Currie, 16 Haziran’da Bloomberg’e yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı çevresindeki belirsizliğin hâlâ çok yüksek olduğunu söyledi. ABD-İran ateşkesini sürdürmenin zor olabileceğini belirten Currie, boğazdan geçen petrol akışlarının yıl sonuna kadar tam anlamıyla normale dönmeyebileceği uyarısında bulundu.
Bu süre, anlaşmanın ardından petrol fiyatlarında yaşanan hızlı düşüşün ima ettiğinden çok daha uzun. ABD Enerji Bilgi İdaresi’nin (EIA) 26 Haziran’da yayımlanan kısa vadeli görünümünde de boğazın yakın vadede fiilen kapalı kalacağı varsayıldı. Sevkiyatların 2026’nın üçüncü çeyreğinde yeniden başlaması, savaş öncesi trafik seviyelerine ulaşmasının ise 2027’nin başlarını bulması bekleniyor.
Currie, mayıs sonunda Asya’daki petrol piyasalarının “minimum operasyon seviyelerine” yani kullanılabilir stokların kritik eşiğine yaklaştığını söylemişti. Ona göre Asya’nın ardından Avrupa, temmuz ayına gelindiğinde ise ABD arz sıkıntısıyla karşı karşıya kalabilirdi.
Bu değerlendirmeye göre küresel stoklara ilişkin manşet rakamlar gerçeği tam olarak yansıtmıyor. Depolarda görünen petrolün tamamı hemen kullanıma hazır olmayabilir ve bölgesel tükenme, küresel toplamların arkasında kalabilir.
Bir anlaşmanın imzalanması, petrol akışının anında eski haline döneceği anlamına gelmiyor. Tankerleri sigortalayacak şirketlerin yeniden teminat sağlaması, gemilerin rotalarının değiştirilmesi ve üretimin yeniden başlatılması gerekiyor.
Çatışma nedeniyle durdurulan petrol üretimi bir düğmeye basılarak aynı gün devreye alınamaz. Bir değerlendirmeye göre Hürmüz Boğazı yarın açılsa bile, sevkiyatların yeniden anlamlı bir hacme ulaşmaya başlaması üç aydan fazla sürebilir.
Currie, barış anlaşmasından yalnızca birkaç hafta önce fiziksel arzda ciddi bir sıkışıklık yaşanabileceği uyarısını yapıyordu. Mart ayında yaşanan krizi Covid döneminin “ayna görüntüsü” olarak nitelendirmişti. Mayısta Asya’nın, temmuzda ise ABD’nin stok sıkıntısı yaşayabileceğini söylemişti.
Ateşkes açıklaması sonrasında petrol fiyatlarının hızla düşmesi, Currie’ye göre bu tabloyla çelişen bir aşırı tepki. 18 Haziran’da petrol piyasalarının aşağı yönde “aşırıya kaçtığını” söyleyen Currie, 17 Haziran’da da uzun vadeli yapısal görünümün değişmediğini ve fiyatlardaki geri çekilmenin güçlü bir alım fırsatı sunduğunu savundu.
Petrol piyasasındaki dönüşün boyutu, vadeli fiyatlarla fiziksel arz arasındaki farkı ortaya koyuyor. Mart 2026’da Singapur’da jet yakıtının spot fiyatı varil başına 230 dolara, Rotterdam’da ise 220 dolara kadar yükselmişti. Currie bu gelişmeyi kıtlığın kıtalar arasında yayılması anlamında “moleküler bulaşma” olarak tanımladı.
Buna karşın ateşkes sonrasında vadeli işlem yatırımcıları, durdurulan arzın hızla geri döneceği beklentisini fiyatlayarak manşet petrol fiyatlarını aşağı çekti.
Currie bu hareketi bir “alıcı grevi” olarak açıklıyor. Hem fiziksel petrol alıcıları hem de finansal yatırımcılar fiyatların daha da düşeceği beklentisiyle stoklarını azalttı. Bu durum kısa vadede geçici bir bolluk görüntüsü yarattı; ancak ertelenmiş talebin piyasaya geri dönmesi halinde fiyatlarda sert bir toparlanma yaşanabileceği uyarısı geldi.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) petrol piyasasına ilişkin değerlendirmesi zaman içinde değişti. İran savaşı öncesinde ajans, 2026 için günlük yaklaşık 3,8 milyon varillik rekor bir arz fazlası öngörüyordu. Çatışma sırasında ise arz kesintilerinin talep üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını kabul etti. Ateşkesin kalıcı olması durumunda 2027’de “ciddi” bir petrol fazlası oluşabileceği uyarısında bulundu.
Currie’nin itirazı, fazlanın mümkün olup olmadığı kadar zamanlamasına ve büyüklüğüne ilişkin. Ona göre fiziksel arz sıkışıklığı hâlâ gerçek zamanlı olarak devam ediyor. Stoklar bu kadar azalmışken arzın kademeli biçimde geri dönmesi bile sistemi yeniden doldurmak için aylar gerektirebilir.
EIA’nın kendi verileri de 2026’nın ikinci çeyreğinde küresel petrol stoklarının günlük ortalama 6,3 milyon varil hızla gerileyeceğini öngörüyor. Bu rakam, Currie’nin yakın vadeli fiziksel kıtlık uyarısını destekleyen göstergelerden biri olarak öne çıkıyor.
Jeff Currie’ye göre mevcut petrol fazlası, barış anlaşmasının ardından oluşan kısa vadeli bir vadeli piyasa yanılsaması. Piyasa, fiziksel variller henüz akmaya başlamadan arz bolluğunu fiyatlıyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki akışların normale dönmesinin uzun sürmesi, bölgesel stokların kritik seviyelere inmesi ve üretim ile lojistik altyapının bir gecede yeniden çalışamayacak olması, bu tabloyu kırılgan hale getiriyor. Currie’nin asıl sorusu, petrol piyasasının fazlalık anlatısından ne zaman vazgeçip fiziksel gerçekliğe döneceği ve bu dönüşün ne kadar sert olacağı.