Salgının ilk aşamasında, 16 Mayıs’ta 246 şüpheli vaka ve 80 ölüm bildirilmiş; bunların 51’i laboratuvar testleriyle doğrulanmıştı . 2 Haziran’da ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC), iki ülkede toplam 378 doğrulanmış vaka ve 63 doğrulanmış ölüm açıkladı .
Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 6 Haziran verilerine göre KDC’de 515 doğrulanmış vaka ve bu vakalar arasında 91 ölüm bulunuyordu. Uganda’da ise 19 doğrulanmış vaka ve 2 ölüm bildirilmişti . KDC hükümeti 10 Haziran’da vaka sayısını 598, ölümleri ise 115 olarak duyurdu .
Haziran ayının son günlerindeki veriler, salgının hızını ortaya koyuyor: KDC Sağlık Bakanlığı 29 Haziran itibarıyla 1.333 doğrulanmış vaka bildirirken, Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) 30 Haziran için 1.460 doğrulanmış vaka kaydetti . Uganda’da 20 doğrulanmış vaka ve 2 ölüm bulunuyor; son vaka 21 Haziran’da bildirildi .
Bu rakamlar farklı tarih ve raporlama yöntemlerinden geliyor. Ancak ortak tablo net: Doğrulanmış vakalar haziran boyunca yaklaşık üç katına çıktı.
Salgının merkezi, KDC’nin kuzeydoğusundaki Ituri eyaleti. Özellikle Rwampara, Mongbwalu ve Bunia sağlık bölgeleri öne çıkıyor .
KDC ve Uganda dışındaki risk, mevcut verilerde sınırlı görünüyor; ancak raporlar arasında tarih farklarından kaynaklanan bir ayrım var.
CDC, salgınla bağlantılı ABD’de doğrulanmış vaka bulunmadığını ve ABD kamuoyu açısından genel riskin düşük olduğunu belirtiyor . ECDC de Avrupa genel nüfusu için riski “çok düşük” olarak değerlendiriyor .
Bununla birlikte ECDC’nin daha sonraki güncellemesinde, Fransa’da bir ithal vaka ile KDC’den tahliye edilen ve tedavi için Almanya’ya götürülen bir ABD vatandaşına ilişkin bildirim yer alıyor . Bu nedenle “KDC ve Uganda dışında hiçbir uluslararası vaka yok” ifadesi, daha güncel ECDC kaydıyla uyumlu değil. Mevcut kaynaklarda bu iki olayın dışında doğrulanmış başka bir yayılım bildirilmedi.
Salgının etkisi yalnızca sağlık sistemiyle sınırlı değil. Ulaşımın yavaşlaması, sınırların kapanması, pazar faaliyetlerinin daralması ve turizmin gerilemesi bölgesel ekonomiyi baskılıyor .
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın 30 Haziran tarihli projeksiyonuna göre salgın Afrika’ya 3,6 milyar dolara kadar ekonomik zarar verebilir ve yüz binlerce işi tehdit edebilir. Salgının iki ülkeyle sınırlı kaldığı en iyi senaryoda KDC ekonomisinin yaklaşık 1 milyar dolar kaybetmesi bekleniyor. Virüsün Ruanda ve Angola gibi ülkelere yayılması ve yakıt maliyetlerinin yükselmesi halinde kayıp 3,6 milyar dolara, yok olan iş sayısı ise 328 bine ulaşabilir .
Afrika Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nün senaryo modellemesi de geciken kontrol durumunda üretkenlik kaybı, ticaret ve yatırımlarda kesinti ve kamu maliyesi üzerindeki yükün artacağını öngörüyor .
Salgının merkezindeki Ituri eyaletinin başkenti Bunia’da tıbbi malzeme ve temel ürün tedarikinde sıkıntılar yaşanıyor. Bölgedeki ekonomik daralma, devam eden silahlı çatışmalar ve salgın öncesinde ABD destekli sağlık programlarında yapılan kesintilerle daha da ağırlaşıyor .
Gıda güvencesi de ayrı bir risk alanı. Dünya Gıda Programı’na göre KDC’de salgın başlamadan önce 26,5 milyon kişi akut gıda güvensizliği yaşıyordu. Hareket kısıtlamaları, pazarların kapanması ve tedarik zincirlerindeki bozulma bu tabloyu kötüleştiriyor .
Bu salgını önceki Ebola krizlerinden ayıran en önemli nokta, hastalığa yol açan virüs türü. Mevcut aşı ve ilaçların büyük bölümü Zaire ebolavirüsüne göre geliştirildi; Bundibugyo virüsüne karşı onaylı ürün bulunmuyor.
DSÖ, 28 Mayıs’ta uzmanları bir araya getirerek araştırma kapsamında değerlendirilmek üzere MBP134 ve Maftivimab adlı monoklonal antikorlarla remdesivir antiviralini önceliklendirdi. Antikor ve remdesivir kombinasyonunun da incelenmesi önerildi . Ancak bu adayların hiçbiri Bundibugyo için onaylı ve rutin kullanıma sunulmuş bir ürün değil.
Salgın, Ituri ile Kivu eyaletlerinin silahlı grupların faaliyet gösterdiği, ulaşımın ve sağlık hizmetlerine erişimin zor olduğu bir ortamda ilerliyor. Bölgede 130’dan fazla silahlı grubun bulunması; sürveyansı, hastaların tedavi merkezlerine ulaştırılmasını, temaslı takibini ve güvenli defin uygulamalarını aksatıyor .
Toplumdaki güvensizlik de DSÖ’nün tanımlamasıyla “büyük bir engel”. Bu güvensizlik, temaslıların izlenmesini ve hastaların tedaviyi kabul etmesini zorlaştırıyor .
Doğu KDC’nin zaten kırılgan olan sağlık altyapısı, kamu sağlığı programlarına yönelik fon kesintileriyle daha da zayıfladı. Uluslararası Kurtarma Komitesi, Ituri’deki çalışmalarının beş sağlık bölgesinden ikiye düştüğünü bildirdi . Bu durum salgının erken tespit edilmesini ve yayılımın başlangıçta kontrol altına alınmasını güçleştirdi.
DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, 17 Mayıs 2026’da salgını Uluslararası Öneme Sahip Halk Sağlığı Acil Durumu (PHEIC) ilan etti. Bu, DSÖ’nün uluslararası sağlık düzenlemeleri kapsamındaki en yüksek alarm seviyesidir ve karar, salgının hızlı yayılması ile Bundibugyo’ya karşı aşı ve tedavi bulunmamasının yarattığı özel riskleri yansıtıyor .
Bundibugyo salgını, mevcut kaynaklara göre kayda geçmiş en büyük üçüncü Ebola salgını. Doğrulanmış vakalar bir ay içinde yaklaşık 400 seviyesinden 1.460’ın üzerine çıktı; bulaş Ituri’den Kuzey Kivu ve Güney Kivu’ya, ardından Uganda’ya uzandı.
Müdahaleyi zorlaştıran sorunlar birbirini besliyor: Virüse özgü onaylı aşı ve tedavinin bulunmaması, tanı kapasitesindeki boşluk, silahlı çatışma, toplumdaki güvensizlik, sağlık altyapısının zayıflaması ve yetersiz finansman. Salgın kontrol altına alınamazsa Birleşmiş Milletler, Afrika genelinde 3,6 milyar dolara kadar ekonomik kayıp ve 328 bin iş kaybı yaşanabileceğini öngörüyor . Öte yandan mayıs sonu itibarıyla müdahale için talep edilen 319 milyon dolarlık bütçenin yalnızca yüzde 10’u güvence altına alınmıştı .