Termik Santrallerde Kapasite Düşüşü: Yüksek nehir sıcaklıkları ve düşük su seviyeleri, soğutma suyunu nehirlerden sağlayan başta Fransa'daki nükleer reaktörler olmak üzere birçok termik santralin kapasite düşürmesine veya tamamen kapanmasına neden oldu . Sıcaklık ayrıca doğalgaz santrallerinin verimliliğini de düşürdü
.
Rüzgar Enerjisinde Durgunluk: Avrupa'nın büyük bölümünde uzun süreli düşük rüzgar hızları ('Hitzeflaute' olarak da bilinen bu fenomen), rüzgar enerjisi üretimini ciddi oranda düşürdü ve en çok ihtiyaç duyulan anda arzın önemli bir kısmını devre dışı bıraktı .
Güneş Enerjisinin 'Akşam Açığı': Gün ortasında güneş enerjisi üretimi güçlü olsa da, güneşin batmasıyla birlikte soğutma talebinin hala yüksek olduğu akşam saatlerinde fiyatlar adeta fırladı. Bu keskin 'ördek eğrisi' (duck curve) boşluğunu doldurmak için devreye giren doğalgaz santralleri, yüksek marjinal maliyetleriyle fiyatları yukarı çekti . Belçika'da 24 Haziran akşamı saat 20:45'te toptan fiyat kWh başına 1 avroyu (1000 avro/MWh) aştı
.
Önceden Var Olan Gaz ve Hidro Kıtlığı: Avrupa, yaza doğalgaz depolarının mevsim normallerinin oldukça altında ve İskandinav hidroelektrik rezervuarlarının ise normalin 8-12 puan altında olduğu bir dönemde girdi. Bu durum, sıcak dalgası başlamadan önce bile kış kontratlarındaki primi %20'nin üzerine çıkarmıştı. Yaşanan herhangi bir arz şoku bu zaten sıkışık ortamda çok daha büyük etki yarattı .
Şebekenin 'Yaz Yastığı' Yok: Avrupa'nın elektrik sistemi, kış aylarındaki ısınma pik talebine göre tasarlanmıştır. Bu sıcak dalgası, yaz aylarındaki soğutma talebinin artık kış ısınma talebiyle rekabet edebileceğini, ancak şebekenin sıcak hava aşırılıkları için eşdeğer bir yedek marjının (reserve margin) bulunmadığını kanıtladı .
Aşırı Sıcaklar, 'Birleşik Arz-Talep Tuzağı' Yaratıyor: Aynı hava olayı, bir yandan talebi artırırken (soğutma), diğer yandan termik üretimi (nehir soğutma limitleri, verim kaybı) ve rüzgar üretimini aynı anda baskılıyor. Bu durum, yenilenebilir enerji ve termik santrallerin bir arada olduğu mevcut sistemlerin bu tür birleşik hava olaylarına karşı yeterince dayanıklı olmadığını gösteriyor .
Kesintili Yenilenebilir Kaynakların Güvenceye İhtiyacı Var: Güneş enerjisinin gün ortasındaki bolluğu, akşam saatlerindeki fiyat piklerini engellemeye yetmedi. Bu durum, yeterli depolama, enterkonnektör kapasitesi veya esnek ve düşük karbonlu yedek üretim olmadan, yüksek yenilenebilir enerji penetrasyonunun bile birleşik hava olayları sırasında uygun fiyatlı elektrik sağlamaya yetmediğini göstermiştir .
İklim Değişikliği Mevsimsel Öngörülebilirliği Yok Ediyor: Haziran 2026 sıcak dalgası beklenmedik bir 'kuğu' olayı değil, iklim modellerinin uyardığı ve tamamen öngörülebilir bir zafiyetler kombinasyonuydu . Sıcak hava dalgaları daha sık ve yoğun hale geldikçe, yazın düşük talep ve düşük fiyat dönemi olduğu yönündeki geleneksel varsayım çöküyor. Bu durum, düzenleyicileri ve şebeke operatörlerini kıta genelinde mevsimsel planlamayı, depolama zorunluluklarını ve kapasite mekanizmalarını yeniden düşünmeye zorluyor
.