Ancak açıklamada, taahhütler, kuvvet konuşlandırmaları veya operasyonel savunma yükümlülükleri hakkında herhangi bir ayrıntıya yer verilmedi ve mekanizma dikkat çekici bir şekilde muğlak bırakıldı . NATO'nun aksine, paktın bir komuta yapısı, tanımlanmış asker katkıları veya net bir tırmanma protokolü bulunmuyor. Analistlere göre bu durum, paktın anlık caydırıcılık değerini önemli ölçüde sınırlıyor.
Pakt, üç önemli bölgesel orduyu bir araya getiriyor:
Birlikte, önemli bir konvansiyonel ve stratejik caydırıcılık gücü oluşturuyorlar. Ancak anlaşma, bu yeteneklerin nasıl koordine edileceğini, birleştirileceğini veya kim tarafından komuta edileceğini belirtmiyor. Analistler, bu boşluğun paktı şimdilik daha çok "siyasi bir bildiri" haline getirdiğini söylüyor .
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, paktın tüm bölge ülkelerini kapsayacak şekilde genişletilmesini istediğini açıkça belirtti . Dışişleri Bakanı Fidan, 8 Ağustos'ta anlaşmanın diğer ülkelere açık olduğunu ve Erdoğan'ın ittifakı genişletmeyi umduğunu söyledi. Fidan, özellikle Mısır'ı "doğal ortak" olarak tanımlayarak, "teknik sorunlar" çözüldükten sonra Kahire'nin resmen katılmasını beklediğini belirtti .
Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar da benzer şekilde, paktın "tamamen savunma amaçlı" olduğunu ve ilkelerine bağlı kalmak isteyen diğer ülkelere açık bulunduğunu ifade etti . Katar ve Kuveytli yetkililer de olumlu sinyaller verirken, bazı analistler potansiyel üyelik için Katar ve Kuveyt'in "önce izlenecek isimler" olduğunu belirtiyor .
Mısır'ın aylar süren dörtlü görüşmelere katılımının ardından dördüncü imzacı olması bekleniyordu, ancak son anda imza töreninin dışında bırakıldı . Birden fazla kaynak, Türkiye'nin Kahire'nin katılımı için güçlü baskı yapmasına rağmen Suudi Arabistan'ın Mısır'ın dahil edilmesine karşı çıktığını bildiriyor .
Suudi kaynaklarının belirttiği gerekçeler şunlar:
Mısır merkezli Mada Masr haber sitesi, Kahire'nin ayrıca İsrail, BAE ve ABD ile ilişkilerini zorlayabilecek "Suudi yapımı siyasi bir blok" içine çekilme endişesiyle katılmama kararı aldığını bildirdi . Middle East Eye ise, Mısırlı ve bölgesel kaynaklara dayanarak Kahire'nin, diğer önemli ikili ortaklarını yabancılaştırabilecek bir blokun parçası olarak görünmekten kaçınmak için katılmamayı tercih ettiğini aktardı .
Katar (destekleyici): Katar'ın eski Başbakanı Hamad bin Casim bin Caber El Thani, anlaşmayı "önemli bir anlaşma ve iyimserlik çağrısı yapan bir adım" olarak nitelendirerek kamuoyu önünde memnuniyetini dile getirdi . İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) da anlaşmayı memnuniyetle karşıladı; Genel Sekreter Hüseyin İbrahim Taha, bunu "bölgede ve tüm İslam dünyasında güvenlik ve istikrarı desteklemek için temel bir direk" olarak nitelendirdi .
Hindistan (ihtiyatlı): Hindistan Dışişleri Bakanlığı ölçülü bir yanıt verdi. Hintli analistler, Pakistan'ın merkezi rolü ve blokun Sünni yönelimi göz önüne alındığında, paktı Hindistan'ın bölgesel nüfuzuna potansiyel bir meydan okuma olarak görüyor, ancak Yeni Delhi doğrudan eleştiriden kaçınıyor ve gelişmeleri dikkatle izliyor . Hindustan Times, paktı potansiyel olarak "Hindistan'a karşı stratejik bir araç" olarak kullanılabilecek "yeni bir Sünni blok" olarak analiz etti .
İran (şüpheci/küçümseyici): İran karma ve büyük ölçüde küçümseyici bir yanıt verdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Tahran'ın "endişelenmediğini" belirterek anlaşmayı Riyad'a güvenlik getirmeyecek bir "kağıt anlaşması" olarak nitelendirdi . İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, bölgesel güvenliğin yalnızca bölge ülkeleri tarafından ele alınması gerektiğini belirterek yeni bloğu dolaylı olarak reddetti . Bununla birlikte, bazı İranlı gözlemciler Müslüman ülkeler arasında daha fazla işbirliği çağrısında bulundu .
BAE (şüpheci): BAE'nin tepkisi dikkat çekici bir şekilde eleştirel oldu. BAE Devlet Başkanı'na danışmanlık yapan akademisyen Abdulhalik Abdullah, paktı "bölgesel güç dengelerinin yeniden şekillenmesi" olarak tanımladı ve yeni ittifaktan duyduğu endişeyi dile getirdi . BAE, önemli bir Körfez gücü olmasına rağmen anlaşmanın dışında bırakıldı.
Analistler, Mekke Paktı'nı, özellikle ABD-İran savaşı ve bölgedeki değişen Amerikan taahhütleri sonrasında Sünni güçlerin ABD güvenlik garantilerine olan güvenin aşındığının bir işareti olarak yorumluyor . Pakt, üç bölgesel gücün geleneksel ABD liderliğindeki güvenlik mimarisinin dışında, kendine güvenen bir caydırıcılık çerçevesi oluşturma girişimi olarak görülüyor.
Bununla birlikte, analistler anlaşmanın operasyonel mekanizmalar konusunda muğlak olduğunu vurguluyor — yerleşik bir komuta yapısı, tanımlanmış asker katkıları, istihbarat paylaşım protokolleri ve askeri müdahale için net tetikleyiciler bulunmuyor . Birçok kişi, paktı şu aşamada tam işlevsel bir askeri ittifaktan ziyade daha çok siyasi ve stratejik bir sinyal olarak görüyor ve gerçek caydırıcılık değerinin henüz test edilmediğini belirtiyor .
El Cezire'nin analizi, üç ülkenin bölgesel rakiplerini kışkırtmamaya özen gösterdiğini ve paktın ne ölçüde koordineli askeri eyleme dönüşeceğinin belirsiz olduğunu kaydetti . The Hindu'nun editör ekibi, "Mekke Anlaşması'nın en büyük yükümlülüğü, devam eden savaşların ortasında imzalanmış olmasıdır" diyerek, kolektif güvenlik vaadini "daha en başından büyük ölçüde sembolik" olarak nitelendirdi .
Pakt, 17 Eylül 2025'te Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ve şimdi Türkiye'yi de kapsayacak şekilde genişletilen daha önceki Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması'nın üzerine inşa edilmiştir . Bilgili Türk kaynakları, savunma anlaşmasının "yılların çalışmasına" dayandığını ve mevcut ittifaklarla rekabet değil, tamamlayıcı olacak şekilde tasarlandığını bildirdi .
Ancak açıklamada, taahhütler, kuvvet konuşlandırmaları veya operasyonel savunma yükümlülükleri hakkında herhangi bir ayrıntıya yer verilmedi ve mekanizma dikkat çekici bir şekilde muğlak bırakıldı . NATO'nun aksine, paktın bir komuta yapısı, tanımlanmış asker katkıları veya net bir tırmanma protokolü bulunmuyor. Analistlere göre bu durum, paktın anlık caydırıcılık değerini önemli ölçüde sınırlıyor.
Pakt, üç önemli bölgesel orduyu bir araya getiriyor:
Birlikte, önemli bir konvansiyonel ve stratejik caydırıcılık gücü oluşturuyorlar. Ancak anlaşma, bu yeteneklerin nasıl koordine edileceğini, birleştirileceğini veya kim tarafından komuta edileceğini belirtmiyor. Analistler, bu boşluğun paktı şimdilik daha çok "siyasi bir bildiri" haline getirdiğini söylüyor .
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, paktın tüm bölge ülkelerini kapsayacak şekilde genişletilmesini istediğini açıkça belirtti . Dışişleri Bakanı Fidan, 8 Ağustos'ta anlaşmanın diğer ülkelere açık olduğunu ve Erdoğan'ın ittifakı genişletmeyi umduğunu söyledi. Fidan, özellikle Mısır'ı "doğal ortak" olarak tanımlayarak, "teknik sorunlar" çözüldükten sonra Kahire'nin resmen katılmasını beklediğini belirtti .
Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar da benzer şekilde, paktın "tamamen savunma amaçlı" olduğunu ve ilkelerine bağlı kalmak isteyen diğer ülkelere açık bulunduğunu ifade etti . Katar ve Kuveytli yetkililer de olumlu sinyaller verirken, bazı analistler potansiyel üyelik için Katar ve Kuveyt'in "önce izlenecek isimler" olduğunu belirtiyor .
Mısır'ın aylar süren dörtlü görüşmelere katılımının ardından dördüncü imzacı olması bekleniyordu, ancak son anda imza töreninin dışında bırakıldı . Birden fazla kaynak, Türkiye'nin Kahire'nin katılımı için güçlü baskı yapmasına rağmen Suudi Arabistan'ın Mısır'ın dahil edilmesine karşı çıktığını bildiriyor .
Suudi kaynaklarının belirttiği gerekçeler şunlar:
Mısır merkezli Mada Masr haber sitesi, Kahire'nin ayrıca İsrail, BAE ve ABD ile ilişkilerini zorlayabilecek "Suudi yapımı siyasi bir blok" içine çekilme endişesiyle katılmama kararı aldığını bildirdi . Middle East Eye ise, Mısırlı ve bölgesel kaynaklara dayanarak Kahire'nin, diğer önemli ikili ortaklarını yabancılaştırabilecek bir blokun parçası olarak görünmekten kaçınmak için katılmamayı tercih ettiğini aktardı .
Katar (destekleyici): Katar'ın eski Başbakanı Hamad bin Casim bin Caber El Thani, anlaşmayı "önemli bir anlaşma ve iyimserlik çağrısı yapan bir adım" olarak nitelendirerek kamuoyu önünde memnuniyetini dile getirdi . İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) da anlaşmayı memnuniyetle karşıladı; Genel Sekreter Hüseyin İbrahim Taha, bunu "bölgede ve tüm İslam dünyasında güvenlik ve istikrarı desteklemek için temel bir direk" olarak nitelendirdi .
Hindistan (ihtiyatlı): Hindistan Dışişleri Bakanlığı ölçülü bir yanıt verdi. Hintli analistler, Pakistan'ın merkezi rolü ve blokun Sünni yönelimi göz önüne alındığında, paktı Hindistan'ın bölgesel nüfuzuna potansiyel bir meydan okuma olarak görüyor, ancak Yeni Delhi doğrudan eleştiriden kaçınıyor ve gelişmeleri dikkatle izliyor . Hindustan Times, paktı potansiyel olarak "Hindistan'a karşı stratejik bir araç" olarak kullanılabilecek "yeni bir Sünni blok" olarak analiz etti .
İran (şüpheci/küçümseyici): İran karma ve büyük ölçüde küçümseyici bir yanıt verdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Tahran'ın "endişelenmediğini" belirterek anlaşmayı Riyad'a güvenlik getirmeyecek bir "kağıt anlaşması" olarak nitelendirdi . İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, bölgesel güvenliğin yalnızca bölge ülkeleri tarafından ele alınması gerektiğini belirterek yeni bloğu dolaylı olarak reddetti . Bununla birlikte, bazı İranlı gözlemciler Müslüman ülkeler arasında daha fazla işbirliği çağrısında bulundu .
BAE (şüpheci): BAE'nin tepkisi dikkat çekici bir şekilde eleştirel oldu. BAE Devlet Başkanı'na danışmanlık yapan akademisyen Abdulhalik Abdullah, paktı "bölgesel güç dengelerinin yeniden şekillenmesi" olarak tanımladı ve yeni ittifaktan duyduğu endişeyi dile getirdi . BAE, önemli bir Körfez gücü olmasına rağmen anlaşmanın dışında bırakıldı.
Analistler, Mekke Paktı'nı, özellikle ABD-İran savaşı ve bölgedeki değişen Amerikan taahhütleri sonrasında Sünni güçlerin ABD güvenlik garantilerine olan güvenin aşındığının bir işareti olarak yorumluyor . Pakt, üç bölgesel gücün geleneksel ABD liderliğindeki güvenlik mimarisinin dışında, kendine güvenen bir caydırıcılık çerçevesi oluşturma girişimi olarak görülüyor.
Bununla birlikte, analistler anlaşmanın operasyonel mekanizmalar konusunda muğlak olduğunu vurguluyor — yerleşik bir komuta yapısı, tanımlanmış asker katkıları, istihbarat paylaşım protokolleri ve askeri müdahale için net tetikleyiciler bulunmuyor . Birçok kişi, paktı şu aşamada tam işlevsel bir askeri ittifaktan ziyade daha çok siyasi ve stratejik bir sinyal olarak görüyor ve gerçek caydırıcılık değerinin henüz test edilmediğini belirtiyor .
El Cezire'nin analizi, üç ülkenin bölgesel rakiplerini kışkırtmamaya özen gösterdiğini ve paktın ne ölçüde koordineli askeri eyleme dönüşeceğinin belirsiz olduğunu kaydetti . The Hindu'nun editör ekibi, "Mekke Anlaşması'nın en büyük yükümlülüğü, devam eden savaşların ortasında imzalanmış olmasıdır" diyerek, kolektif güvenlik vaadini "daha en başından büyük ölçüde sembolik" olarak nitelendirdi .
Pakt, 17 Eylül 2025'te Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ve şimdi Türkiye'yi de kapsayacak şekilde genişletilen daha önceki Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması'nın üzerine inşa edilmiştir . Bilgili Türk kaynakları, savunma anlaşmasının "yılların çalışmasına" dayandığını ve mevcut ittifaklarla rekabet değil, tamamlayıcı olacak şekilde tasarlandığını bildirdi .