Bu yaklaşık 13 aylık dönemde, bankalararası tahvil piyasasındaki toplam yabancı portföyü yaklaşık %28 eriyerek, tahmini olarak 180 milyar dolarlık bir çıkış yaşandı . Satış baskısı özellikle Çin’in egemen borcunu sert vurdu. Ağustos 2025 itibarıyla yabancı kurumların elindeki Çin devlet tahvili miktarı, Ocak 2021’den bu yana en düşük seviye olan 2,01 trilyon yuana (282 milyar dolar) kadar gerilemişti
.
Akışın tersine dönmesindeki en güçlü katalizör, İran savaşının patlak vermesi ve küresel sabit getirili piyasalarda yarattığı yıkıcı etkiydi . Enerji fiyatları fırlayıp Hürmüz Boğazı bir çatışma noktası haline geldikçe, merkez bankalarının enflasyonu kontrol altına almak için faiz artırmak zorunda kalacağı korkusuyla dünya genelinde devlet tahvili faizleri hızla yükseldi.
Buna tam bir tezat oluşturacak şekilde, Çin tahvil piyasası neredeyse hiç etkilenmedi. Batılı ülkelerin faizleri patlama yaşarken, 10 yıllık Çin devlet tahvili faizi bu dönemde fiilen hafifçe düşerek %1,81 civarına geriledi . Bu olağanüstü ayrışma, küresel varlık yöneticilerinin tam da korunacak liman aradığı bir anda CGB’leri eşsiz bir portföy çeşitlendirme aracı haline getirdi.
Bu direnç tesadüfi değildi. Çin’i, diğer ekonomileri sarsan enerji kaynaklı enflasyon sarmalından koruyan yapısal faktörlerden kaynaklanıyordu.
Düşük yurt içi enflasyon. Çin krize, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) resmi %2 hedefinin oldukça altında, yalnızca %1,3 seviyesindeyken girdi . Neredeyse hiçbir yurt içi enflasyon baskısı olmadığı için, Çin Merkez Bankası, Fed veya İngiltere Merkez Bankası’nın aksine, faiz artırma baskısıyla karşılaşmadı.
Enerji şokuna dayanıklılık. Dünyanın en büyük petrol ithalatçılarından biri olmasına rağmen, Çin’in bol kömür rezervleri ve devlet kontrollü enerji fiyatlandırma mekanizmaları, emtia fiyat şokunun doğrudan tüketicilere veya tahvil faizlerine yansımadan absorbe edilmesini sağladı .
Batı piyasalarıyla sıfıra yakın korelasyon. Reuters’a konuşan varlık yöneticileri, CGB’leri getirisi için değil –ki oldukça düşüktü–, piyasanın dibe vuran Batı tahvilleriyle neredeyse hiç korelasyon göstermemesi nedeniyle sermaye koruması ve çeşitlendirme için aldıklarını açıkça ifade etti .
Piyasa odaklı bu girişleri yapısal ve politika kaynaklı bir faktör de destekledi. Şubat 2026’da Çinli düzenleyiciler, finansal kuruluşlara yoğunlaşma riskleri ve piyasa oynaklığını gerekçe göstererek ABD Hazine tahvillerindeki varlıklarını azaltmalarını tavsiye etti . Bu talimat devlet varlıklarını kapsamasa da, daha geniş bir stratejik değişimin sinyalini veriyordu.
Çin’in resmi ABD Hazine tahvili varlıkları zaten hızla düşüşteydi:
Dolar cinsinden varlıklardan bu bilinçli çeşitlendirme, rezerv portföylerini onshore tahviller de dahil olmak üzere yuan cinsinden alternatiflere kaydırmak için yapısal bir teşvik yarattı .
Etkileyici Mayıs verilerine rağmen analistler, bunun kalıcı bir trendin mi yoksa bir başka yanıltıcı başlangıcın mı habercisi olduğu konusunda derin bir ayrışma yaşıyor .
En büyük engellerden biri, dolar-yuan carry trade işlemlerinin çöküşü. Daha önce popüler olan bir strateji olan, Çin ciro edilebilir mevduat sertifikası (NCD) satın almak için dolarları yuana çevirme işleminin toplam getirisi yaklaşık %4’e kadar gerileyerek, 2023 başından beri ilk kez ABD Hazine bonoları karşısındaki getiri primini sildi . Bu yapısal teşvik ortadan kalkınca, kısa vadeli Çin borcuna olan yabancı talebin temel motorlarından biri durma noktasına geldi.
Tarih de ihtiyatlı olmayı öğütlüyor. Çin tahvillerine yabancı girişleri daha önce de uzun satış serilerini kırmış, ancak birkaç ay içinde yeniden çıkışa dönmüştü. Nitekim 2025’in Ağustos ve Eylül aylarında, o yılın başında yaşanan kısa bir istikrarın ardından tahvil varlıkları tekrar sert bir düşüş yaşamıştı .
Son olarak, ABD-Çin stratejik rekabeti, yaptırım riskleri ve dönemsel düzenleyici baskılar gibi jeopolitik gölgeler, sürdürülebilir yabancı katılımının önünde caydırıcı unsurlar olmaya devam ediyor.
Şimdilik Mayıs ayındaki dönüş, esasen on yılda bir görülebilecek türden küresel bir bono çöküşü ortamında gerçekleşen zorunlu bir portföy dengeleme hikayesi olarak öne çıkıyor. Bu akışın sürüp sürmeyeceği, İran savaşının seyrine, yuan kurunun izleyeceği yola ve küresel enflasyon baskıları yoğunlaştığında Çin’in faiz bağımsızlığını koruyabilme becerisine bağlı olacak.
Comments
0 comments