Yardeni Research, Reuters Breakingviews, Bloomberg Opinion ve eski bir ABD Hazine yetkilisi olan Mark Sobel başta olmak üzere döviz stratejistleri, müdahalenin yenin zayıflığının yapısal nedenlerini düzeltemeyeceği konusunda hemfikir. Peki Washington'ın gerçek motivasyonu neydi?
Yardeni Research, müdahalenin 'başarısızlığa mahkum' olduğunu üç nedene bağlıyor :
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, dolar satmak yerine euro satarak yen almayı tercih etti. Fortune dergisi bu yöntemi 'garip' ve 'akılsızca' olarak nitelendirdi . Bu alışılmadık yaklaşım, ancak Bessent'in birincil endişesinin ABD Hazine piyasasını korumak olduğu düşünülürse anlam kazanıyor .
Eski bir üst düzey ABD Hazine yetkilisi olan Mark Sobel, Japonya'nın temel dinamiklerinin değişmediğini ve Bessent'in gerçek motivasyonunun Japonya'nın 1.2 trilyon dolarlık ABD Hazine tahvilini satmak zorunda kalmasını engellemek olduğunu savunuyor . Eğer Japonya, kendi müdahalesini finanse etmek için ABD tahvillerini satmak zorunda kalsaydı, bu ABD tahvil faizlerini fırlatırdı. Bessent, tam da bunu engellemeye çalışıyor. Bu görüşü desteklercesine Bessent, Fed'in FIMA Repo Tesisi adlı kredi imkanını genişleterek Japonya'nın tahvillerini satmak yerine onları teminat göstererek borçlanabilmesini istedi .
Bloomberg Opinion, müdahaleyi 'Bessent'in tahviller için son geçici yaması' olarak tanımladı . Politikanın temel sorunları çözmediğini ve Para Politikası Kurulu Başkanı Kevin Warsh döneminde Fed'in bağımsızlığına dair soru işaretleri varken, para ve maliye politikaları arasındaki çizgiyi bulanıklaştırma riski taşıdığını belirtti . Fed'i genişletilmiş kredi imkanlarıyla yen destek operasyonlarına çekmek, piyasalarda 'ahlaki tehlike' yaratarak yatırımcıları Washington'u sınama konusunda cesaretlendirebilir .
Reuters Breakingviews, müdahalenin 'Takaichi'nin yarattığı karmaşayı temizleyemeyeceğini' savunuyor . Yenin zayıflığının altında yatan nedenler (Japonya'nın gevşek mali duruşu, büyük faiz farkı ve BOJ'un faizleri agresifçe artıramaması) tamamen dokunulmamış durumda . Koordineli eylem aslında BOJ'un ikilemini daha da kötüleştiriyor, çünkü müdahale yoluyla elde edilen daha güçlü bir yen, enflasyonist baskıyı azaltıyor ve BOJ'un faiz artırma nedenini daha da zayıflatıyor . Stratejistlerin ortak görüşü, Japonya Merkez Bankası faiz artırmadıkça veya Fed faiz indirmedikçe, müdahalenin tek başına yenin kaderini değiştiremeyeceği yönünde .
Stratejistler arasındaki fikir birliği açık: Yeni kalıcı olarak güçlendirecek tek şey, ABD-Japonya faiz farkının daralmasıdır. Bu da ya Japonya Merkez Bankası'nın politika faizini önemli ölçüde artırmasını (ki bu, Başbakan Takaichi'nin enflasyonist gündemi göz önüne alındığında politik olarak zor ) ya da Fed'in faiz indirmesini (ki bunun için henüz bir işaret yok) gerektiriyor.
BOJ'un 31 Temmuz'daki toplantısında politika faizini %1.0'de bırakması ve Fed'in de faizleri sabit tutmaya devam etmesiyle birlikte, yen üzerinde baskı oluşturan yapısal güçler (yaklaşık 190 baz puanlık faiz farkı, carry trade akışları, Japonya'nın gevşek mali politikası ve Washington'ın dolar satmayı reddetmesi) yerli yerinde duruyor.
Sonuç: 31 Temmuz müdahalesi, bir çözümden çok sofistike bir sinyaldi. Bessent kalıcı olarak yeni güçlendirmekten ziyade, ABD Hazine piyasasını Japon rezervlerinin tasfiyesinden korumakla daha fazla ilgileniyor gibi görünüyor. Japonya faiz artırana veya Fed faiz indirene kadar, her yapısal güç yeni daha da aşağı çekmeye devam edecek.