Eldeki kaynaklara göre FIFA'nın 2026 Dünya Kupası sırasında herhangi bir teknik direktöre veya futbolcuya yalnızca maç sonrası hakem eleştirisi nedeniyle para cezası ya da men verdiğine dair kanıt bulunmuyor.
Video Yardımcı Hakem sistemi (VAR), hakem kararlarını desteklemek için kullanılsa da 2026 Dünya Kupası'nda güven sorununu çözmek yerine tartışmaların odağına yerleşti. Özellikle faul, penaltı ve daha önceki bir pozisyonda yaşanan ihlallerin sonradan değerlendirilmesi, takımlar arasında farklı standartlar uygulandığı eleştirilerini beraberinde getirdi.
İngiltere Teknik Direktörü Thomas Tuchel, Meksika karşısındaki son 16 turu galibiyetinin ardından turnuvadaki hakem yönetimini “düzensiz”, “tutarsız” ve “yetersiz” olarak niteledi. Tuchel, hakem kararlarının herhangi bir takımı her an turnuvanın dışına itebileceğini söyledi .
Mısır Futbol Federasyonu, Arjantin'e karşı 3-2 kaybedilen son 16 turu maçının ardından FIFA'ya resmi şikâyette bulundu . Tartışmalar özellikle iki pozisyon etrafında yoğunlaştı:
Mısır daha sonra Fransız hakem François Letexier liderliğindeki hakem ekibinin turnuvadan çıkarılmasını talep etti .
Collina ise Arjantin lehine sistematik bir taraflılık bulunduğu iddialarını “temelsiz suçlamalar” olarak niteledi. Bu tür açıklamaların hakemler ve aileleri için tehdit riskini artırabileceğini söyledi .
FIFA, artan eleştirilerin ardından turnuvanın ortasında VAR uygulamasında önemli bir değişikliğe gitti. 9 Temmuz'dan itibaren kalan eleme maçlarında video hakemleri, Dallas'taki merkezi kontrol odası yerine maçların oynandığı statlarda görev yapmaya başladı .
Bu karar, turnuva devam ederken VAR operasyonunda yapılan dikkat çekici bir geri dönüş olarak değerlendirildi.
Turnuvanın en tartışmalı disiplin dosyası, ABD'li forvet Folarin Balogun'un kırmızı kartı ve sonrasında cezasının ertelenmesi oldu.
Balogun, Bosna-Hersek karşısındaki 32 turu maçında doğrudan kırmızı kart gördü. FIFA Disiplin Talimatı'nın 66.4. maddesi ve Dünya Kupası düzenlemelerinin 10.5. maddesi uyarınca doğrudan kırmızı kart, takip eden maç için otomatik bir maçlık men cezası doğuruyor ve bu cezanın itiraz yoluyla kaldırılması mümkün görünmüyordu .
FIFA Disiplin Komitesi ise kendi Disiplin Talimatı'nın 27. maddesine başvurarak otomatik bir maçlık menin uygulanmasını bir yıllık deneme süresi boyunca erteledi. Böylece Balogun, Belçika karşısındaki son 16 turu maçında forma giyebildi .
ABD Başkanı Donald Trump, Balogun'un kırmızı kartının yeniden incelenmesi için FIFA Başkanı Gianni Infantino'yu bizzat aradığını doğruladı . Görüşmenin hemen ardından cezanın ertelenmesi, kararın bir “başkanlık affı” görüntüsü verdiği yorumlarına yol açtı .
FIFA, disiplin komitesinin bağımsız hareket ettiğini savunsa da kararın zamanlaması kurumun itibarına zarar verdi. Bazı gözlemciler FIFA'nın kendisini “son derece savunmasız” bir konuma soktuğunu belirtirken, The New York Times'ta yer alan değerlendirmelerde kararın başkanlık affına benzediği ifade edildi .
UEFA, FIFA'nın kararını “benzeri görülmemiş, anlaşılmaz ve gerekçelendirilemez” olarak niteledi. Avrupa futbolunun yönetim organı, FIFA'nın turnuvanın bütünlüğü açısından aşılmaması gereken “kırmızı çizgiyi” geçtiğini savundu .
FIFA, hakemin sahadaki kırmızı kart kararını geri almadığını; yalnızca bu karardan doğan maçlık menin uygulanmasını ayrı bir hüküm kapsamında ertelediğini açıkladı. Kurum, 66.4 ve 10.5. maddelerin, Disiplin Komitesi'nin 27. maddeyi kullanmasını açıkça yasaklamadığını ileri sürdü .
UEFA ve bazı hukuk yorumcuları ise kırmızı kart sonrası otomatik menin niteliği gereği takdir yetkisine bağlı olmaması gerektiğini savundu . Tartışmanın merkezinde de bu hukuki yorum farkı yer alıyor.
2026 Dünya Kupası, doğrudan bir devlet başkanının turnuva sırasındaki disiplin dosyasına müdahil olduğunu kabul ettiği ilk örnek olarak tartışılıyor. Turnuvanın siyasi atmosferi yalnızca Balogun kararıyla sınırlı kalmadı.
Turnuva öncesinde Infantino, FIFA tarafından yeni oluşturulan “FIFA Barış Ödülü”nü Donald Trump'a verdi. Bu adım, FIFA'nın siyasi tarafsızlık iddiasıyla çeliştiği ve ev sahibi ülkenin başkanına yakınlaşmaya çalıştığı yönünde eleştirildi .
ABD'nin 28 Şubat'ta İran'a yönelik askeri operasyon başlatmasının ardından iki ülke arasındaki gerilim Dünya Kupası'na da yansıdı . Turnuva tarihinde ilk kez ev sahibi ülkelerden biri, turnuvaya katılan ülkelerden biriyle aktif bir çatışmanın içinde bulunurken İran, boykot tehdidinin ardından kırılgan bir ateşkes ortamında turnuvaya katıldı .
Turnuva öncesinde Avrupa'daki bazı siyasi ve sportif aktörler, ABD'nin Grönland'a ilişkin açıklamaları ve Trump yönetiminin göç politikaları nedeniyle boykot çağrıları yaptı . Uluslararası Af Örgütü de Dünya Kupası bağlamında ABD'nin bir “insan hakları acili” ile karşı karşıya olduğunu belirtti .
FIFA, maç sonrası basın toplantılarında hakemleri eleştiren teknik direktör ve futbolculara yönelik yeni bir kural açıklamadı. Ancak futbolun oyun kurallarını belirleyen Uluslararası Futbol Birliği Kurulu (IFAB), Nisan 2026'da saha içi davranışlarla ilgili iki önemli değişikliği onayladı :
Bu iki düzenleme, maç sonrası hakem eleştirilerini değil, saha içindeki davranışları ve hakem kararlarına karşı organize protestoları hedefliyor.
| FIFA'nın yaptığı | FIFA'nın yapmadığı |
|---|---|
| Pierluigi Collina'nın açıklamalarıyla hakemleri kamuoyu önünde savundu | Hakemleri eleştiren teknik direktör ve futbolculara yönelik yeni bir özel yaptırım paketi açıklamadı |
| Eleme aşamasının ortasında VAR görevlilerini statlara taşıdı | Hakem eleştirisi nedeniyle teknik direktör veya futbolculara para cezası ya da men verdiğine dair kanıt sunmadı |
| Balogun'un otomatik men cezasını 27. maddeyi kullanarak erteledi | Otomatik men kuralının neden farklı uygulandığını tüm tarafları ikna edecek biçimde açıklayamadı |
| Disiplin Komitesi'nin bağımsız olduğunu savundu | Trump'ın görüşmesinin yarattığı siyasi müdahale görüntüsünü ortadan kaldıramadı |
2026 Dünya Kupası'ndaki temel sorun yalnızca tek tek hakem kararları değil. VAR'ın nasıl yorumlandığı, disiplin hükümlerinin ne ölçüde esnetilebildiği ve siyasi gücün futbol yönetimine ne kadar yaklaşabileceği konusunda oluşan güven kaybı, FIFA'nın karşı karşıya olduğu daha büyük krizi ortaya koyuyor.