Serbest seyrüseferin teyidi: İki blok, boğazdan seyrüsefer özgürlüğünün uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) kapsamında güvence altında olduğunu yineledi. Bildiride, "Tüm devletlerin gemileri bu haklara sahiptir ve hiçbir devlet bu hakları askıya alamaz, engelleyemez veya herhangi bir koşula bağlayamaz" denildi .
İran saldırılarının kınanması: Bakanlar, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemilere ve birçok Körfez ülkesi ile Ürdün’ün egemen topraklarına yönelik saldırılarını "en güçlü şekilde" kınadı. Bu saldırıların bölgesel güvenlik ve uluslararası seyrüsefer için ciddi bir tehdit oluşturduğu vurgulandı .
Düşmanlıkların durdurulması talebi: Bildiri, İran’a "derhal ve koşulsuz olarak tüm saldırıları ve deniz seyrüseferine yönelik her türlü müdahaleyi durdurma" çağrısı yaparken, Hürmüz Boğazı’nın herhangi bir koşul, geçiş ücreti veya hizmet bedeli olmaksızın açık tutulmasını istedi .
BMGK 2817 sayılı kararına uyum: AB ve KİK, İran’ı 11 Mart 2026’da 13 lehte oy, 2 çekimser (Çin ve Rusya) ile kabul edilen BM Güvenlik Konseyi’nin 2817 sayılı kararına uymaya çağırdı. Bu karar, İran’ın Körfez devletlerine yönelik "ağır saldırılarını" kınamış ve BM Şartı’nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa haklarını teyit etmişti. Karar, 135 ülkenin eş sponsoru olduğu için Güvenlik Konseyi tarihindeki en geniş desteğe sahip kararlardan biri olmuştu .
Dayanışma ve UDH ile koordinasyon: İki blok, etkilenen ülkeler ve denizcilerle "tam dayanışma" içinde olduklarını ifade etti. Deniz taşımacılığını korumak ve diplomatik çözümler aramak amacıyla Uluslararası Denizcilik Örgütü (UDH) ve diğer uluslararası kuruluşlarla koordinasyonun sürdürüleceği taahhüt edildi .
Ortak bildiri, Temmuz 2026 başında yaşanan şiddetli askeri tırmanışın ardından geldi:
6-7 Temmuz: İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı’nda birden fazla ticari gemiye füze fırlattı. Raporlara göre, Katar’a ait Al Rekayyat adlı LNG tankeri Umman açıklarında vurulurken, Suudi bandıralı bir petrol tankeri de hedef alındı . İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları (UKMTO) ajansı, Umman’ın Limah kentinin yaklaşık 8 deniz mili doğusunda bir tankerin bilinmeyen bir mermiyle isabet aldığını ve yangın çıktığını doğruladı .
11 Temmuz: İran, "deniz güvenliğini tehlikeye atan" bir gemiyi vurduktan sonra Hürmüz Boğazı’nı "yetkisiz" trafiğe kapattığını ilan etti. İran Devrim Muhafızları Donanması, sistemlerini kapatan bir geminin vurulup durdurulduğunu açıklayarak, herhangi bir misillemenin "sert bir yanıtla" karşılanacağı uyarısında bulundu .
ABD askeri müdahalesi: ABD, çok sayıda misilleme saldırısı düzenledi. Bir dalgada 140, toplamda ise 300’den fazla İran askeri hedefi vuruldu . ABD-İran geçici ateşkes anlaşması ise 8 Temmuz’da saldırıların ardından çöktü .
AB-KİK ortak bildirisi, Avrupa ülkeleri ile Körfez’deki Arap devletlerinin akut bir kriz anında nadir görülen bir birliktelik sergilemesi açısından büyük önem taşıyor. İki blok, tutumlarını UNCLOS ve BMGK 2817 sayılı kararına dayandırarak diplomatik yanıtlarını tek taraflı eylemler yerine yerleşik uluslararası hukuk çerçevelerine oturttu. "Geçiş ücretleri" veya "izin koşullarının" açıkça reddedilmesi, İran’ın gemilerin boğazdan geçmeden önce Tahran’dan onay alması yönündeki taleplerine doğrudan bir yanıt niteliği taşıyor .
Bildirinin yayımlandığı tarihte, dünya petrolünün yaklaşık %20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı fiilen bir kuşatma altındaydı. Tanker trafiği neredeyse durma noktasına gelmiş, ABD liderliğindeki Müşterek Deniz Bilgi Merkezi tehdit seviyesini "şiddetli" olarak yükseltmişti .
Bildiri, AB ve KİK’in UDH ve diğer uluslararası kuruluşlar aracılığıyla diplomatik angajmana devam etme taahhüdünü içerse de, yaptırım mekanizmaları veya uyumsuzluk durumunda uygulanacak yaptırımlar konusunda somut bir adım belirtmedi. Bu durum, İran’ın ticari gemilere yönelik saldırılarını sürdürmesi halinde uluslararası toplumun nasıl bir yanıt vereceği sorusunu yanıtsız bırakıyor.