Trump, 17 Haziran’da Fransa’daki G7 Zirvesi’nde eleştirilerini kamuoyu önüne taşıdı. Netanyahu’nun Lübnan’daki askeri adımlarını hedef alan Trump, İsrail’in varlığında kendi rolünü öne çıkararak “Ben olmasaydım İsrail olmazdı” dedi. Ayrıca Netanyahu’nun muhakemesini eleştirdi ve İsrail’in “dediğimi yapması gerektiğini” söyledi .
Boston Globe, Trump’ın Netanyahu’ya yönelik söylemini, başka hiçbir ABD başkanının kamuoyu önünde kullanmaya cesaret edemediği bir üslup olarak değerlendirdi .
Netanyahu ise Washington ile Tahran arasındaki mutabakatın İsrail’in İran politikasını değiştirmediğini vurguladı. 15 Haziran’daki basın toplantısında şu ifadeyi kullandı:
“Anlaşma olsun ya da olmasın İran nükleer silaha sahip olmayacak. Ne bugün ne de yarın.”
Netanyahu, başbakan olduğu sürece İran’ın nükleer silah edinmesine izin vermeyeceğini söyledi . Ayrıca İsrail güçlerinin Gazze, Lübnan ve Suriye’de oluşturulan güvenlik bölgelerinde kalacağını açıkladı . Bu tutum, Trump yönetiminin İran’la ateşkes ve müzakere sürecini ilerletme hedefiyle doğrudan çelişiyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve arabuluculuk yapan Pakistan Başbakanı tarafından 15 Haziran 2026’da çevrim içi olarak imzalanan mutabakat, resmî olarak İslamabad Mutabakatı olarak adlandırılan 14 maddelik bir çerçeve anlaşması niteliğinde .
Anlaşmanın öne çıkan hükümleri şöyle:
BBC, ateşkesin yürürlükte olduğunu doğrularken NPR, mutabakatın tam metnini 18 Haziran’da yayımladı .
Anlaşmanın İsrail’e imzadan önce gösterilmediği bildirildi. Reuters’a konuşan üst düzey bir İsrailli yetkili, metni İsrail açısından “zararlı” olarak niteledi . Bu durum, Tel Aviv’in kendisini doğrudan ilgilendiren bölgesel güvenlik düzenlemelerinin dışında bırakıldığı yönündeki kaygıları artırdı.
18 Haziran’da Başkan Yardımcısı JD Vance, ABD-İran anlaşmasını eleştiren İsrailli kabine üyelerine yönelik dikkat çekici bir açıklama yaptı. Vance, Trump’a saldırmamaları gerektiğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı:
“Donald J. Trump, şu anda dünyanın tamamında İsrail ulusuna sempati duyan tek devlet başkanıdır.”
Vance ayrıca İsrail’in savunma silahlarının üçte ikisinin ABD tarafından finanse edildiğini ve üretildiğini hatırlattı. İsrailli yetkilileri, “dünyada kalan tek güçlü müttefiklerini” karşılarına almamaları konusunda uyardı .
Guardian, mesajı “Trump dünyada kalan tek müttefikiniz” sözleriyle özetledi . Al Jazeera ise açıklamanın ABD-İsrail ilişkilerinde üst düzey bir ABD yetkilisinden gelen en etkili çıkışlardan biri olabileceğini değerlendirdi .
Birden fazla kaynak, Trump’ın G7’deki kamuoyu önünde Netanyahu’dan kopuşu sırasında İsrail’e “dediğimi yapın” mesajı verdiğini aktardı . Bu ifade, Trump yönetiminin İran’la varılan mutabakat konusunda İsrail’in kendi askeri ve diplomatik çizgisini değil, Washington’ın belirlediği yaklaşımı izlemesini istediğine işaret ediyor.
Ancak anlaşmanın Lübnan’daki çatışmaları da kapsaması, İsrail’in oradaki askeri varlığını sürdürme kararıyla yeni bir uygulama sorununu beraberinde getiriyor. Netanyahu 15 Haziran’da İsrail güçlerinin Lübnan’daki güvenlik bölgelerinde kalacağını söylemişti . Mutabakat ise ateşkesin tüm cephelerde, Lübnan dahil, uygulanmasını öngörüyor .
Washington’la yaşanan anlaşmazlık, Netanyahu’nun İsrail’deki siyasi konumunun zaten baskı altında olduğu bir dönemde ortaya çıktı. İsrailli analistler Netanyahu’yu “yalancı” ve Trump tarafından “aşağılanmış” olarak niteledi .
İsrail’de Knesset seçimlerinin 27 Ekim 2026’da yapılması planlanıyor. Netanyahu’nun İran karşısındaki sert tutumunu koruması, bir yandan iç siyasi destek sağlamayı amaçlarken diğer yandan Trump yönetimiyle daha fazla çatışma riski yaratıyor. Böylece ABD-İsrail ilişkilerindeki gerilim, yalnızca iki lider arasındaki kişisel bir anlaşmazlık olmaktan çıkıp bölgesel ateşkesin geleceğini ve Netanyahu’nun seçim kampanyasını etkileyebilecek daha geniş bir siyasi krize dönüşüyor.
Haziran 2026’daki gelişmeler, Trump-Netanyahu ilişkisinde alışılmadık bir tablo ortaya koydu: Washington, İsrail’in İran’a karşı bağımsız hareket etme ısrarını sınırlamaya çalışırken Tel Aviv, nükleer tehdide karşı kendi kararını kendisinin vereceğini savunuyor. ABD-İran mutabakatının sahada ne ölçüde uygulanacağı ve İsrail’in Lübnan’daki pozisyonunu değiştirip değiştirmeyeceği, bu kırılmanın geçici mi yoksa kalıcı mı olduğunu belirleyecek başlıca unsurlar olacak.
Not: Trump’ın 30 Haziran’a kadar Netanyahu’ya kamuoyu önünde hakaret etme ihtimalinin yüzde 30’a yükseldiği ve işlem hacminin 155 bin doları aştığı yönündeki tahmin piyasası verileri, sağlanan kaynaklarla bağımsız olarak doğrulanamadı. Bu nedenle söz konusu rakamlar doğrulanmış gelişmeler arasında değerlendirilemez.