Ancak planın ömrü uzun sürmedi. UEFA’nın sert muhalefeti, olası boykot tehdidi, diğer kıta konfederasyonlarının tepkisi, güçlü kulüplerin hukuki itirazları ve FIFA içinden gelen istifa, öneriyi yalnızca dört gün içinde savunulamaz hale getirdi. Infantino 1 Ağustos’ta planı geri çekti ve FIFA, FFE girişiminden vazgeçti .
FFE, FIFA’nın yayın hakları, sponsorluk, biletleme, lisanslama ve organizasyon operasyonları gibi gelir getiren faaliyetlerini tek bir ticari yapı altında toplamayı amaçlıyordu . FIFA çoğunluk hissesini elinde tutacak, dış yatırımcılar ise azınlık ve kontrol gücü bulunmayan bir paya sahip olacaktı.
FIFA yönetimi bu modeli, küresel futbol yatırımlarını hızlandıracak bir finansman fırsatı olarak sundu. Muhalifler ise Dünya Kupası gibi organizasyonların ticari haklarının özel sermayeye açılmasını, futbolun yönetim yapısının piyasalaştırılması olarak değerlendirdi.
Planın en güçlü ve en hızlı muhalifi UEFA oldu. Avrupa futbolunun çatı kuruluşu, FFE hayata geçirilirse tüm FIFA organizasyonlarını boykot edeceğini açıkladı. UEFA, öneriyi “sorumsuz” ve “savunulamaz” olarak nitelendirirken, futbolun ruhunun ve yönetiminin satılık olmadığını savundu .
UEFA’nın 55 üyesi planı oybirliğiyle reddetti . Kuruluş, FIFA yönetiminin ulusal federasyonlara ve diğer paydaşlara danışmadan böyle kapsamlı bir öneriyi gündeme getirmesini “tehlikeli bir çizginin aşılması” olarak değerlendirdi .
Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler Futbol Konfederasyonu (CONCACAF) da 30 Temmuz’daki acil toplantının ardından öneriyi açıkça reddetti. 41 üyeli konfederasyon, özellikle sürecin yeterince şeffaf yürütülmemesinden ve gerekli istişarelerin yapılmamasından duyduğu endişeyi dile getirdi .
Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) ise plandan güçlü biçimde endişe duyduğunu ve öneri karşısında hazırlıksız yakalandığını belirtti . Böylece FIFA’nın en önemli kıta konfederasyonlarından üçü, kısa sürede ortak bir muhalefet hattında buluştu.
Kriz, 31 Temmuz’da kulüp düzeyine de sıçradı. Bloomberg’in haberine göre Real Madrid ve Juventus, FIFA’nın ticari faaliyetlerini ayrı bir şirkete devretme ve bu şirketteki payı dış yatırımcılara satma yetkisine sahip olmadığını savunarak plana karşı çıktı .
Kulüplerin temel itirazı yalnızca ticari haklarla sınırlı değildi. Onlara göre FIFA, futbolun tüm ekonomik değerinin tek sahibi gibi hareket edemez; Dünya Kupası ve milli takım organizasyonlarının arkasındaki asıl yükün önemli bölümünü kulüpler taşıyor.
Almanya’da da futbol yöneticileri sert açıklamalar yaptı. Almanya Futbol Federasyonu Başkanı Bernd Neuendorf, planı “futbola doğrudan saldırı” ve “iğrenç” ifadeleriyle eleştirdi. Bundesliga kulüpleri de genel olarak bu muhalefet çizgisinde yer aldı .
Planın kırılganlığını gösteren en önemli gelişmelerden biri FIFA’nın içinden geldi. Infantino’nun kıdemli danışmanı, eski ABD Futbol Federasyonu Başkanı ve Beyaz Saray Dünya Kupası Görev Gücü’nde görev yapan Carlos Cordeiro, 31 Temmuz 2026’da görevinden derhal istifa etti .
Cordeiro, FFE önerisinin hazırlanmasında rolü olmadığını ve plana “kesin biçimde” karşı çıktığını söyledi. Girişimi “futbol için kötü bir anlaşma” olarak nitelendirdi . Cordeiro, öneri nedeniyle istifa eden ilk FIFA yöneticisi oldu .
Bu istifa, muhalefetin FIFA yönetiminin dışındaki aktörlerle sınırlı olmadığını gösterdi. Infantino’nun yakın çevresinden gelen açık itiraz, planın kurumsal desteği konusunda soru işaretlerini daha da büyüttü.
Real Madrid ve Juventus gibi kulüpler, FIFA’nın Dünya Kupası ve milli takım organizasyonlarının ticari haklarını tek taraflı biçimde özel ve kâr amaçlı bir şirkete aktarma yetkisine sahip olmadığını savundu .
Bu görüşün temelinde FIFA’nın klasik anlamda bir şirket değil, üye federasyonlardan oluşan bir birlik olması yatıyor. Muhaliflere göre FIFA, Dünya Kupası haklarını üyeleri ve daha geniş futbol topluluğu adına yönetiyor; dolayısıyla bu varlıkları tek başına satabilecek bir “mülk sahibi” gibi davranamaz.
Kulüpler, FIFA organizasyonlarının ekonomik ve sportif maliyetlerinin önemli bölümünü kendilerinin üstlendiğini belirtiyor. Oyuncuların milli takım kamplarında bulunması nedeniyle oluşan maaş yükü, sakatlık riski ve artan maç takvimi kulüplerin başlıca şikâyetleri arasında yer alıyor .
Eleştirilere göre FIFA, bu hakların bir bölümünü özel yatırımcılara devrederse kulüpler ticari gelirlerden daha da uzaklaşacak; buna karşın oyuncuların sakatlığı ve yoğun fikstür gibi riskler yine kulüplerin üzerinde kalacak.
Kıta konfederasyonları, öneri açıklanmadan önce kendilerine danışılmadığını ve planın ayrıntıları hakkında bilgilendirilmediklerini söyledi . Muhalifler ayrıca FIFA’nın, her ulusal federasyona doğrudan 20 milyon dolar teklif ederek üyeleri kurumsal tartışma sürecini atlamaya teşvik ettiğini savundu .
Bu eleştirinin odağında, 211 federasyonun ayrı ayrı mali teşviklerle ikna edilmesinin planın meşruiyetini güçlendirmek yerine baskı izlenimi yaratması vardı.
FFE planı, Amerikalı yatırımcı Joshua Kushner’ın beklenen rolü nedeniyle de yoğun incelemeye tabi tutuldu. Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın kardeşi olan Joshua Kushner’ın yatırım şirketi Thrive Eternal, FFE’deki azınlık payını satın alacak yatırımcı grubuna liderlik etmesi beklenen kuruluş olarak öne çıktı .
Kushner ailesinin siyasi bağlantıları nedeniyle planın siyasallaştırıldığı yönünde eleştiriler yükseldi. Ancak Thrive Capital’a yakın bir kaynak, Joshua Kushner’ın Beyaz Saray’la bağlantısı olmadığını ve yönetimde siyasi bir görevi bulunmadığını söyledi .
1 Ağustos’a gelindiğinde FIFA’nın karşısında tek bir kurum değil, futbol dünyasının farklı katmanlarından oluşan geniş bir muhalefet koalisyonu vardı:
Bu birleşik baskı, FFE’yi siyasi ve kurumsal açıdan sürdürülemez hale getirdi. Infantino planı terk etti; FIFA da Dünya Kupası ve diğer organizasyonlarda dış yatırımcı payı oluşturma girişimini rafa kaldırdı .
Sonuçta öneri, tek bir rakibin hamlesiyle değil; UEFA’dan CONCACAF’a ve AFC’ye, Real Madrid’den Juventus’a ve Bundesliga çevrelerine kadar uzanan nadir bir birliktelikle engellendi. Dört gün içinde yaşanan bu geri adım, Dünya Kupası’nın yalnızca dev bir ticari varlık değil, aynı zamanda futbol dünyasının ortak yönetişim mücadelesinin merkezi olduğunu gösterdi.