10 yıllık dilim tek başına 4,5 milyar dolar büyüklüğündeydi ve başlangıçta benzer vadeli ABD Hazine tahvillerinin 85 baz puan üzerinde fiyatlandı . En uzun vadeli, 40 yıllık tahvilin başlangıç primi ise Hazine tahvillerinin 155 baz puan üzerindeydi; nihai fiyatlamada bu fark 130 baz puana geriledi .
Buradaki kritik ayrıntı, Alphabet’ın yatırımcıları çekmek için alışılmadık ölçüde cömert koşullar sunmasıydı. Bazı dilimlerde yeni tahvillerin getirisi, Alphabet’ın piyasada işlem gören mevcut borçlarının 40 baz puan kadar üzerine çıktı. Yatırım yapılabilir seviyedeki şirket tahvillerinde bu ölçekte bir “yeni ihraç imtiyazı” nadir görülüyor .
Alphabet’ın tahvil belgelerinde fonların genel kurumsal amaçlarla kullanılabileceği ve borç geri ödemesinde değerlendirilebileceği belirtiliyor. Bu nedenle ihraç, piyasa tarafından yapay zekâ yatırımlarıyla ilişkilendirilse de gelirlerin yalnızca yapay zekâ harcamalarına ayrıldığı söylenemez .
Tahvillere gelen en yüksek talep yaklaşık 115 milyar dolara ulaştı. Bu, 25 milyar dolarlık ihracın 4,6 katın üzerinde talep gördüğü anlamına geliyor . Böylece Alphabet’ın işlemine ait talep defteri, 2026’da Oracle’ın yaklaşık 129 milyar dolarlık ve Amazon’ın yaklaşık 126 milyar dolarlık işlemlerinin ardından üçüncü sıraya yerleşti .
İlk bakışta bu tablo, kurumsal yatırımcıların Alphabet’ın kredi kalitesini hâlâ güvenli bir liman olarak gördüğünü gösteriyor. Emeklilik fonları, sigorta şirketleri ve diğer büyük tahvil yatırımcıları, teknoloji sektöründeki dalgalanmaya rağmen güçlü bilançoya sahip şirketlerin borçlarına erişmek istiyor.
Ancak talep rakamının tek başına olumlu okunmaması gerekiyor. Alphabet, alıcıları ikna etmek için daha yüksek getiri sunmak zorunda kaldı. Başka bir ifadeyle yatırımcılar piyasaya sırt çevirmedi; fakat bu piyasaya girmek için daha yüksek bir bedel talep etti.
Tahvil piyasasındaki temkinli hava, Alphabet’ın son bilanço ve yatırım planlarının ardından belirginleşti. Şirket:
Mali İşler Direktörü Anat Ashkenazi, şirketin hâlâ “arz kısıtlı bir ortamda” faaliyet gösterdiğini ve sermaye harcamalarının 2027’de de önemli ölçüde artacağını söyledi . Bu açıklama, Alphabet’ın yapay zekâ sunucuları, veri merkezleri, çipler ve ağ altyapısı için yatırım hızını kısa vadede yavaşlatmaya hazır olmadığını gösteriyor.
Bulut gelirindeki %82’lik artış ve faaliyet marjındaki yükseliş gibi olumlu gelişmeler de yatırım harcaması haberinin gölgesinde kaldı . Yatırımcıların temel sorusu artık yalnızca “Yapay zekâ talebi ne kadar güçlü?” değil; “Bu talebi karşılamak için yapılan harcamalar ne zaman ve ne ölçüde nakit getirisi sağlayacak?” sorusu.
Alphabet’ın işlemi, daha geniş bir borçlanma dalgasının parçası. Alphabet, Amazon, Meta, Oracle, Nvidia ve SpaceX, 2026’nın temmuz ortası itibarıyla dünya genelinde toplam yaklaşık 244 milyar dolarlık tahvil ihraç etmişti. Bu rakam, 2025’in tamamındaki yaklaşık 108 milyar doların iki katından fazla .
Yalnızca Amazon, Alphabet, Meta ve Oracle’ın 7 Temmuz’a kadar gerçekleştirdiği ihraçların toplamı yaklaşık 194 milyar dolara ulaştı . Nvidia temmuz ayında 25 milyar dolarlık tahvil satarak beş yıl aradan sonra ilk kez borç piyasasına döndü . SpaceX ise rekor halka arzının ardından 25 milyar dolarlık tahvil ihracı gerçekleştirdi .
Goldman Sachs, Microsoft’un da dahil olduğu en büyük beş hiper ölçekli bulut şirketinin önümüzdeki yıllarda yılda yaklaşık 300 milyar dolar borçlanabileceğini öngörüyor . S&P Global ise 2026’nın tamamında hiper ölçekli şirketlerin tahvil ihracının 400 milyar dolara ulaşabileceğini tahmin ediyor .
Barclays’e göre ABD şirket tahvili piyasasının toplam büyüklüğü 2026’da 2,46 trilyon dolara çıkabilir; bu, 2025’e göre %11,8’lik artış anlamına geliyor . Yapay zekâ bağlantılı borçlanma da yıl başından bu yana ABD şirket tahvili ihraçlarının yaklaşık %15’ini oluşturuyor .
Alphabet’ın ihracı, kredi piyasasında aynı anda çalışan iki zıt gücü görünür hâle getiriyor.
İlk sinyal: Talep hâlâ güçlü. 115 milyar dolarlık talep defteri, yatırımcıların yüksek kredi notuna sahip teknoloji şirketlerinin borçlarına maruz kalmak istediğini gösteriyor. Alphabet’ın kredi kalitesi, yüksek harcama planlarına rağmen yatırımcı tabanını büyük ölçüde koruyor.
İkinci sinyal: Risk algısı kötüleşiyor. Teknoloji borçlarına yönelik kredi temerrüt takası primleri yükseldi ve yatırımcılar temmuz ile ağustos aylarında yeni yapay zekâ tahvillerinde daha geniş faiz farkları talep etti . Temmuz sonlarında yapay zekâ bağlantılı tahvil piyasasında da soğuma işaretleri görüldü; arz hızla artarken talebin görece zayıflaması getirileri yukarı itti .
Alphabet’ın 811 milyar dolarlık sözleşmeli satın alma taahhüdü ve bunun 200,7 milyar dolarlık bölümünün bir yıl içinde vadesinin gelmesi, gelecekteki finansman yüküne ilişkin endişeleri artırıyor . Piyasa, yapay zekâ altyapısına yapılan yatırımların borçlanma maliyetini karşılayacak getiriyi üretip üretemeyeceğini sorguluyor. Şimdilik bu sorunun kesin bir yanıtı yok.
J.P. Morgan’a göre hiper ölçekli bulut şirketleri, mevcut kaldıraç oranları görece düşük olduğu için kredi notlarını mevcut seviyelerde tutarak yaklaşık 1,7 trilyon dolar daha borçlanabilir . Banka, yapay zekâ bağlantılı borç finansmanının 2030’a kadar 4,1 trilyon dolara ulaşabileceğini; yalnızca 2026’da veri merkezi yatırımları için yıllık finansman ihtiyacının yaklaşık 700 milyar dolar olduğunu tahmin ediyor .
Bu tahmin doğruysa, 2026’daki 244 milyar dolarlık tahvil ihracı yalnızca başlangıç olabilir. Fakat şirketlerin borçlanma kapasitesinin bulunması, piyasanın bu borcu aynı faiz farklarıyla satın alacağı anlamına gelmiyor.
S&P Global, borçlanma ölçeğinin yatırımcıların yeni tahvil arzını sindirme kapasitesini test etmeye başladığı uyarısında bulundu . Ayrıca Nikkei’nin Fortune tarafından aktarılan bir çalışmasına göre ABD’li teknoloji şirketlerinin bilanço dışında kalan kira yükümlülükleri, tedarik zinciri finansmanı ve diğer borç benzeri yükümlülükleri dört yılda sekiz kat artarak 1,65 trilyon dolara çıktı .
Alphabet’ın 25 milyar dolarlık tahvil satışı, 2026’daki yapay zekâ altyapısı finansmanının küçük bir özeti gibi: talep güçlü, harcama olağanüstü yüksek ve riskin fiyatı giderek artıyor.
Kredi yatırımcıları açısından kritik soru, Alphabet’ın sunduğu daha geniş faiz farklarının geçici bir ayarlama mı yoksa yapay zekâ riskinin kalıcı biçimde yeniden fiyatlanmasının başlangıcı mı olduğu. Hisse yatırımcıları içinse şirketin nakit üretimiyle finanse edilen büyümeden, borçla desteklenen sermaye harcamalarına doğru kayması daha temel bir değişime işaret ediyor.
J.P. Morgan’ın öngörüsüne göre yapay zekâ altyapısının önümüzdeki beş yıllık finansmanı, sermaye piyasalarının tamamından katkı gerektirecek . Tahvil piyasası şu ana kadar bu çağrıya olumlu yanıt verdi. Fakat Alphabet’ın işlemi, bu “evet” yanıtının artık daha yüksek bir maliyeti olduğunu gösteriyor.