Küresel tarımın belkemiği olan gübre, bu krizin en görünür ve yıkıcı boyutlarından birini oluşturuyor. Hürmüz Boğazı’ndan normal şartlarda yıllık yaklaşık 21 milyon metrik ton üre ve önemli miktarda amonyak, fosfat (DAP/MAP) ve kükürt geçiyor .
Savaşın başlamasının hemen ardından fiyatlar alarm verici seviyelere sıçradı. Mart ayı ortasında, New Orleans (NOLA) limanında referans üre fiyatı 600 $/tonun, DAP ve MAP fiyatları ise 700 $/tonun üzerine çıktı; bu, çatışma öncesi seviyelere göre %40’ı aşan bir artış anlamına geliyor . Mısır’da FOB üre fiyatı ise 400-490 $/ton bandından 700 $/ton seviyesine fırladı
. Uzmanlar, ablukanın uzadığı bir “İtilaflı Geçiş” (Contested Transit) senaryosunda, üre fiyatının 2026 ortasında 780-880 $/ton bandına kadar yükselebileceğini, çatışmanın derinleşmesi halindeyse 996 $/ton gibi rekor seviyeleri test edebileceğini belirtiyor
.
Dünya Ticaret Örgütü (WTO) gübreyi en acil endişe kaynağı olarak tanımlarken, Uluslararası Kurtarma Komitesi (IRC) Başkanı David Miliband bu durumu bir "gıda güvenliği saatli bombası" olarak nitelendirdi. Miliband'a göre, “büyük bir açlık krizine giden pencere hızla kapanıyor” . Bu kriz, 2022'deki Rusya-Ukrayna savaşının aksine, tahıl piyasalarından ziyade doğrudan tarımsal girdi maliyetlerine ve üretime odaklanmış durumda
.
Petrol fiyatlarındaki dalgalanma, krizin bir diğer ayağını oluşturuyor. Yılın başında 60 dolar seviyesinde olan varil başına petrol fiyatı, çatışmanın başlamasıyla birlikte 120 dolara kadar tırmandı . Bu şok dalgası, sadece ulaşım ve tarımsal üretim maliyetlerini artırmakla kalmadı, aynı zamanda insani yardım lojistiğini de vurdu. Özellikle Asya'nın büyük enerji ithalatçıları olan Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore bu artıştan en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor
.
Dünya Gıda Programı (WFP) ise çifte bir darbe altında. 2026 yılına, 2019’un iki katından fazla olan, 318 milyon insanın akut gıda güvensizliği içinde olduğu bir tabloyla başlayan ajansın, 16,2 milyar dolarlık yardım çağrısına karşılık 13 milyar dolarlık dev bir fon açığı bulunuyor . WFP Genel Müdür Vekili Carl Skau, artan akaryakıt ve nakliye masraflarının operasyonları daha da sıkıştırdığını belirtti
. Bu finansal baskı, acı bir sonucu da beraberinde getiriyor: WFP, 2026 yılında başlangıçta planladığından 1,5 milyon daha az insana yardım ulaştırabileceğini tahmin ediyor. Çatışmanın altı ay sürmesi halindeyse, yüksek operasyonel maliyetler ve artan yerel gıda fiyatları nedeniyle 9 milyondan fazla kişinin yardımı tamamen kesilebilir
.
En korkutucu senaryo ise WFP'nin yaptığı projeksiyonlardan geliyor. Ajans, çatışmanın 2026 yılı ortasına kadar devam etmesi halinde, mevcut 318 milyon kişiye ek olarak 45 milyon insanın daha akut gıda güvensizliğine sürükleneceği uyarısında bulundu . Bu, küresel açlık seviyesini kayıtlara geçen en yüksek noktaya taşıyacak bir felaket anlamına geliyor
. Birleşmiş Milletler, bu durumu “insani yardım çalışmaları için COVID’den bu yana en büyük kesinti riski” olarak tanımlıyor
.
Bu küresel şok dalgası, özellikle ithalata bağımlı ve ekonomik olarak kırılgan bölgeleri vuruyor. WFP’nin üç riskli bölgede yaptığı değerlendirmeye göre, artan ithalat ve gübre maliyetleri nedeniyle Sri Lanka'da 1,3 milyon, Somali'de 2,5 milyon ve Afganistan'da 2,3 milyon ek insanın şiddetli açlıkla yüzleşmesi bekleniyor . Afganistan'da, yardım operasyonlarının küçülmesi nedeniyle çocukların şiddetli yetersiz beslenmeden hayatını kaybettiği bir ortamda bu darbe çok daha ağır sonuçlar doğurabilir
.
Afrika kıtası ise ayrı bir felaketin eşiğinde. Birçok Afrika ülkesi ağır borç yükleri altında ezilirken, boğazın kapanması kıtada akut akaryakıt ve gübre kıtlığına yol açıyor. Bu durum gıda güvensizliğini derinleştiriyor ve ekonomik krizleri tetikliyor. Özellikle Amerikan insani yardımlarındaki ani ve sert kesintiler, krizle başa çıkma kapasitesini daha da zayıflatıyor .
Brezilya, gübre ihtiyacının %80'inden fazlasını ithal eden dev bir tarım ekonomisi olarak bu krizin tam merkezinde yer alıyor. Hürmüz’deki tıkanıklık, yalnızca Körfez ülkelerinden doğrudan tedariki kesmekle kalmıyor, aynı zamanda Fas gibi alternatif tedarikçilerin de Körfez kaynaklı kükürt hammaddesine erişimini zorlaştırarak küresel fosfat arzını daraltıyor . Benzer şekilde, Hindistan da Körfez’den amonyak ve üre ithalatında en kırılgan ülke konumunda. Katar'dan doğal gaz tedarikinde yaşanan aksamalar ise Bangladeş ve Pakistan’daki gübre fabrikalarının üretimini durdurma noktasına getirdi
.
Birleşik Devletler Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), insani yardım malzemelerinin (gıda, tıbbi malzeme vb.) denetime tabi olarak geçişine izin verileceğini açıklasa da , sahadaki gerçek çok farklı. Yardım kuruluşları, fırlayan akaryakıt fiyatları, sigorta primleri ve operasyonel aksaklıkların, herhangi bir insani koridorun etkinliğini ciddi şekilde sınırladığını bildiriyor. Mart ayında İran'ın, BM’nin talebi üzerine ilkbahar ekim sezonu için gübre ve insani yardım gemilerine izin vereceğini açıklaması da
piyasalardaki panik havasını dindirmeye yetmedi. UN News'in de vurguladığı gibi, küresel gıda sistemleri için “saat işliyor” ve Hürmüz’deki aksamanın etkileri 2027 yılına kadar sürecek bir gıda enflasyonu dalgasını tetikleme potansiyeli taşıyor
.
Comments
0 comments