Daha önce tüm yaşamın tek bir hücresel atadan (LUCA - Son Evrensel Ortak Ata) türediği düşünülüyordu. Ancak bu yeni çalışma, LUCA'yı tamamen farklı bir şekilde tanımlıyor. Bulgulara göre LUCA, serbest yaşayan bir hücre değil, hücre öncesi, hibrit bir varlıktı. LUCA, 420 temel metabolik reaksiyonun sadece yaklaşık yarısı için enzimlere sahipti. Diğer yarısı ise hidrotermal bacalarda doğal olarak bulunan demir, nikel ve kobalt gibi metaller tarafından katalizleniyordu . Araştırma ekibi, erken dönem katalizin dört aşamasını yeniden yapılandırdı: (1) sadece metallerle, (2) LUCA'daki metal-enzim hibriti ve daha sonra (3) bakteri ve (4) arke atalarına doğru farklılaşan evrim .
Günümüzde tüm canlı hücreler enerji para birimi olarak ATP kullanır. Ancak ATP, enzimler gerektiren oldukça karmaşık bir moleküldür. Peki enzimlerden önce enerji nasıl sağlanıyordu? Araştırma, bu soruya şaşırtıcı bir cevap buldu. Fosfit (HPO₃²⁻) adı verilen ve hidrotermal bacalarda doğal olarak oluşan indirgenmiş bir fosfor formu, yine aynı bacalarda bulunan doğal paladyum metali varlığında organik bileşiklerle reaksiyona giriyor. Bu reaksiyon, su içinde bir gecede metabolik fosforilasyon reaksiyonlarını tetikleyerek ATP ve enzimlerin yokluğunda enerji sağlıyor . Çalışmanın yazarlarından Manon Schlikker bu durumu "Fosfit ve paladyum, ATP ve enzimlerin yerini alıyor; bu inanılmaz ve erken evrimi anlamayı çok daha kolay hale getiriyor" sözleriyle açıklıyor .
Bu bulgular, geleneksel "yaşam ağacı" modelini kökten değiştiriyor. Eski modelde LUCA tek bir gövdeydi ve tüm dallar ondan çıkıyordu. Yeni çalışma ise iki ayrı gövde (bakteri ve arkeler) öneriyor. Bu iki gövde, teknik olarak "canlı" olarak kabul edilemeyecek bir ortak atadan (LUCA) ayrılarak, bağımsız bir şekilde canlılığa geçiş yapmıştır .
Sonuç olarak, bu çığır açıcı çalışma, yaşamın kökeninin tek bir olay değil, fosfit ve paladyum gibi kimyasalların hayati rol oynadığı, iki aşamalı bir süreç olduğunu gösteriyor. Bakteriler ve arkeler, bu ilkel, metal bağımlı LUCA'dan bağımsız olarak evrimleşmiş ve Dünya'daki yaşamın iki ana kolunu oluşturmuş olabilir.