı verilerini yorumlamak için gerekli teorik çerçeveleri şimdiden hazırlıyor .
Tüm bu gözlemevleri, bilinen bir avuç galaksi dışı akıntıyı istatistiksel bir örnekleme dönüştürerek, çok çeşitli galaksi türleri ve ortamlarında hassas karanlık madde ölçümlerine olanak tanıyacak .