Sistem mühürlenip bölümlendikten sonra ekip, parlak sektörün evrimini takip etti ve dikkate değer bir dizi kozmolojik benzerlik keşfetti.
Atomlar lazer bariyerini geçtikçe parlak sektör defalarca genişledi ve ardından yeniden çöktü; bu, kozmolojik bir sıçramayı (bounce) taklit eden bir döngüdür. Atomların parlak sektörü ilk kez doldurmaya başladığı an bir "Büyük Patlama", tamamen karanlık sektöre geri döndükleri an ise bir "Büyük Çöküş" olarak yorumlandı. Bu sıçrama döngüsü birçok kez tekrarlandı ve laboratuvar içinde minyatür, yinelenen bir kozmik tarih yarattı.
Araştırmacılar, atomların bu gelgitinden yola çıkarak bir "entropik zaman" tanımladı. Toplam sistemin entropisi korunduğu için, atomların sektörler arasındaki yönlü hareketi, parlak sektörde ölçülebilir, tek yönlü bir entropi akışı yarattı. Bu akış, birkaç çarpıcı özellik sergileyen güvenilir bir iç saat işlevi gördü:
Parlak ve karanlık sektörler arasındaki atom dağılımı nihayetinde dengelenip değişmeyi bıraktığında, entropi alışverişi durdu. Bu noktada, gözlemlenen sektörün perspektifinden bakıldığında, zaman etkin bir şekilde durdu; bu, kendi evrenimiz için öngörülen ısı ölümünün bir benzeridir.
Bu deney, temel bir soruyu teorik spekülasyon alanından deneysel fizik alanına taşıdığı için büyük önem taşıyor. Kapalı bir kuantum sistemini bölümlere ayırıp yalnızca entropi dinamiklerinden zamanın doğuşunu izleyen ekip, ilişkisel zaman kuramları için ilk kontrollü test ortamını sağladı. Bulguları, zamanın temel, harici bir arka plan olmadığı, aksine bir gözlemcinin tıpkı parlak ve karanlık sektörler arasındaki ayrım gibi, daha büyük, zamansız bir bütünden bir alt sistemi ayırt etmesiyle ortaya çıkan termodinamik bir fenomen olduğu fikrini destekliyor. Bu masaüstü minyatür evren, artık gerçek kozmosun fiziğini keşfetmek için yeni bir deneysel pencere sunuyor.
Comments
0 comments