İran, boğaz üzerindeki uzun vadeli kontrolünü korumak ve Umman’la birlikte gemilerden geçiş ya da hizmet ücreti almak istiyor . Savaştan önce dünya hidrokarbon üretiminin yüzde 20’sinden fazlası Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu. Tahran, ücretlendirme modelini yalnızca gelir elde etmenin değil, boğaz üzerindeki fiilî otoritesini resmileştirmenin bir yolu olarak görüyor .
İran’ın yaklaşımına göre gemilerin geçişi mümkün olmalı; ancak güvenlik, seyir ve diğer denizcilik hizmetlerini sağlayan İran ile Umman, bunun karşılığında ücret talep edebilmeli. İran, ücretlerin toplanmasında tek başına ya da başlıca yönetici olmayı istiyor .
Tahran, 26 Temmuz 2026’da Umman’la yapılan görüşmelerde ilerleme sağlandığını açıkladı. Bu açıklama, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını yeniden başlattığı bir dönemde geldi . Bununla birlikte İran, Umman’ın bölgesel konsorsiyum önerisine şu ana kadar karşı çıkıyor .
Hürmüz görüşmeleri, ABD, İsrail ve İran arasındaki geniş kapsamlı askerî çatışmanın gölgesinde yürütülüyor.
Umman, uzun süre ABD ile İran arasında dolaylı görüşmelere ev sahipliği yapan başlıca arabulucuydu. Muskat’ta 6 ve 26 Şubat 2026’da yapılan görüşmelerin odağında İran’ın nükleer programı vardı. Her iki tur da anlaşma sağlanamadan sona erdi ve diplomatlar başkentlerine döndü .
28 Şubat’ta Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklamamayı kabul ettiğini ve barışın “ulaşılabilir” olduğunu açıkladı . Ancak aynı saatlerde ABD-İsrail hava harekâtının başlaması, diplomatik süreci fiilen sona erdirdi.
Haziran 2026’ya gelindiğinde bir ABD yetkilisi, Umman’ın Washington ile Tahran arasındaki arabuluculuk rolünden çıkarıldığını söyledi . Soufan Center da ABD-İran ateşkesinin Temmuz başında “görünüşe göre çöktüğünü” bildirdi . Böylece nükleer müzakereler için kullanılan diplomatik kanal ile Hürmüz’ün geleceğine ilişkin yeni görüşmeler birbirinden ayrıştı.
Umman, İran’a Hürmüz Boğazı’nın ortak yönetimi için bölgesel bir mekanizma önerdi. Bu yapı, körfez ülkeleri ve diğer ilgili bölge aktörlerinin katılacağı bir konsorsiyum şeklinde tasarlanıyor. Öneri kabul edilirse İran, su yolu üzerinde tek başına kontrol sahibi olmayacak .
Plan, Malakka Boğazı’ndaki modele dayanıyor. Bu modelde boğazı kullanan şirketler; seyir hizmetleri, çevrenin korunması ve arama-kurtarma faaliyetlerinin finansmanına gönüllü olarak katkı sağlıyor .
Önerilen bölgesel yapının görevleri arasında şunlar bulunuyor:
Konsorsiyum modelinde katılım ve ödemelerin gönüllü olması öngörülüyor . Umman ayrıca trafiğin iki ayrı koridor üzerinden yönetilmesini içeren bir taslak da sundu. Buna göre güney koridoru Umman karasularından geçecek ve savaş öncesindeki koşullara benzer biçimde işletilecek; İran karasularındaki kuzey koridoru ise farklı kurallara tabi olabilecek .
İran, bölgesel konsorsiyumun Tahran’ın tek taraflı yetkisini zayıflatacağını düşünüyor. Bu nedenle gönüllü ödeme modeline dayanan öneriyi şu ana kadar kabul etmedi . Tahran’ın tercih ettiği model, yalnızca İran ile Umman arasında kurulacak ikili bir düzenleme.
İran bu modelde ücretlerin toplanmasında başı çekmek ve ödemeleri zorunlu kılmak istiyor. İranlı kaynaklara göre gemiler ödeme yapmadığı takdirde boğazdan geçişleri engellenebilir . Bu yaklaşım, Umman’ın gönüllülük esasına dayanan planıyla doğrudan çelişiyor.
Dolayısıyla görüşmelerdeki anlaşmazlık yalnızca “ücret alınacak mı?” sorusundan ibaret değil. Asıl mesele, ücret toplama yetkisinin kime ait olacağı ve geçiş iznini kimin belirleyeceği. İran, güvenlik ve seyir hizmetlerini sunan kıyı ülkelerinin bu hizmetler karşılığında ödeme talep edebileceğini savunuyor .
Tahran, Washington’ı bölgeye askerî olarak hâkim olmaya çalışmakla ve “yeni jeopolitik gerçeklikleri” kabul etmemekle suçluyor . İran’a göre ABD’nin deniz ablukası ve devam eden hava saldırıları, Washington’ın Hürmüz’ün geleceği konusunda tarafsız bir arabulucu olamayacağını gösteriyor .
İran ayrıca ABD’nin savaşa girmesinde İsrail’in etkili olduğunu öne sürüyor. Tahran bu iddiasını, Umman Dışişleri Bakanı’nın ABD’nin “kendi dış politikasının kontrolünü kaybettiği” ve İsrail’in Washington’ı saldırıya ikna ettiği yönündeki açıklamalarına dayandırıyor .
Hürmüz Boğazı, yetkisiz ticari gemilere büyük ölçüde kapalı kalmayı sürdürüyor. ABD’nin deniz ablukası aktif; dönemsel hava saldırıları devam ediyor. İran ile Umman arasındaki görüşmeler sürse de süreç, yönetim modelindeki temel anlaşmazlık nedeniyle tıkanmış durumda.
İran, Umman’la ikili bir yapı kurarak boğaz üzerindeki kontrolünü ve ücret toplama yetkisini korumak istiyor. Umman ise İran’ın tek başına hâkimiyet kurmasını engelleyecek, bölgesel katılıma ve gönüllü ödemelere dayalı bir konsorsiyum öneriyor. 28 Temmuz itibarıyla kapsamlı bir ateşkes veya boğazın yeniden açılmasına ilişkin bir anlaşma bulunmuyor.