Çin Yüksek Halk Mahkemesi’nin resmî bir dergisinde özetlenen ve Reuters tarafından aktarılan Mayıs 2026 tarihli bir hukuk uzmanları toplantısında, yapay zekâ modelleri için üç kademeli bir yönetim sistemi önerildi :
| Kademe | Model kategorisi | Önerilen uygulama |
|---|---|---|
| 1. kademe | Temel açık kaynak araçlar | Basit bildirim veya kayıt şartı |
| 2. kademe | Daha gelişmiş teknolojiler | Güvenlik incelemesi |
| 3. kademe | En hassas sınır modelleri | Kamuya açık yayıma izin vermeme veya yalnızca Çin içinde kullanım |
Önerinin hem kapalı ağırlıklı hem de açık ağırlıklı modelleri kapsayabileceği belirtiliyor. En güçlü “sınır” modellerinin yurt dışına çıkarılmak yerine yalnızca Çin’de konuşlandırılması gündemde .
Buradaki “açık ağırlık” ifadesi, modelin ağırlıklarının indirilebilmesi ve kullanıcılar tarafından kendi altyapılarında çalıştırılıp değiştirilebilmesi anlamına geliyor. Bu nedenle söz konusu yaklaşım, yalnızca bir API’ye erişimi kapatmaktan çok daha kapsamlı olabilir: Modelin kendisinin paylaşılması engellenmeye çalışılabilir.
Çin Siber Uzay İdaresi’nin 28 Mayıs 2026’da yayımladığı taslak üretken yapay zekâ ihracat kuralları da belirli ülke veya bölgelere sınır modellerinin ihracatı için güvenlik incelemesi öngörüyor ve 60 günlük bir istişare süreci başlatıyordu .
En yakın tetikleyici, Washington’ın kendi yapay zekâ kısıtlamalarını yazılım katmanına taşıması oldu.
12 Haziran 2026’da ABD Ticaret Bakanlığı, Anthropic’e gönderdiği yazıyla şirketin en gelişmiş modelleri Fable 5 ve Mythos 5’e yabancı erişimini durdurmasını istedi. Gerekçe olarak “dar kapsamlı olası bir jailbreak” ve ulusal güvenlik riskleri gösterildi . Anthropic bunun üzerine iki modele de ABD dışındaki tüm kullanıcılar için erişimi aniden kapattı .
Kısıtlamalar, Anthropic’in ABD’nin güvenlik endişelerini gidermesinin ardından 30 Haziran’da kaldırıldı . Yine de önemli bir emsal ortaya çıktı: Washington, gelişmiş bir yapay zekâ modeline yabancıların erişimini tek taraflı biçimde sınırlayabileceğini göstermiş oldu.
Demokrasileri Savunma Vakfı, Çin’in değerlendirdiği adımların ABD Ticaret Bakanlığı’nın Haziran başında Anthropic ürünlerine yönelik kontrollerini “yansıttığını” belirtti . Başka bir ifadeyle Pekin, Washington’ın gelişmiş çiplerde uyguladığı ihracat kontrolü mantığını model ağırlıkları ve yazılım dağıtımı alanına uyarlıyor.
Çin’in yön değişikliğinin arkasında daha uzun vadeli iki gelişme de bulunuyor.
İlki, DeepSeek’in Ocak 2025’te ortaya koyduğu verimlilik sıçramasıydı. Bu gelişme, Çin’in ABD çip yaptırımlarına rağmen rekabetçi yapay zekâ modelleri geliştirebileceğini gösterdi. Böylece Çinli modeller, yalnızca ticari ürünler değil, korunması gereken stratejik varlıklar olarak görülmeye başlandı .
İkincisi, Washington’ın 2022-2025 döneminde Nvidia gibi şirketlerin gelişmiş çiplerini Çin’e satmasını sınırlamasıydı. ABD donanım katmanını kontrol ederken Çin’in yazılım katmanını denetlemeye yönelmesi, iki ülke arasında karşılıklı bir misilleme döngüsünü güçlendiriyor .
ABD, 2022-2025 döneminden bu yana gelişmiş yapay zekâ çiplerine erişimi ülke gruplarına göre farklılaştıran çok kademeli bir ihracat kontrol sistemi uyguluyor . Ocak 2025’teki düzenlemeler, belirli gelişmiş yapay zekâ modellerinin kamuya açık olmayan ağırlıklarını da ihracat kontrolü kapsamına almıştı .
Haziran 2026’daki Anthropic talimatı ise Washington’ın donanımın ötesine geçerek doğrudan bir yazılım ürününü kısıtladığı ilk önemli örnek oldu . Böylece sınır yapay zekâsı, serbestçe alınıp satılan bir teknoloji olmaktan çıkarılıp ulusal güvenlik varlığı olarak ele alınmaya başladı .
MOFCOM’un Alibaba, ByteDance ve Z.ai ile yaptığı görüşmeler, Çin’in çiplere yönelik ABD kontrollerini model ağırlıklarına uygulayan bir “yazılım katmanı ihracat kontrol rejimi” kurmayı değerlendirdiğine işaret ediyor .
Bu yaklaşım, Çin’in önceki stratejisinden belirgin bir sapma anlamına geliyor. DeepSeek ve Qwen gibi açık modeller, Çin yapay zekâsının dünya çapında tanınmasını ve benimsenmesini sağlayan önemli araçlardı. Şimdi ise aynı açık dağıtım kanalı, stratejik bir avantajdan çok kontrol edilmesi gereken bir risk olarak görülüyor .
Yetkililerin yapay zekâ hırsızlığı veya sızıntılarını ulusal güvenlik suçu saymayı ve Çin’deki yapay zekâ şirketlerine yönelik yabancı yatırımları sınırlamayı da tartıştığı bildirildi .
ABD önce gelişmiş çipleri, ardından önde gelen modellerine erişimi kontrol etmeye başladı. Çin ise aynı mantığı kendi model ağırlıklarına ve açık kaynak dağıtımına uygulamaya hazırlanıyor.
Bu eğilim kalıcı düzenlemelere dönüşürse, geliştiricilerin en güçlü modelleri serbestçe indirip çalıştırabildiği küresel açık yapay zekâ ekosistemi iki ayrı teknoloji alanına bölünebilir. Sınır yapay zekâsı artık Washington ve Pekin açısından yalnızca bir ürün değil; ekonomik rekabet, siber güvenlik ve ulusal güçle doğrudan bağlantılı, korunması gereken stratejik bir varlık olarak görülüyor .