Bu açıklama, ABD-Çin ilişkilerinde tansiyon yükselirken bile liderler düzeyindeki temas kanalının açık tutulduğunu gösteriyor. Ancak ziyaretin kesin programı ve Şi’nin daveti kabul edip etmediğine ilişkin Pekin’den nihai bir onay geldiği belirtilmiş değil .
Planlanan ziyaretin gündemde kaldığını gösteren birkaç somut diplomatik gelişme bulunuyor:
Trump’ın Mayıs ayındaki ziyareti, 2017’den bu yana bir ABD başkanının Çin’e yaptığı ilk ziyaret olarak kayda geçti . İki lider, ilişkileri “yapıcı bir stratejik istikrar” temelinde geliştirme konusunda mutabakat sağladıklarını açıklamıştı .
Trump, 16 Temmuz 2026’da televizyondan yayımlanan bir konuşmasında Çin Halk Cumhuriyeti’nin “tarihin en büyük seçim verisi ihlalini” gerçekleştirdiğini öne sürdü . Trump’a göre Pekin, 2020 seçim döngüsünden başlayarak 220 milyon ABD seçmenine ait kaydı ele geçirmişti. Beyaz Saray, konuyla ilgili istihbarat belgelerinin gizliliğinin kaldırıldığını açıkladı .
Pekin ise bu suçlamaları derhal reddetti. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, iddiaların “tamamen uydurma” olduğunu ve Çin’i karalamayı amaçladığını savundu; Pekin’in ABD’nin iç işlerine müdahale etmekle ilgilenmediğini söyledi .
Rubio, Trump’ın iddialarını kabul edip etmediğine ilişkin yeni bir değerlendirme yapmadan, suçlamaların eylül ziyaretini rayından çıkardığına dair bir işaret vermedi . Beyaz Saray Ticaret Danışmanı Peter Navarro da daha sonraki açıklamasında soruşturmanın odağını Pekin’den ziyade “yurt içindeki kötü niyetli aktörlere” yöneltti ve bunun “Çin’le ilgili bir hikâye olmadığını” söyledi .
Bu tablo, Washington ile Pekin’in kamuoyu önünde sert açıklamalar yaparken liderler arasındaki doğrudan teması korumaya çalıştığını gösteriyor. Eylül zirvesi, Trump’ın Mayıs ayında Pekin’e yaptığı ziyaretin ardından başlatılan diplomatik çizginin devamı olarak görülüyor. Mayıs görüşmelerinde ticaret başlıkları ele alınmış ve iki ülke arasındaki ilişkilerde istikrar vurgusu öne çıkmıştı .
Ziyaretin gerçekleşmesi, tarafların özellikle “stratejik istikrar” olarak tanımladığı ilişki çerçevesini, siyasi gerilimlere rağmen canlı tutma çabası anlamına gelebilir .
Trump, 24 Eylül tarihini ilk kez temmuz ayının başında Beyaz Saray’daki inşaat planları hakkında konuşurken gündeme getirdi. Tarihin, New York’ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun üst düzey haftasıyla aynı döneme denk geleceğini belirtti .
Bu takvim, Şi’nin BM Genel Kurulu toplantılarına katıldıktan sonra Washington’a geçmesine olanak sağlayabilir. Böylece BM programı ile ABD-Çin zirvesinin aynı seyahat içinde birleştirilmesi, ziyaretin lojistiğini iki taraf için de kolaylaştırabilir .