İki ülke arasındaki plan kapsamında Ukrayna’nın savaş alanındaki drone deneyimini ve teknoloji birikimini Polonya’yla paylaşması, Polonya’nın da kalan MiG-29’ları Ukrayna’ya vermesi öngörülüyordu. Polonyalı bakan, Kiev’in başlangıçta bu düzenlemeyi kabul ettiğini ancak daha sonra taahhüdünü yerine getirmediğini savundu .
Bunun sonucunda Varşova, kalan MiG-29 teslimatlarını askıya aldı. Kosiniak-Kamysz, anlaşmanın teknoloji paylaşımı bölümü yerine getirilmediği için Ukrayna’nın kalan uçakları alamayacağını belirtti . Teslimatların durdurulduğuna ilişkin haberler haziran ortasında da gündeme gelmişti .
Bu konuda önemli bir ayrıntı da kullanılan bazı alıntıların kaynağı. “Bandera’yla Ukrayna AB’ye giremez” sözü farklı yayınlarda Kosiniak-Kamysz’e atfedilse de bir doğrulama haberine göre söz konusu ifade, röportajdaki başka bir katılımcı tarafından dile getirilmiş olabilir . Dolayısıyla Polonya’nın Ukrayna’nın AB üyeliğini resmen veto ettiği sonucuna varmak için henüz yeterli dayanak bulunmuyor.
İkinci ve daha sembolik kriz, İkinci Dünya Savaşı dönemine ait tarih anlatıları etrafında patlak verdi. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, mayıs sonunda seçkin bir askeri birliğe “Ukrayna İsyan Ordusu Kahramanları” (UPA) adını verdi .
UPA, Ukrayna’da bağımsızlık mücadelesinin sembollerinden biri olarak görülürken Polonya’da 1943 Volhinya katliamlarıyla anılıyor. Polonya, UPA’yı on binlerce Polonyalı sivilin öldürülmesinden sorumlu tutuyor . Bu nedenle aynı tarihsel figür ve örgüt iki ülkede taban tabana zıt anlamlar taşıyor.
Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, 19 Haziran’da Zelenskiy’ye 2023’te verilen Beyaz Kartal Nişanı’nı geri çekti. Bu nişan, Polonya’nın en yüksek devlet onuru olarak biliniyor ve Zelenskiy’ye Avrupa güvenliğine katkıları nedeniyle verilmişti .
Karar Kiev’de de tepki gördü. Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha’nın yanı sıra bazı üst düzey Ukraynalı yetkililer, kendilerine verilmiş Polonya devlet nişanlarını iade edeceklerini açıkladı . Zelenskiy ise nişanı Polonya cumhurbaşkanına geri göndererek şu ifadeyi kullandı: “Bugün nişanı Polonya Cumhurbaşkanı’na iade ettim. Geleceğin, Ukraynalıların hak ettiği saygıyı teyit edeceğine inanıyorum” .
Polonya Başbakanı Donald Tusk, tarafları diyaloğa çağırarak tansiyonu düşürmeye çalıştı . Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski de Nawrocki’nin kararını “uygunsuz” buldu ve bunun Ukrayna liderini küçük düşürdüğünü söyledi . Buna rağmen kriz, Rusya’nın geniş çaplı işgalinden bu yana iki ülke arasındaki en ciddi diplomatik gerilim olarak nitelendirildi .
Üçüncü kriz, ikili anlaşmazlığı Avrupa Birliği’nin genişleme sürecine taşıdı. Polonya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Kosiniak-Kamysz, Ukrayna’nın OUN ve UPA bağlantılı isimleri, aralarında Stepan Bandera’nın da bulunduğu figürleri anmayı sürdürmesi halinde Varşova’nın üyelik sürecine onay vermeyeceğini söyledi .
Muhalefetteki Hukuk ve Adalet Partisi’nin (PiS) lideri Jarosław Kaczyński de 4 Temmuz’da parti üyelerine gönderdiği mektupta, Kiev politikasını değiştirmediği sürece Ukrayna’nın AB üyeliğinin engellenmesini istedi. Kaczyński, Bandera kültü ile UPA ve Ukrayna Milliyetçileri Örgütü’nün yüceltilmesine karşı çıkılması gerektiğini savundu .
Aşırı sağcı siyasetçi Krzysztof Bosak ise tarih meseleleri çözülene kadar Ukrayna’nın AB başvurusunun engellenmesi ve yardımların azaltılması çağrısı yaptı . Bu açıklamalar, Polonya’daki tarih tartışmasının yalnızca geçmişe ilişkin bir hafıza meselesi olmaktan çıkıp Ukrayna’nın Avrupa’ya entegrasyonu üzerinde siyasi baskı aracına dönüştüğünü gösteriyor.
Ancak mevcut kaynaklar, Polonya hükümetinin Ukrayna’nın AB üyeliğini resmen veto ettiğini değil, bazı üst düzey siyasetçilerin bunu bir koşul veya tehdit olarak gündeme getirdiğini gösteriyor . AB üyeliği için tüm üye ülkelerin onayı gerektiğinden, Varşova’nın tutumu siyasi açıdan önemli olsa da tek başına nihai bir veto kararı anlamına gelmiyor.
Diplomatik kriz, Polonya’daki kamuoyu eğilimlerinin zaten Ukrayna konusunda daha temkinli hale geldiği bir dönemde yaşanıyor.
Bu değişim, Polonya toplumundaki desteğin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Ancak mülteci yorgunluğu, ekonomik anlaşmazlıklar, geçmişteki tahıl ithalatı gerilimi ve tarih tartışmaları, Ukrayna’ya verilen desteğin daha koşullu hale gelmesine katkıda bulunuyor .
Polonya-Ukrayna ilişkilerindeki gerilim, Ukrayna’nın Batı’dan askeri ve siyasi destek almaya devam ettiği kritik bir dönemde ortaya çıktı. Alman Marshall Fonu, ilişkilerin “istisnai dayanışma” döneminden “artan gerilim ve derinleşen yapısal baskı” dönemine geçtiğini belirtiyor .
Polonya, Ukrayna’ya yönelik Batı askeri yardımının önemli geçiş noktalarından biri olmayı sürdürüyor. Buna karşın MiG-29 anlaşmasının çökmesi, tarih tartışmasının devlet nişanlarına yansıması ve AB üyeliğinin koşula bağlanması, Ukrayna’nın en önemli bölgesel ortaklarından biriyle yaşadığı güven kaybını görünür hale getirdi.
Kriz, Batı’nın Ukrayna’ya yönelik ortak tutumunda doğrudan bir kopuş anlamına gelmese de gelecekteki askeri iş birliğini ve AB’nin genişleme kararlarını zorlaştırabilir. Ayrıca Moskova’ya propaganda alanı açabileceği ve savaş döneminde kurulan bölgesel dayanışmanın ne kadar kırılgan olduğunu gösterebileceği konusunda uyarılar yapılıyor.