Dört yıldır büyük ölçüde süren ateşkes paramparça oldu . Suudi savaş uçakları, Husilerin kontrolündeki Hudeyde ve diğer bölgelerdeki askeri hedefleri bombaladı
. İran’dan aldığı destekle savaş tecrübesi artan ve cesaretlenen Husiler ise doğrudan Suudi enerji altyapısını ve Kızıldeniz’deki deniz ticaret yollarını hedef alıyor
. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise “benzeri görülmemiş bir kararlılık ve güçle” karşılık vereceğini açıkladı
. Koalisyon sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, “Koalisyon, Krallığı hedef alan her türlü girişime benzeri görülmemiş bir kararlılık ve güçle karşılık verecektir” dedi
. Yemenli yetkililer, Batılı diplomatlar ve analistler, ülkenin on yılı aşkın bir süredir dondurulmuş olan çatışmanın yeniden başlamasının eşiğinde olduğunu söylüyor
. The Guardian gazetesi ise 30 Temmuz’da Suudi güçlerinin Husilere karşı büyük bir deniz ve olası bir kara harekatı planladığını yazdı
.
Krizin en kritik boyutu stratejik. 2026 başlarında ABD-İran savaşıyla Hürmüz Boğazı fiilen kapandıktan sonra Suudi Arabistan, doğudaki petrol sahalarından ülkeyi boydan boya geçerek Kızıldeniz’deki Yanbu limanına ulaşan Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’na (Petroline) bağımlı hale gelmişti . Mart 2026’dan bu yana Suudi Arabistan her gün milyonlarca varil petrolü bu hat üzerinden taşıyor ve Kızıldeniz’de tankerlere yüklüyor. Bu tankerlerin çoğu, Kızıldeniz’in güney ucundaki Bab el-Mendeb Boğazı’ndan geçerek Asya’daki müşterilerine ulaşıyor
. Son aylarda Suudi Arabistan bu güzergahtan günde yaklaşık 3,6 milyon varil petrol ihraç ediyor
. Suudi ham petrol sevkiyatlarının %70’inden fazlası Yanbu limanına yönlendirilmiş durumda
.
İşte tam bu noktada Husiler, Kızıldeniz’in güneyindeki bu stratejik boğazdan Suudi Arabistan’a deniz ablukası ilan ettiklerini duyurdular . Başarılı bir abluka, Suudi Arabistan’ın son büyük ihracat yolunu kesmek anlamına geliyor. Kızıldeniz’in güney kapısının kapanması, Krallık için Hürmüz’e alternatif olan bu kritik rotayı ortadan kaldırarak kıtlık korkularını körükleyecek
. Reuters’ın haberine göre, “Yemenli Husilerin Bab el-Mendeb Boğazı’nı kapatmayı başarması, dünyanın en önemli petrol nakliye yollarından birini vurarak ham petrol fiyatlarında yeni bir sıçramayı tetikleyebilir, yakıt tedarikini bozabilir ve küresel ekonomi üzerindeki baskıyı artırabilir”
. Bu durum, İran savaşıyla zaten sarsılmış olan enerji piyasalarını daha da istikrarsızlaştıracaktır
.
Bu tehdide karşı Riyad, 30 Temmuz 2026’da yeni bir çokuluslu deniz savunma koalisyonu kurma planlarını açıkladı . Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, 51 ülkeden 43’ünün ve Avrupa Birliği temsilcilerinin Riyad’da düzenlenen uluslararası toplantıya katıldığını bildirdi
. Koalisyonun merkezi Riyad olacak ve Suudi Arabistan kurucu ve lider ülke olarak görev yapacak
. Pakistan ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 14 ülke kuruluş bildirgesini imzaladı
. Koalisyonun nihai yapısı henüz kesinleşmemiş olup düzinelerce ülkeyle görüşmeler sürüyor
. New York Times, “Suudi Arabistan, Yemenli bir militan grubun Kızıldeniz’deki saldırıları ülkenin petrol ihracatı için hayati bir geçidi tehdit ettiği ve küresel ekonomi için risk oluşturduğu bir dönemde deniz yollarını güvence altına almayı amaçlayan bir askeri ittifak kuruyor” yorumunu yaptı
.
Suudi Arabistan ile Husiler arasında açık çatışmaya dönüş, büyük ölçüde dondurulmuş olan savaşta tehlikeli bir yeni sayfa açıyor. Suudi-Husi çatışması artık ABD-İran savaşıyla doğrudan bir çarpışma rotasına girdi ve Kızıldeniz, daha geniş bir bölgesel çatışmanın potansiyel yeni cephesi olarak beliriyor. Küresel enerji piyasaları için bu çatışmanın sonucu ve yeni deniz koalisyonunun etkinliği, dünyanın en kritik petrol nakliye yolunun açık kalıp kalmayacağını belirleyecek.