İran ordusu, 31 Temmuz Cuma günü devlet medyası üzerinden yaptığı açıklamada Kuveyt’teki Ahmed el-Cabir Hava Üssü’nde bulunan ABD askeri varlıklarına İHA saldırıları düzenlediğini duyurdu. Tahran, saldırıları bir gün önce ABD’nin İran’a yönelik operasyonlarına karşılık olarak tanımladı .
İran, saldırılarda uçak hangarlarını, uydu haberleşme sistemlerini ve ekipman depolarını hedef aldığını ileri sürdü . Daha önceki ve eş zamanlı operasyonlarda Ali es-Salim Hava Üssü ile Camp Al-Adairi’deki ABD tesislerinin, aralarında bir mühimmat deposunun da bulunduğu bölümlerin hedef alındığı bildirildi. İran kaynakları bu operasyonları “Saegheh Operasyonu”nun 17. aşaması olarak niteledi .
Tahran ayrıca Bahreyn’deki stratejik ABD varlıklarına yönelik saldırılar düzenlediğini de açıkladı . Bu iddiaların tüm ayrıntıları ve saldırıların hedeflerde ne ölçüde hasar oluşturduğu konusunda bağımsız doğrulama bulunmuyor.
ABD, Cumartesi günkü saldırı dalgasında herhangi bir can kaybı veya hasar meydana geldiğini doğrulamadı. ABD Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili, İran’ın çoğunlukla Kuveyt yönüne olmak üzere birden fazla mühimmat fırlattığını, ancak bölgedeki ABD üslerinde “büyük bir etki” görülmediğini söyledi .
Kuveyt ordusu ise ülkenin farklı noktalarında düşman İHA’larını önlediğini açıkladı. Yetkililer, hava savunma sistemlerinin müdahalesi sırasında oluşan enkazın Bubiyan Adası’ndaki araçlara zarar verdiğini bildirdi .
Bu olay, Temmuz ayındaki daha ağır saldırıların ardından geldi. Reuters’ın haberine göre, Temmuz’da İran’ın Kuveyt’teki ABD güçlerine yönelik saldırılarından birinde iki ABD askeri personeli hayatını kaybetti; aynı saldırıda Kuveyt’teki bir elektrik ve tuzdan arındırma tesisi de vuruldu . ABD ise o dönemde İran’ın gözetleme tesislerini, yer altındaki silah depolarını ve deniz operasyonlarıyla bağlantılı kapasitesini hedef aldığını açıkladı .
Cumartesi günkü İHA saldırıları tek başına değerlendirilmiyor. ABD ile İran arasındaki karşılıklı operasyonlar, son aylarda aşamalı olarak genişledi:
Çatışmanın en geniş etkilerinden biri, Körfez’i Umman Körfezi’ne bağlayan Hürmüz Boğazı’ndaki ticari deniz trafiğinde görüldü. 16 Temmuz’da boğazdan yalnızca yedi gemi geçerken, 17 Temmuz’da bu sayı üç ticari gemiye düştü. Bu, mayıs ayından bu yana kaydedilen en düşük günlük geçiş sayısıydı .
İran’ın gemilere yönelik saldırıları ve ABD’nin İran bağlantılı deniz taşımacılığına uyguladığı ablukanın ardından birçok gemi seferini durdurdu veya rotasından geri döndü . Savaş öncesinde dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler, enerji arzı ve navlun maliyetleri açısından küresel risk oluşturuyor .
İran, Umman’ın boğazın ortak denetimine ilişkin önerisini reddederek kendi yönetim şartlarını içeren karşı bir teklif sundu . Bu nedenle Umman, doğrudan çatışmanın tarafı olmasa da hem diplomatik görüşmelerin hem de deniz taşımacılığındaki aksamanın merkezinde yer alıyor.
Ürdün: İran, temmuzun sonlarında Ürdün’deki ABD üslerine yönelik İHA saldırıları düzenlediğini ileri sürdü . Bu iddialar, çatışmanın yalnızca İran ve Körfez hattıyla sınırlı kalmadığını gösteriyor.
Mısır: Mısır, özellikle Kızıldeniz ve Körfez bağlantılı ticaret yollarındaki risk artışından etkileniyor. Bölgedeki gelişmeler, Mısır yakınındaki Kızıldeniz geçişleri de dâhil olmak üzere Orta Doğu’nun kritik petrol güzergâhlarında deniz taşımacılığı riskini artırdı .
Suudi Arabistan: Son saldırı dalgasında Suudi Arabistan başlıca doğrudan hedeflerden biri olarak öne çıkmadı. Ancak Hürmüz geçişlerinin ciddi biçimde azalması, Körfez üzerinden yapılan Suudi petrol ihracatını ve krizin bölgeye yayılma riskini doğrudan etkiliyor.
Sivil altyapı: Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Kuveyt’teki tuzdan arındırma tesisi saldırısı da dâhil olmak üzere sivil altyapının hedef alınmasından duyduğu endişeyi dile getirdi .
Kuveyt’in İHA’ları önlemesi, Cumartesi günkü saldırıda ABD tesislerine yönelik doğrudan etkinin sınırlı kalmasını sağladı. Ancak olay, İran ile ABD arasındaki misilleme döngüsünün Körfez’deki müttefik ülkeleri daha fazla çatışmanın içine çektiğini ortaya koyuyor.
Saldırının önemi yalnızca Kuveyt’teki askeri hedeflerle sınırlı değil. Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerinin düşmesi, Kızıldeniz’e uzanan taşımacılık riskleri ve sivil altyapının zarar görmesi, çatışmanın askeri sınırları aşarak enerji güvenliği, ticaret ve bölgesel istikrar üzerinde baskı oluşturduğunu gösteriyor.