Ancak Washington’ın hedefi yalnızca yeni bir ihracat pazarı oluşturmak değil. AI Spark, Güneydoğu Asya’nın Çin merkezli yapay zekâ ekosistemine bağımlı hâle gelmesini önlemeye yönelik açık bir stratejik hamle olarak tasarlanmış durumda. Buna karşın analistler, ASEAN ülkelerinin ABD ya da Çin arasında kesin bir tercih yapmasını beklemiyor. Bölgenin daha olası yaklaşımı; maliyeti, erişilebilirliği ve kullanım alanını dikkate alarak iki taraftan da teknoloji almak.
AI Spark, daha geniş kapsamlı Pax Silica programı bünyesinde başlatılan bir ABD hükümeti girişimi. Program, Amerikan yapay zekâ teknolojilerini kamu sektöründe kullanmak isteyen Güneydoğu Asya hükümetlerine finansman, teknik danışmanlık ve uygulama desteği sunuyor .
ABD Dışişleri Bakanlığı girişimin temel hedeflerini şöyle çerçeveliyor:
Bu yapı, AI Spark’ın yalnızca ürün tanıtımına dayanan bir program olmadığını gösteriyor. Washington, Amerikan yapay zekâ “yığını”nın kamu hizmetlerine yerleştirilmesi için satın alma ve uygulama aşamalarındaki engelleri de azaltmayı hedefliyor.
ABD yönetimi AI Spark’ı Çin’le rekabet bağlamında açık biçimde sunuyor. Dışişleri Bakanlığı, Güneydoğu Asya hükümetlerinin Amerikan sistemlerini benimsemesini ve Çin merkezli teknoloji ekosistemlerine bağımlı hâle gelmemesini amaçlıyor .
Analistler ve bölgedeki haber kaynakları girişimi şu başlıklarla değerlendiriyor:
Hudson Institute’un değerlendirmesine göre ABD, teknolojik liderlik ve daha gelişmiş çözümler vurgusu yaparken Çin, ortaklarına hemen kullanılabilen ve düşük maliyetli seçenekler sunuyor. AI Spark’ın amacı da ABD ile Çin arasındaki bu pratiklik ve maliyet farkını kapatmak .
Bölge ülkelerinin büyük bölümünün stratejik tercihi, bir tarafa tamamen bağlanmak yerine riskleri dağıtmak ve birden fazla kaynaktan teknoloji almak olacak. Bunun birkaç nedeni var.
Endonezya, Vietnam, Tayland ve Filipinler gibi ülkelerin kullanım alanına göre hem Amerikan hem de Çin yapay zekâ sistemlerini benimsemesi bekleniyor. Daha düşük maliyetin belirleyici olduğu kamu hizmetlerinde Çin modelleri öne çıkabilirken, yüksek güvenlik gerektiren veya daha üst düzey uygulamalarda Amerikan sistemleri tercih edilebilir .
Çinli şirketler genel olarak daha ucuz alternatifler sunuyor. Yapay zekânın sağlayacağı somut faydalara hızlı biçimde ulaşmak isteyen gelişmekte olan ülkeler açısından bu tekliflerin cazibesi yüksek .
AI Spark’ın finansal teşvikleri bu farkı azaltmayı amaçlıyor. Ancak analistlere göre fiyat farkı hâlâ önemli ve yalnızca “Çin ekosistemine bağımlı olma riski” konusunda uyarıda bulunmak, hükümetleri daha pahalı seçeneklere yöneltmek için yeterli olmayabilir .
Bir analiz, ASEAN ülkelerini yapay zekâ gelişim yollarına göre üç gruba ayırıyor :
Bu sınıflandırma, Güneydoğu Asya’nın tek bir teknoloji politikası izleyen yekpare bir pazar olmadığını da ortaya koyuyor. Ülkelerin ekonomik kapasitesi, dijital altyapısı ve kamu hizmetlerindeki ihtiyaçları tercihlerini doğrudan etkiliyor.
Güneydoğu Asya ülkeleri, ABD-Çin rekabetinde açık bir taraf seçmekten genellikle kaçınıyor. Amerikan finansmanını ve uzmanlığını alırken Çin’in sunduğu altyapı ve daha uygun fiyatlı sistemlerden de yararlanmak, hükümetlere hareket alanı bırakıyor .
Bu nedenle AI Spark’ın bölgeyi bütünüyle Çin’den uzaklaştırması zor görünüyor. Daha olası senaryo, kamu kurumlarının farklı görevler için farklı sağlayıcılara yöneldiği çoklu ve karma bir teknoloji düzeni.
İki tarafın sistemlerini birlikte kullanmak kısa vadede esneklik sağlayabilir. Ancak The Diplomat’ın dikkat çektiği risk, ülkelerin dijital geleceklerini giderek Çin merkezli yapay zekâ ekosistemleri üzerine kurması hâlinde zamanla Pekin’in standartlarına ve veri altyapısına bağımlı hâle gelmeleri .
Bu bağımlılık yalnızca temel yapay zekâ modelleriyle sınırlı kalmayabilir; bulut altyapısı, dijital kimlik sistemleri, akıllı şehir platformları, ödeme sistemleri, siber güvenlik hizmetleri, teknik standartlar ve iş gücü eğitimini de kapsayabilir . Bölge hükümetleri bu riski biliyor olabilir, ancak düşük başlangıç maliyetleri ve hızlı uygulanabilirlik karşılığında bunu göze almaları da mümkün.
Analistlerin ortak beklentisi, ABD’nin AI Spark hamlesine rağmen Güneydoğu Asya’da yakın vadede kesin bir kazananın ortaya çıkmayacağı yönünde. Bölge hükümetleri büyük olasılıkla çok taraflı ve fırsatçı bir strateji izleyecek: Amerikan girişiminin sunduğu finansal ve teknik destekten yararlanırken, daha iyi fiyat-performans sunduğu durumlarda Çin modellerini kullanmaya devam edecek .
Dolayısıyla Washington’ın asıl sınavı, yalnızca daha gelişmiş yapay zekâ sistemleri sunmak değil; bu sistemleri Güneydoğu Asya’daki kamu kurumları için Çinli rakipler kadar erişilebilir, uygulanabilir ve uzun vadede sürdürülebilir hâle getirmek olacak.