Temmuz başında boğazdan geçen petrol tankerlerinin sayısı neredeyse sıfıra indi; 9 Temmuz’da günün ilk saatlerinde yalnızca iki tanker geçiş yaptı . Oysa Hürmüz Boğazı normal şartlarda günde yaklaşık 20 milyon varil petrol taşıyor. Bu miktar, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birine karşılık geliyor .
Hürmüz’ün ticari trafiğe fiilen kapanmasıyla birçok gemi, Afrika’nın güney ucundaki Ümit Burnu rotasını kullanmaya başladı. Bu güzergâh, sefer başına yaklaşık 10-14 gün ekliyor . Daha uzun rota; daha fazla yakıt tüketimi, mürettebat ve gemi kiralama süresi, ayrıca liman ücretleri anlamına geliyor. Bunun sonucu olarak taşımacılık kapasitesi daralıyor, teslimat takvimleri uzuyor ve limanlardaki yoğunluk başka bölgelere de yayılıyor .
Ancak rota değişikliğinin temel nedeni yalnızca zaman ve yakıt maliyeti değil. Asıl kırılma, deniz sigortası piyasasında yaşandı.
Hürmüz’den geçecek gemiler için savaş riski sigortası primleri, kriz öncesindeki gövde değerinin yüzde 0,125’i seviyesinden temmuz sonuna doğru yüzde 7,5-10 aralığına yükseldi .
Değeri yüksek bir Çok Büyük Ham Petrol Taşıyıcısı (VLCC) için bu oran, tek bir geçişte yaklaşık 2-10 milyon dolarlık sigorta maliyeti anlamına gelebiliyor . Buna karşılık Ümit Burnu rotası, sefer başına yaklaşık 810 bin-990 bin dolar ek işletme maliyeti getiriyor. Bu tutar yüksek olsa da boğaz geçişi için ödenecek savaş riski priminden daha düşük kalıyor .
Bu hesap, birçok işletmeci için riskli ve pahalı boğaz geçişi yerine daha uzun fakat öngörülebilir Afrika rotasını tercih etmeyi ekonomik açıdan mantıklı kılıyor.
Denize kıyısı olmayan ve tarım ile ulaşımda ithal dizele önemli ölçüde bağımlı olan Moldova, krizin etkilerine karşı erken önlem aldı.
Başbakan Vasily Tofan, yüksek alarm kararının paniğe yol açmak için değil, yakıt arzını güvence altına almak için alındığını söyledi . Buna rağmen stoklardaki hızlı düşüş, uzun ve karmaşık tedarik rotalarının karayla çevrili ülkeler üzerindeki etkisini ortaya koydu.
Yeni Zelanda, Orta Doğu’daki çatışmanın yakıt arzına yönelik belirsizliği artırmasının ardından 27 Mart 2026’da Ulusal Yakıt Müdahale Planı 2026’yı etkinleştirdi . COVID-19 dönemindeki alarm seviyelerini andıran dört aşamalı sistem, petrol, dizel ve jet yakıtı için ayrı ayrı değerlendiriliyor.
Yeni Zelanda, temmuz 2026 itibarıyla hâlâ Aşama 1’de bulunuyor. Hükümet yakıt arzını istikrarlı, stokları ise yeterli olarak tanımladı . Nisan ayındaki verilere göre ülkede yaklaşık 56 günlük benzin, 45 günlük dizel ve 47 günlük jet yakıtı stoku vardı .
Bununla birlikte hükümet, mayıs ayında yakıt önceliklendirme sistemlerinin planlanan uygulamasını üçüncü aşamadan dördüncü aşamaya taşıdı. Bu, mevcut durumda karne uygulamasına geçildiği anlamına gelmiyor; ağır ve uzun süreli bir arz kesintisi yaşanması hâlinde kullanılacak tedbirlerin önceden hazırlanması anlamına geliyor .
Aşamalar arasındaki geçiş kararını, yakıt güvenliğinden sorumlu bakanlıkların oluşturduğu gözetim grubu veriyor. Değerlendirmede; tedarikçi rafinerilerdeki ihracat kısıtlamaları, ulusal stoklardaki üç gün veya daha fazla değişim, şirketlerin siparişleri karşılayamaması, asgari depolama yükümlülükleri, Avustralya’daki politika değişiklikleri ve Uluslararası Enerji Ajansı direktifleri dikkate alınıyor .
Hürmüz Boğazı’ndaki kesinti, Kızıldeniz krizi nedeniyle zaten riskli hâle gelen Bab el-Mandeb Boğazı ile aynı döneme denk geldi. Küresel ticaretin iki önemli deniz geçidinde eş zamanlı sorun yaşanması, boğazlara ve dar deniz koridorlarına bağımlı tedarik zincirlerinin kırılganlığını görünür kıldı .
Bunun sonucunda petrol ve petrol ürünleri ticaretinde Atlantik Havzası tedarikçileri daha önemli hâle geliyor. ABD Körfez kıyıları, Batı Afrika ve Kuzey Denizi; alternatif ham petrol ve rafine ürün kaynakları olarak öne çıkıyor . Aynı zamanda farklı rafineri merkezlerine, daha çeşitli tedarik rotalarına ve daha yüksek stratejik stoklara duyulan ihtiyaç artıyor.
Ümit Burnu’na yönelen konteyner ve kuru yük gemileri ise yalnızca enerji taşımacılığını değil, küresel liman ağını da etkiliyor. Daha uzun seferler yakıt tüketimini artırıyor, gemilerin dönüş sürelerini uzatıyor ve limanlarda gecikme ile yoğunluk yaratıyor .
Mevcut kaynak taramasında Pakistan’ın günlük yakıt fiyatı güncellemeleri, Ukrayna’daki benzin maliyetleri, Nijerya’da yılın ilk yarısındaki yüzde 39,5’lik benzin fiyat artışı ve stok kapsamı ile Avrupa TTF doğal gaz fiyatları hakkında doğrudan doğrulanabilir veri elde edilmedi.
Küresel petrol fiyatları ile navlun ve sigorta maliyetlerindeki artış, bu piyasalar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilecek bir mekanizma sunuyor. Ancak eldeki kaynaklar, söz konusu ülkeler veya TTF için belirli fiyat hareketlerini doğrulamaya yetmiyor. Bu nedenle bu başlıklarda kesin yerel fiyat sonuçları çıkarmak doğru olmaz.
Krizin doğrulanmış genel sonucu ise açık: Hürmüz’deki kesinti, enerji arz güvenliğini yalnızca petrol üretimi meselesi olmaktan çıkarıp rota çeşitliliği, sigorta erişimi, stratejik stoklar ve ulusal acil durum planlarının birlikte yönetilmesi gereken bir risk alanına dönüştürdü.