Bu gelişmeden birkaç gün önce Yemen’deki Husiler, Kızıldeniz’de iki Suudi petrol tankerine saldırdıklarını duyurdu. Encelia ve Layla adlı gemilerin balistik füzeler, seyir füzeleri ve İHA’larla hedef alındığı iddia edildi; Suudi haber ajansı daha sonra gemilerden birinin alev aldığını bildirdi .
İki olayın doğrudan koordine edildiği bağımsız olarak doğrulanmış değil. Ancak saldırıların aynı hafta içinde gerçekleşmesi, Suudi Arabistan’ın enerji altyapısı ve petrol taşımacılığının bölgesel gerilimde önemli bir baskı unsuru haline geldiğini gösteriyor .
Suudi hava savunması 27 Temmuz’da Doğu Bölgesi ve Riyad yönünde ilerleyen birkaç İHA’yı tespit ederek imha ettiğini açıkladı. Suudi Savunma Bakanlığı, girişimleri Irak topraklarından gerçekleştirilen ve “İran destekli terörist milisler” tarafından düzenlenen saldırılar olarak nitelendirdi .
28 Temmuz’da da benzer bir saldırı dalgası bildirildi. Bu, iki günden kısa süre içinde yaşanan ikinci olaydı . Irak yönetimi suçlamaları incelemek üzere soruşturma başlatırken, Riyad Bağdat’tan kendi topraklarının Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar için fırlatma noktası olarak kullanılmasını engellemesini istedi .
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, saldırıya karşılık verme hakkını saklı tuttuğunu açıkladı. Suudi yetkililerin “uygun zamanda ve uygun yerde” karşılık verilebileceğine ilişkin ifadeleri, Irak üzerindeki diplomatik baskıyı artırdı .
Husiler, 22-23 Temmuz’da Kızıldeniz’den geçen Encelia ve Layla adlı iki Suudi petrol tankerini hedef aldıklarını açıkladı. Grubun askeri sözcüsüne göre gemiler, Husilerin günler önce ilan ettiği Suudi Arabistan deniz ablukasını ihlal etmişti. Saldırılarda balistik füzeler, seyir füzeleri ve İHA’ların kullanıldığı ileri sürüldü .
İlk açıklamalar sırasında saldırıların kapsamı ve gemilerdeki hasar tam olarak net değildi. Daha sonra Suudi haber ajansı, tankerlerden birinde yangın çıktığını bildirdi . Avrupa Birliği ise Kızıldeniz’deki tanker saldırısını “kabul edilemez ve yasa dışı” olarak niteleyerek Husilere uluslararası deniz taşımacılığını ve denizcilerin hayatını tehlikeye atan eylemleri durdurma çağrısı yaptı .
Husilerin abluka tehdidi, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz üzerinden petrol sevkiyatını zorlaştırma amacı taşıyor. Grup, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini neredeyse durma noktasına getiren hamlesinin yanında küresel petrol akışı için “ikinci bir darboğaz” oluşturma tehdidinde bulunuyor .
Saldırılar, ABD ile İran arasında yaklaşık iki hafta süren hava saldırıları ve karşılıklı misillemelerin ardından oluşan kırılgan duraklama döneminde meydana geldi. ABD ordusu 25 Temmuz’da yeni operasyonları durdururken, İran da son günlerde bölgedeki karşı saldırılarını sınırladı . Taraflar arasındaki karşılıklı sükûnet, müzakerelere yeniden alan açılması umudunu doğurdu.
Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Pakistan’ın öncülük ettiği arabuluculuk girişimleri, Washington ile Tahran’ı yeniden resmi müzakere masasına çekmeye çalışıyor. Haziran ayında Ankara’daki görüşmelerde “teşvik edici ilerleme” sağlandığı bildirildi; ayrıca İslamabad Mutabakatı kapsamında yaptırımların 60 gün süreyle askıya alınması kararlaştırıldı .
Bununla birlikte diplomatik zemin son derece hassas. ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz’da İran’ın Bahreyn ve Kuveyt’teki ABD hedeflerine yönelik saldırılarının ardından geçici anlaşmanın “sona erdiğini” ilan etti. Ancak Reuters’a göre Trump bu ifadeyi NATO Zirvesi’nde tekrarlamadı; bu durum açıklamanın kesin bir kopuştan çok müzakere öncesi baskı hamlesi olabileceği yorumlarına yol açtı .
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres ise tırmanan gerilimin yeniden topyekûn savaşa dönüş riski taşıdığı uyarısında bulunarak taraflara saldırıları durdurma ve müzakereleri acilen yeniden başlatma çağrısı yaptı .
Suudi Arabistan dünyanın en önemli petrol üreticilerinden biri olduğu için petrol tesisleri, boru hatları ve tankerler üzerindeki saldırı tehdidi yalnızca Riyad’ı değil, küresel enerji piyasalarını da etkiliyor. Kızıldeniz’de deniz taşımacılığının aksaması, Hürmüz Boğazı’ndaki risklerle birleştiğinde petrol akışında iki ayrı darboğaz ihtimalini gündeme getiriyor .
Husilerin tanker saldırısı iddiasının ardından petrol fiyatlarında yükseliş görüldü ve bazı gemilerin bölgeden uzak durmaya başladığı bildirildi . Taşımacılık rotalarının değiştirilmesi, seferleri uzatabilir ve enerji maliyetleri üzerindeki baskıyı artırabilir.
Irak’tan geldiği belirtilen İHA saldırıları ile Kızıldeniz’deki tanker saldırıları aynı stratejik tabloya oturuyor: İran’la bağlantılı silahlı gruplar, doğrudan ABD-İran çatışmasının dışında kalan cephelerde Suudi Arabistan’ı ve enerji taşımacılığını baskı altına alıyor. Ancak iki olayın tek bir merkezden koordine edildiği kesinleşmiş değil .
Saldırıların sürmesi halinde Suudi Arabistan’ın misilleme yapması ve ABD’nin bölgedeki ortaklarıyla birlikte Irak’taki milislere karşı operasyonlarını artırması ihtimali, mevcut duraklamayı daha da kırılgan hale getirebilir . Arabulucuların uyarısı da bu yönde: yeni saldırılar, ABD-İran görüşmelerini başlamadan bitirebilir.
Temmuz 2026’nın son günleri itibarıyla Washington ve Tahran karşılıklı saldırılara üçüncü gününde de ara vermiş görünüyordu. Fakat Suudi enerji altyapısına ve Kızıldeniz’deki gemi trafiğine yönelik tehditler, diplomasi için açılan dar pencerenin hızla kapanabileceğine işaret ediyor .