Rapora göre BM, İsrail güçlerine atfedilen Filistinlilere yönelik 31 cinsel şiddet vakasını doğruladı. Vakaların 13’ü 2025’te, 18’i ise 2023 ve 2024’te kayda geçti. Mağdurlar arasında Gazze ve Batı Şeria’dan 14 erkek, yedi kadın, dokuz erkek çocuk ve bir kız çocuğu bulunuyordu .
Raporda İsrail Savunma Kuvvetleri, İsrail Cezaevi Servisi — Nachshon Birimi ve Keter özel kuvvetleri dahil — İsrail Güvenlik Ajansı (Şin Bet) ve Polisin Terörle Mücadele Birimi listelenen kurumlar arasında gösterildi . Belgelenen örüntüler arasında tekrarlanan toplu tecavüz iddiaları ve cinsel şiddetin işkence yöntemi olarak kullanılması da yer aldı .
Aynı rapor, çatışmaya bağlı cinsel şiddetin dünya genelinde keskin biçimde arttığını ortaya koydu. BM’nin 2025 yılı için doğruladığı vakaların sayısı önceki yıla göre iki kattan fazla artarak 10 bine yaklaştı. BM Genel Sekreteri’nin Çatışmalarda Cinsel Şiddet Özel Temsilcisi Pramila Patten, vakaların “aşırı vahşet” içerdiğini ve ezici çoğunlukla kadınları ve kız çocuklarını hedef aldığını söyledi . Raporda devlet ve devlet dışı aktörlerden oluşan toplam 77 taraf listelendi .
Filistin’in BM Daimi Gözlemcisi Riyad Mansur, 9 Temmuz 2026’da düzenlenen Güvenlik Konseyi oturumunda iki temel talep öne çıkardı: İsrail’in Filistinlilere yönelik ihlaller nedeniyle hesap vermesi ve uluslararası soruşturmacıların işgal altındaki Filistin topraklarına kısıtlama olmaksızın erişebilmesi .
Mansur, Konsey’in yalnızca açıklamalarla yetinemeyeceğini belirterek, “Güvenlik Konseyi sessiz kalamaz. Harekete geçmeli” dedi. Cinsel şiddet suçlarını işleyenlerin adalet önüne çıkarılması gerektiğini vurgulayan Mansur, cezasızlığın artık kabul edilmemesi çağrısı yaptı .
İsrail, BM’nin kararına sert tepki gösterdi. İsrail’in BM Büyükelçisi Danny Danon, örgütün ülkesini “haksız biçimde hedef aldığını” savundu ve Hamas’ın aynı listeye alınmasının ardından Genel Sekreter Guterres üzerinde yoğun siyasi baskı kurulduğunu ileri sürdü .
Danon ayrıca Guterres’le ilişkilerin kesildiğini açıkladı. BM’den karar sürecine ilişkin tüm iç yazışma ve iletişim kayıtlarının yayımlanmasını isteyen Danon, Özel Temsilci Pramila Patten’in istifasını da talep etti . İsrail Dışişleri Bakanlığı ise listeye alınmayı “açıkça taraflı ve siyasallaştırılmış bir karar” olarak niteledi .
Karara ilişkin tartışmalardan biri de raporun doğrulama süreci oldu. Patten’in, herhangi bir gözaltı merkezini ziyaret etmediğini ve ofisinin görevinin bizzat kanıt doğrulamak olmadığını söylediği aktarıldı. Bu açıklama, İsrailli yetkililer ve bazı yorumcular tarafından eleştirildi .
Temmuz ayındaki Güvenlik Konseyi tartışmalarında Suudi Arabistan, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) aracılığıyla İsrail’in listeye alınmasını memnuniyetle karşıladı. İİT, kararın yalnızca sembolik kalmaması ve İsrail’e karşı somut adımlarla takip edilmesi gerektiğini belirtti. Teşkilat, listeye alınmayı Filistinli mağdurlar açısından hukuki ve insani bir kazanım olarak değerlendirdi .
Avrupa Birliği ise tam hesap verebilirlik ve uluslararası soruşturmacıların işgal altındaki Filistin topraklarına engelsiz erişimi çağrısı yaptı. AB temsilcileri, BM bulgularının somut sonuçlara yol açması ve İsrail dahil tüm tarafların uluslararası insancıl hukuka uyması gerektiğini vurguladı . Listelemenin sembolik bir adım olarak kalmaması, anlamlı hesap verebilirlik mekanizmalarına dönüşmesi gerektiği ifade edildi .
Uzmanlar, BM’nin söz konusu listesinin bir mahkeme kararı olmadığının altını çiziyor. Uluslararası hukuk uzmanı Harout Ekmanian, listenin “mahkeme hükmü olmadığını” belirtti . Bu nedenle listeye alınma, tek başına bir ceza kararı veya kesinleşmiş yargı hükmü anlamına gelmiyor.
Bununla birlikte kararın siyasi ve kurumsal sonuçları bulunuyor. BM Güvenlik Konseyi’nin 2242 sayılı kararı uyarınca, Genel Sekreter’in çatışmaya bağlı cinsel şiddet raporlarının eklerinde tekrar tekrar listelenen devlet aktörleri BM barış gücü operasyonlarına katılamıyor .
İsrail ile BM arasındaki gerilim, listeleme kararının ardından daha da arttı. 9 Temmuz’daki oturum sonrasında Güvenlik Konseyi henüz resmî bir adım atmadı; üyelerin sonraki seçenekleri gayriresmî istişarelerde ele aldığı bildirildi .
İİT ve AB, hesap verebilirlik mekanizmaları için baskıyı sürdüreceklerini ortaya koydu. Ancak Konsey’deki jeopolitik ayrışmalar, rapordaki bulguların bağlayıcı ve somut önlemlere dönüşüp dönüşmeyeceği konusunda belirsizliğini koruyor. Şimdilik BM’nin listelemesi, İsrail güçlerine atfedilen çatışmaya bağlı cinsel şiddete ilişkin en kapsamlı uluslararası belgelemelerden biri olarak diplomatik tartışmanın merkezinde duruyor.