Şirket kararını, tüketici tercihlerinin değişmesi ve eğlence sektörünün fiziksel disklerden dijital dağıtıma yönelmesiyle açıkladı . Uygulama, Sony'nin kendi stüdyolarının oyunlarının yanı sıra üçüncü taraf yapımcıların yeni oyunlarını da kapsayacak . Ocak 2028'den önce yayımlanan veya yayımlanacak oyunlar ise bu karardan etkilenmeyecek ve diskli sürümleri satışta kalabilecek .
Oyuncuların itirazı dijital oyunlara bütünüyle karşı çıkmıyor. Asıl mesele, fiziksel seçeneğin tamamen ortadan kalkması. Kampanyanın temel mesajı bunu açık biçimde özetliyor: "Dijitale karşı değiliz. Dijitalin tek seçenek olmasına karşıyız."
PNP Games'ten Jade Pearce tarafından Change.org'da başlatılan "Don't Kill the Disc: Tell Sony to Keep Physical PlayStation Games" başlıklı imza kampanyası, Sony'nin duyurusundan yalnızca birkaç saat sonra yayımlandı . Kampanyanın talepleri arasında fiziksel oyun satın alma, oyunları ödünç verme, takas etme ve koleksiyon yapma imkânının korunması yer alıyor. Destekçiler ayrıca kullanıcıların tek bir dijital mağazaya bağımlı bırakılmamasını istiyor .
İmza sayısı kısa sürede hızla yükseldi:
Kampanya 9 Temmuz'da 250 bin imzaya ulaştığını da duyurdu . Destekçilerin kaygısı yalnızca kutulu oyunları raflarda görme isteği değil; sahiplik, ikinci el satış, hediye etme ve oyunların gelecekte korunabilmesi gibi başlıkları da kapsıyor.
Yedi günlük boykot, oyunların korunması ve tüketici hakları konusunda faaliyet gösteren Does It Play? hesabı tarafından 27 Temmuz 2026'da X'te (eski adıyla Twitter) duyuruldu . Organizatörler eylemi bir "ekonomik ve oyun boykotu" olarak tanımlıyor .
Planlanan takvim ve çağrı şöyle:
Organizatörler, boykot haftasında büyük bir PlayStation oyununun çıkışının planlanmadığını belirtti. Bu durum kampanyanın etkisini sınırlayabilir . Buna rağmen çağrı, X'te ilk 24 saat içinde 800 binden fazla görüntülenme aldı .
Boykotu destekleyen oyuncular için fiziksel disk, yalnızca oyunun kutusuna sahip olmak anlamına gelmiyor. Diskli sürümler, oyunu koleksiyona katma, başkasına ödünç verme, ikinci el piyasasında satma ve ileride yeniden oynama seçenekleri sunuyor. Oyuncular ayrıca dijital mağazaların kapanması, lisansların değişmesi veya çevrim içi hizmetlerin sona ermesi durumunda oyunlara erişimin nasıl korunacağını sorguluyor.
Perakendeciler de karardan endişe duyan kesimler arasında. Yeni oyunların diskli sürümlerini satamamak, fiziksel oyun pazarındaki rollerini doğrudan etkileyebilir . Buna karşın, büyük oyun geliştiricileri veya yayıncılarının Sony'den açıkça ayrıldığını gösteren yaygın bir kamuoyu açıklaması bulunmuyor .
Tüketici tepkisine hukuki bir boyut kazandıran gelişme ise Hollanda'da devam eden toplu dava. Tüketici vakfı Stichting Massaschade & Consument, yaklaşık 1,7 milyon Hollandalı PlayStation kullanıcısı adına Sony'den 400 milyon avro, yani yaklaşık 457 milyon dolar, tazminat talep ediyor .
Davanın temel ayrıntıları şöyle:
Fortune'a konuşan Johns Hopkins Carey Business School pazarlama bölümü yöneticisi Andrew Ching, yalnızca PlayStation Store üzerinden satılan dijital indirmelerde uygulanan yüzde 30'luk kesintiyi "Sony vergisi" olarak nitelendirdi . Boykot organizatörleri de davayı, tamamen dijital bir geleceğin tüketicilerin cüzdanına zarar verebileceğine ilişkin örneklerden biri olarak gösteriyor .
#PSBlackout tartışması büyürken bazı iddialar da sosyal medyada yaygınlaştı. Ancak mevcut haber kaynakları şu noktaları doğrulamıyor:
Bu iddialar, mevcut haber kapsamına girmeyen röportajlara, şirket içi belgelere veya sosyal medya paylaşımlarına dayanıyor olabilir; ancak şu aşamada teyit edilmiş bilgiler arasında yer almıyor.
Tepki; oyunculardan, tüketici savunucularından, perakendecilerden ve oyun koruma topluluklarından geliyor. Kotaku, BBC, CNBC, Forbes, TechRadar, Fortune, Engadget ve The Washington Post gibi çok sayıda büyük yayın kuruluşu gelişmeyi haberleştirdi .
Bununla birlikte, Sony'nin Ocak 2028 için açıkladığı fiziksel disk üretimini sonlandırma takvimini geri çekmeye hazır olduğuna dair kamuya açık bir işaret bulunmuyor. #PSBlackout'un başarısı, yalnızca kaç kişinin konsolunu kapattığıyla değil; Sony'nin kullanıcıların dijital geleceğe geçişte seçim hakkı, sahiplik ve erişim konusundaki beklentilerini ne kadar dikkate alacağıyla da ölçülecek.