Hürmüz'de kayıtsız şartsız geçiş hakkı: Açıklamada en dikkat çeken vurgulardan biri ise Hürmüz Boğazı'nın "acil bir şekilde" ve "koşulsuz ve kısıtlamasız seyrüsefer serbestisi" ile yeniden trafiğe açılmasının "elzem" olduğu yönündeydi. Bu ifade, Avrupalı güçlerin, mutabakatın uygulanma biçiminden bağımsız olarak boğazdan serbest geçiş konusunda ısrarcı olacaklarının en güçlü sinyali olarak değerlendiriliyor. Talebin, anlaşmanın Hürmüz'ün yeniden açılmasını "İran'ın düzenlemesiyle" şartına bağlayan maddeleriyle potansiyel bir sürtüşme noktası oluşturabileceği belirtiliyor .
Bu kararlı tutum, aslında aylardır süregelen bir diplomatik çizginin devamı. Mart 2026'da İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya; Hollanda ve Japonya ile birlikte yaptıkları ortak açıklamada, İran'ın sivil ticari gemilere, enerji altyapısına yönelik saldırılarını ve boğazı mayınlama dâhil fiilen kapatmasını en güçlü şekilde kınamış ve derhal durdurulmasını talep etmişti .
Taraflar arasında varılan mutabakatın nihai metni resmen yayınlanmamış olsa da, üst düzey ABD'li yetkililerin basına yaptığı açıklamalar ve İran'ın yarı resmi Mehr Haber Ajansı'nın yayınladığı taslak metin, anlaşmanın çerçevesini büyük ölçüde ortaya koyuyor . İki aşamalı olarak planlanan mutabakatın öne çıkan şartları şöyle:
Birinci Aşama: Acil ve 60 Günlük Eylem Planı
İkinci Aşama: 60 Gün İçinde Müzakere Edilecek Konular
Uzun süredir devam eden gerilimi diplomatik yoldan çözmek için yürütülen 2025-2026 müzakerelerinin başrolünde hiç şüphesiz Umman vardı. Körfez ülkesi, Cenevre ve Roma'da gerçekleşen çok turlu dolaylı görüşmeler boyunca ABD ve İran heyetleri arasında mekik dokuyarak ana arabulucu işlevi gördü .
Umman Dışişleri Bakanı Badr Albusaidi, Şubat 2026 sonlarında müzakerelerde bir "dönüm noktasına" ulaşıldığını kamuoyuna duyurmuş ve nihai anlaşmaya giden süreçte başlıca temas noktası olarak kalmıştı . Umman'ın bu hassas görev için biçilmiş kaftan olmasının altında, hem Washington hem de Tahran ile on yıllardır sürdürdüğü güçlü ve güvenilir diplomatik ilişkiler yatıyor. Ülkenin, bölgedeki diğer Körfez Arap devletlerinden farklı olarak İran'daki Şii yönetim ve Yemen'deki Husilerle kurduğu yapıcı diyalog, bu arabulucu rolünü benzersiz kılıyor
.