Gana hükümeti, tahliye edilen vatandaşların ülkeye döndükten sonra yeniden hayata tutunabilmesi için mali yardım, ülke içindeki ulaşım giderleri, yeniden entegrasyon ödeneği, psikososyal danışmanlık ve temel ihtiyaç malzemeleri içeren bir destek programı açıkladı .
Gana Dışişleri Bakanı Samuel Okudzeto Ablakwa’nın açıklamasına göre paket, kişi başına toplam GH¢5.500 tutarında. Bunun GH¢5.000’si yeniden entegrasyon hibesi, GH¢500’si ise seyahat ve ulaşım ödeneği olarak verilecek. Geri dönenlere ayrıca Ulusal Afet Yönetimi Örgütü (NADMO) aracılığıyla yardım malzemeleri sağlanacak ve Ulusal Sağlık Sigortası Sistemi’ne (NHIS) ücretsiz kayıt imkânı sunulacak . Hükümetin daha geniş kapsamlı planında istihdam ve iş kurma desteği de yer alıyor .
İş insanı Ibrahim Mahama’nın da ikinci tahliye aşamasındaki uçak biletlerini özel olarak finanse ettiği bildirildi .
Nijerya Devlet Başkanı Bola Tinubu, Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa’nın Abuja’ya gönderdiği özel heyeti 24 Temmuz 2026’da şahsen kabul etmedi . Güney Afrika Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanı Ronald Lamola’nın başkanlık ettiği heyet, Nijeryalı Chika Ibe’nin Cape Town’da Güney Afrika polisi tarafından işkence gördüğü ve öldürüldüğü yönündeki iddiaların ardından Nijerya’ya geldi .
Tinubu, heyetin kendisiyle görüşmesi yerine Dışişleri Bakanı Devlet Yardımcısı Sola Enikanolaiye ile bir araya gelmesini istedi . Bu adım, Abuja’nın Güney Afrika’daki saldırılara ve vatandaşlarının güvenliği konusundaki tutuma yönelik artan rahatsızlığının güçlü bir işareti olarak değerlendirildi. Bazı haberlerde Tinubu’nun, Pretoria’nın önemli bir ikili güvenlik anlaşmasını önce onaylaması gerektiğinde ısrar ettiği aktarıldı .
March and March, Mart 2024’te kurulan ve düzensiz göçle mücadele çağrısı yapan Güney Afrikalı bir sivil toplum örgütü. Hareketin liderliğini Jacinta Ngobese-Zuma yürütüyor . 2026’da düzenlediği gösteriler ülke geneline yayıldı ve yabancılara yönelik şiddet olaylarıyla ilişkilendirildi .
Protestolar nisan ayının son günlerinde Pretoria ve Johannesburg’da yüzlerce kişinin katıldığı gösterilerle yoğunlaştı . Hareket, 30 Haziran’ı belgesiz göçmenlerin ülkeyi terk etmesi için gayriresmî bir “son tarih” olarak ilan etti. Bu çağrı, Johannesburg, Durban ve Cape Town başta olmak üzere birçok kentte kitlesel yürüyüşlere yol açtı .
1 Temmuz’da binlerce kişi şehir merkezlerinde yürürken yoğun polis ve özel güvenlik önlemleri alındı. Yetkililere göre 120 yürüyüşün 108’i büyük ölçüde barışçıl geçti; ancak 12 gösteri çatışma, yağma ve şiddete dönüştü. Olaylarda 900’den fazla kişi gözaltına alındı . Bazı kentlerde ordu teyakkuzda tutulurken işletmeler kepenk kapattı ve çok sayıda yabancı uyruklu kişi güvenlik gerekçesiyle bölgeden ayrıldı .
Human Rights Watch (HRW), 20 Mayıs’ta yayımladığı raporda Güney Afrika’da Afrikalı ve Asyalı yabancı uyrukluları hedef alan şiddet olaylarını belgeledi. Rapora göre, saldırılara karşı polis ve diğer yetkililerin müdahalesi yetersiz kaldı. HRW, şiddet dalgasını March and March hareketinin nisan ve mayıs aylarındaki gösterileriyle ilişkilendirdi .
Örgüt 29 Haziran’da yayımladığı ikinci değerlendirmede ise Johannesburg’da silahlı veya örgütlü grupların ev ev dolaşarak insanları evlerinden çıkardığını aktardı. Mülteciler ve sığınmacıların “taciz edildiği, korkutulduğu veya fiziksel saldırıya uğradığı” belirtildi . 10 Temmuz’a gelindiğinde Johannesburg, Soweto ve Durban’da saldırıların daha da yoğunlaştığı bildirildi .
Bu gelişmeler, göç kurallarının uygulanmasıyla yabancı uyruklulara yönelik toplu şiddet arasındaki ayrımın sahada giderek silikleştiği yönündeki kaygıları artırdı. Afrika İnsan ve Halkların Hakları Komisyonu da 27 Nisan’da Güney Afrika’daki yabancı düşmanı saldırıları ve linç girişimlerini kınadı .
Güney Afrika makamları, belgesiz göçmenlere yönelik gözaltı ve ülke dışına gönderme operasyonlarını da artırdı. BBC’nin aktardığına göre polis, 1 Temmuz itibarıyla yaklaşık 25 bin kişinin geri gönderildiğini açıkladı; bu kişilerin çoğunluğu diğer Afrika ülkelerinin vatandaşlarıydı . Ayrıca binlerce yabancı uyruklunun 30 Haziran tarihinden önce şiddet ve tehditlerden kaçmak için ülkeyi terk ettiği bildirildi .
Gana’nın Afrika Birliği veya ECOWAS nezdinde krizi bir sonraki zirve gündemine taşıdığına ilişkin iddialar bulunsa da, mevcut kaynaklar bu başvurunun ya da gündem kararının ayrıntılarını doğrudan doğrulamıyor. Bununla birlikte Afrika Birliği ve ECOWAS’ın krizi yakından izlediği, Afrika İnsan ve Halkların Hakları Komisyonu’nun ise resmî kınama yayımladığı görülüyor .
Gana’nın tahliye kararı ve Nijerya’nın diplomatik tepkisi, Güney Afrika’daki saldırıların artık yalnızca bir iç güvenlik sorunu olarak görülmediğini; vatandaşları hedef alınan ülkeler açısından bölgesel ve diplomatik bir krize dönüştüğünü gösteriyor.