Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, yaşananlarla ilgili tutumun “benim siyaset anlayışım olmadığını” ifade etti . Ancak mevcut haberlerde Metsola'nın kendisinin, ilgili milletvekillerine karşı uygulanacak belirli bir yaptırımı veya disiplin sürecini açıkladığı doğrudan ve kayda geçmiş bir açıklama yer almıyor.
Buna karşılık sivil toplum kuruluşları ve Renew Europe grubu, parlamentodaki sloganlar nedeniyle disiplin işlemi başlatılması için Metsola'ya çağrı yaptı. Bir grup sivil toplum kuruluşu Metsola'nın kabinesiyle görüşerek yaptırım talebinde bulundu; Renew Europe da olaya karışan milletvekilleri için olası cezai veya disiplin tedbirlerinin değerlendirilmesini istedi .
Finlandiyalı milletvekili Sebastian Tynkkänen ile Danimarkalı milletvekili Kristoffer Storm hakkında, ırkçı ifadeler ve çevrim içi taciz iddiaları nedeniyle inceleme başlatıldığı ve Metsola'ya resmi şikâyet gönderildiği bildirildi . Bununla birlikte, incelenen kaynaklar bu süreçlerin nihai durumunu netleştirmiyor. Dolayısıyla “Metsola yaptırım uyarısı yaptı” ifadesi, mevcut kanıtların ötesine geçen bir yorum olur; kaynaklar daha çok yaptırım talebinin Metsola'nın makamına iletildiğini gösteriyor.
Amnesty International, tartışmayı iki başlıkta eleştirdi: Parlamento salonundaki sloganlar ve yeni Return Regulation düzenlemesi.
Amnesty International France ve diğer insan hakları kuruluşları, sloganı insanları insanlık dışı gösteren ve ayrımcı bir siyasi dil olarak nitelendirdi. Örgütlere göre bu tür ifadeler, yabancı düşmanlığını Avrupa Parlamentosu gibi demokratik kurumların içinde sıradanlaştırma riski taşıyor .
Amnesty International, düzenlemeyi “cezalandırıcı” olarak tanımladı ve temel haklar açısından tehdit oluşturduğunu savundu . Örgütün ve diğer hak kuruluşlarının dikkat çektiği başlıca noktalar şöyle:
Amnesty ayrıca düzenlemenin geri göndermeme (non-refoulement) ilkesini tehlikeye atabileceği uyarısında bulundu. Bu ilke, zulüm veya ciddi insan hakları ihlali riski bulunan bir ülkeye kişinin zorla gönderilmesini yasaklıyor . Uluslararası Kurtarma Komitesi (IRC) ise üçüncü ülkelerdeki merkezleri, hakların güvence altına alınamayabileceği “hukuki kara delikler” olarak nitelendirdi . Yetmiş insan hakları kuruluşundan oluşan bir koalisyon da reformun ABD'deki sert göç uygulamalarını çağrıştıran, “ICE tarzı” bir denetim modeline kapı aralayabileceğini savundu .
Euronews, düzenlemeyi AB'nin göç politikasında son yıllardaki en sert değişimlerden biri olarak tanımlıyor . Düzenlemenin öne çıkan hükümleri şunlar:
Destekleyen siyasi gruplar, düzenlemenin sınır dışı kararlarının uygulanmasını kolaylaştıracağını ve üye devletlere daha etkili araçlar sağlayacağını savunuyor. Eleştirenler ise uzun süreli gözaltı, üçüncü ülkelerde denetim eksikliği ve geri göndermeme ilkesinin zedelenmesi gibi risklere dikkat çekiyor .
Oylamada merkez sağdaki Avrupa Halk Partisi (EPP), çoğunluğu sağlamak için sağ ve aşırı sağ siyasi grupların desteğine dayandı . İtalya Başbakanı Giorgia Meloni düzenlemeyi “büyük bir başarı” olarak nitelendirdi . Almanyalı milletvekili Michael Bloss ise Parlamento'daki atmosferi “utanç verici bir linç güruhu havası” sözleriyle eleştirdi .
Düzenlemenin yürürlüğe girmesi için 27 AB üyesi ülkenin hükümetleri tarafından da resmi olarak onaylanması gerekiyor . Amnesty International, Sınır Tanımayan Doktorlar, OXFAM ve ILGA-Europe'un da aralarında bulunduğu kuruluşlar, Metsola'dan ayrımcı söyleme karşı daha güçlü bir tutum almasını ve yeni kurallar uygulanırken temel hakların korunmasını istedi .