Bu açıklamalar, İran Meclisi’nde gündeme alınan hızlandırılmış yasa tasarısıyla aynı çizgideydi. Milletvekili Malek Şariati tarafından sunulan ve “İran Milletinin Nükleer Haklarını Destekleme” başlığını taşıyan tasarı üç temel adım öngörüyor:
NPT’den çekilme çağrısı, yalnızca diplomatik bir tepki olarak görülmüyor. Reuters’ın 26 Mart 2026 tarihli haberine göre İran’daki bazı muhafazakâr çevreler, caydırıcılığı yeniden tesis etmek amacıyla ülkenin nükleer doktrininin değiştirilmesini savunmaya başladı. Bu ifade, nükleer silah geliştirme seçeneğinin daha açık biçimde değerlendirilmesi anlamına geliyor .
Bununla birlikte İranlı yetkililer, Tahran’ın nükleer silah edinmeye çalışmadığını ve çalışmayacağını söylemeye devam etti. Haziran 2026’da yapılan en az dört resmî açıklamada, NPT’den çekilme seçeneğinin aktif biçimde değerlendirildiği doğrulanırken aynı açıklamalarda İran’ın nükleer silah arayışında olmadığı vurgulandı . Silahların Kontrolü Derneği de NPT’den çekilmeyi öngören uygulama yasa tasarısının İran Meclisi’ne sunulduğunu bildirdi .
Dolayısıyla mevcut tablo, alınmış kesin bir çekilme kararından çok, İran’ın nükleer politikasında olası bir yön değişikliğine ilişkin siyasi baskının arttığını gösteriyor. İran’da nihai kararın yalnızca Meclis tarafından alınmayacağı, devletin diğer kilit kurumlarının da sürece dahil olması gerektiği belirtiliyor .
NPT tartışması, bölgedeki askerî gerilimden bağımsız ilerlemedi. Haziran sonu ve temmuz başında ABD ile İran arasında karşılıklı saldırılar yoğunlaşırken, Hürmüz Boğazı çevresindeki deniz trafiği de çatışmanın merkezine yerleşti.
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran’daki askerî gözetleme, iletişim ve hava savunma unsurlarına yönelik saldırılar düzenlediğini açıkladı. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ise Kuveyt ve Bahreyn’deki ABD tesislerine düzenlediği saldırılarda sekiz önemli ABD askerî unsurunu imha ettiğini ileri sürdü. Bu iddia, ABD kaynaklarınca aynı şekilde doğrulanmadı .
27 Haziran’da ABD, Hürmüz Boğazı’nda seyreden bir petrol tankerine yönelik insansız hava aracı saldırısına karşılık olarak İran’daki hedefleri vurdu. İran DMO’su da bölgede “ABD’nin terörist ordusuna” ait çeşitli noktaları hedef aldığını açıkladı .
7 Temmuz’da ABD, İran’ın Hürmüz Boğazı yakınlarında üç ticari gemiye saldırdığını öne sürerek yeni bir operasyon başlattı. CENTCOM, İran’da hassas güdümlü mühimmatla 80’den fazla hedefin vurulduğunu açıkladı . Washington aynı süreçte İran’ın ham petrolü dünya pazarında açık biçimde satabilmesine tanınan imkânları da kaldırdı .
Ertesi gün Başkan Donald Trump, üç haftalık ateşkes anlaşmasının “bittiğini” ilan etti ve müzakerelerin ilerlememesi nedeniyle İran’ın “bedel ödeyeceğini” söyledi . ABD ordusu İran’a yönelik saldırıların ikinci gününde de operasyon düzenledi; İran’ın güneydoğu kıyısındaki en az üç liman kentinde patlama sesleri duyuldu .
İran buna, DMO Deniz Kuvvetleri ile Havacılık ve Uzay Kuvvetleri’nin ortak operasyonuyla karşılık verdi. İran tarafı, Bahreyn ve Kuveyt’teki ABD askerî tesislerine yönelik saldırılarda 85 ABD askerî noktasının vurulduğunu iddia etti . Hedefler arasında Kuveyt’teki Arifcan ve Ali El Salim üsleri ile Bahreyn’deki Cuffair ve Şeyh İsa bölgelerindeki tesisler yer aldı . Bahreyn’in başkenti Manama’daki Cuffair bölgesi, ABD Donanması’nın 5. Filo karargâhına ev sahipliği yapıyor .
Rezaei’nin açıklamaları, İran’ın olası nükleer doktrin değişikliği için siyasi ve hukuki bir zemin oluşturuyor. İran’daki sertlik yanlıları, nükleer tesislere yönelik saldırıları NPT’nin ülkeye güvenlik sağlamadığının kanıtı olarak sunuyor. Bu yaklaşım üç düzeyde ilerliyor:
18 Haziran tarihli mutabakat, saldırılar ve karşı saldırılar nedeniyle işlevini yitirirken İran müzakereleri tamamen durdurma tehdidinde bulundu . Böylece NPT’den çekilme tartışması ile ateşkesin bozulması aynı kriz döngüsünün parçaları haline geldi: askerî baskı, İran’daki nükleer seçenek tartışmasını güçlendirdi; nükleer doktrin değişikliği tehdidi de çatışmanın bölgesel ve küresel risklerini artırdı.
Hürmüz Boğazı’nın çatışma alanına dönüşmesi, enerji arzına ilişkin kaygıları ve petrol fiyatlarındaki yükselişi de beraberinde getirdi. Bu nedenle İran’ın NPT’den çekilme tehdidi, yalnızca İran-ABD ilişkilerinin geleceği açısından değil, nükleer yayılmanın önlenmesi rejimi ve küresel enerji güvenliği bakımından da kritik bir gelişme olarak öne çıktı.