Ancak bu açıklama, Brüksel'in tarifelerin kendisini veya Washington'ın hukuki gerekçesini onayladığı anlamına gelmiyordu. Komisyon bir yandan anlaşmanın temel sınırının korunmasını — yani toplam oranın yüzde 15'i aşmamasını — önceliklendirdi; diğer yandan zorla çalıştırma iddialarına dayalı yeni vergileri “haksız” bulduğunu daha önce açıkça ifade etmişti .
Bu nedenle Komisyonun tutumu, tarifelere verilmiş siyasi bir destekten çok, anlaşmanın ihlal edilmediğine dair sınırlı ve ihtiyatlı bir rahatlama olarak okunabilir. Brüksel ayrıca, Avrupa'daki aşırı sanayi kapasitesi ve ilaç fiyatları gibi başka soruşturmaların ileride toplam yükü yüzde 15'lik tavanın üzerine çıkarabileceği uyarısında bulundu .
ABD'nin gerekçesi, AB içinde ve başka ticaret ortaklarında geniş ölçüde karşılık bulmadı:
AB, zorla çalıştırmayla üretilen malların iç pazarda satışını yasaklayan Zorla Çalıştırma Tüzüğünü kabul etmiş durumda. Düzenleme, ürünlerin AB içinde üretilmiş veya ithal edilmiş olmasına bakılmaksızın uygulanacak ve 14 Aralık 2027'de yürürlüğe girecek . Bu durum, Brüksel'in ABD'nin “AB yeterli adım atmıyor” iddiasına neden itiraz ettiğini açıklıyor.
27 Temmuz 2025'te İskoçya'nın Turnberry kentinde ABD Başkanı Donald Trump ile Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen arasında siyasi bir ticaret çerçevesi üzerinde uzlaşıldı. Ağustos 2025 tarihli Ortak Bildiri ile ayrıntıları netleştirilen anlaşma, çoğu AB ihracatı için ABD tarifelerinde yüzde 15'lik bir üst sınır öngördü .
Buna karşılık AB, ABD'nin sanayi ürünlerinin büyük bölümüne uygulanan gümrük vergilerini kaldırmayı ve bazı ABD tarım ile deniz ürünlerine daha elverişli pazar erişimi sağlamayı taahhüt etti . AB'nin kendi taahhütlerini uygulayan düzenlemeleri 1 Temmuz 2026'da yürürlüğe girdi .
Buradaki kritik ayrım, yüzde 15'in sabit bir vergi oranı değil, bir tavan olmasıydı. Dolayısıyla yüzde 10'luk yeni ABD tarifesi, anlaşma açısından teknik olarak bu sınırın içinde kaldı. Brüksel'in temkinli yaklaşımının temelinde de bu hukuki ve siyasi hesap vardı: Verginin gerekçesi tartışmalıydı, fakat oran anlaşmada belirlenen üst sınıra ulaşmıyordu.
Turnberry çerçevesinin uygulanması, AB içinde sorunsuz ilerlemedi. Avrupa Parlamentosu Mart 2026'da müzakere tutumunu belirledi; Parlamento ve Konsey 20 Mayıs'ta uygulama düzenlemeleri üzerinde geçici anlaşmaya vardı . Parlamento, 16 Haziran'da anlaşmayı 440'a karşı 151 oyla onayladı; 50 milletvekili çekimser kaldı .
Trump daha önce, ABD'nin bağımsızlık günü olan 4 Temmuz'a kadar onay verilmemesi halinde çok daha yüksek tarifeler uygulama tehdidinde bulunmuştu . Bu baskı, AB içinde anlaşmanın kapsamı ve siyasi bedeli hakkında tartışmaları artırdı.
Sonuçta AB, ABD sanayi mallarına yönelik vergileri kaldırma yönündeki yükümlülüklerini 1 Temmuz'da uygulamaya koydu. Bu süreçte yaşanan siyasi gerilim, Komisyonun yeni bir tarife çatışmasını tetiklemek yerine mevcut anlaşmanın sınırlarını korumaya odaklanmasına yol açtı.
Yeni tarifelerin arka planındaki en önemli gelişmelerden biri, ABD Yüksek Mahkemesi'nin 20 Şubat 2026 tarihli kararıydı. Learning Resources Inc. v. Trump davasında Mahkeme, 6-3 oyla Uluslararası Acil Ekonomik Yetkiler Yasası'nın — İngilizce kısaltmasıyla IEEPA — başkana geniş kapsamlı tarifeler uygulama yetkisi vermediğine hükmetti .
Bu karar, önceki geçici yüzde 10'luk küresel tarife rejiminin hukuki temelini ortadan kaldırdı. Yönetim bunun ardından, 1974 tarihli Ticaret Yasası'nın Section 301 maddesine yöneldi. Bu madde, ticaret ortaklarının haksız veya ayrımcı uygulamalarda bulunduğuna dair soruşturma ve bulgular gerektiriyor; bu nedenle IEEPA'ya kıyasla daha yavaş ve daha sınırlı bir süreç oluşturuyor .
ABD Ticaret Temsilciliği Ofisi, 2 Haziran 2026'da 60 Section 301 soruşturmasına ilişkin bulgularını açıkladı. Hedef ülkelerin zorla çalıştırmayla üretilen malların ithalatını yeterince engellemediği iddiası, 24 Temmuz'da yürürlüğe giren yeni tarifelerin hukuki tetikleyicisi oldu .
Böylece yeni sistem, mahkemenin geçersiz bulduğu IEEPA temelli tarifelerin yerini aldı. Fakat bu değişiklik, tartışmayı sona erdirmedi: ABD tarifelerin hukuki dayanağını değiştirmiş olsa da AB ve diğer ticaret ortakları, zorla çalıştırma gerekçesinin somut ve adil biçimde uygulanmadığını savunuyor.
24 Temmuz'daki karar, AB açısından iki ayrı mesaj taşıdı. Birincisi, yüzde 10'luk oran Turnberry anlaşmasındaki yüzde 15'lik tavanın altında kaldığı için Brüksel yeni vergiyi doğrudan anlaşma ihlali olarak görmedi. İkincisi, bu durum ABD'nin zorla çalıştırma iddiasını kabul ettiği anlamına gelmedi.
Dolayısıyla Avrupa Komisyonunun “temkinli memnuniyeti”, transatlantik ticarette kalıcı bir uzlaşmadan çok, daha büyük bir tırmanmanın şimdilik önlenmiş olmasına yönelik sınırlı bir rahatlama ifade ediyor. IEEPA kararının ardından Section 301'e geçiş, yeni tarifeleri daha yavaş ve hukuken daha zahmetli hale getirse de Washington ile Brüksel arasındaki temel anlaşmazlık — ticaret politikasıyla zorla çalıştırma kurallarının nasıl ilişkilendirileceği — devam ediyor.