İşte bu noktada JPMorgan AM ve Pictet radikal bir şekilde ayrışıyor.
JPMorgan Varlık Yönetimi'nin 'Tek ve Bitti' (One and Done) Tezi: Şirketin küresel piyasa analisti Zara Nokes, Euro Bölgesi'ndeki büyümenin son derece cansız olduğunu, bu nedenle ECB'nin Haziran'da yapacağı olası bir faiz artışının tamamen sembolik bir 'sigorta' hamlesi olacağını ve arkasının gelmeyeceğini savunuyor. Nokes'a göre ECB, sadece 'enflasyonu kontrol altında tuttuğu' mesajını vermek için bir kereliğine düğmeye basacak, ancak zayıf büyüme ortamı daha fazla sıkılaşmaya izin vermeyecek .
Pictet Varlık Yönetimi'nin 'Hiç Artırmayın' Görüşü: Stratejist Luca Paolini ise daha da net: "Piyasa üç artış bekliyor — muhtemelen sadece bir tane, 'enflasyon verilerine bakıyoruz' demek için yaparlar. Avrupa ekonomisi toparlanmıyor." Pictet ile birlikte Fransız varlık yöneticisi Carmignac da, ECB'nin faizleri sabit bırakmasının tamamen haklı bir karar olacağını düşünüyor
.
Bu iki görüş, adeta bir 'stagflasyon' senaryosuna işaret ediyor: enflasyon yüksek ama büyüme yok.
Bu ters köşe tahminin arkasında üç temel ekonomik gerekçe yatıyor:
Büyüme Çok Zayıf: Avrupa ekonomisi, ECB'nin kendi tahminlerine göre 2026'da sadece %0,9 büyüyecek . Bu kadar durgun bir ekonomide faizleri art arda yükseltmek, talebi daha da boğarak resesyona davetiye çıkarmak anlamına gelir. JPMorgan AM ve Pictet'in temel argümanı da bu: Enflasyonun kaynağı aşırı talep değil, arz şoku
.
Enflasyon 'Talep Kaynaklı' Değil: Enflasyondaki sıçrama neredeyse tamamen İran savaşının petrol fiyatlarını dört yılın zirvesine taşımasından ve endüstriyel darboğazlar yaratmasından kaynaklanıyor . Bu, talebi kısarak çözülebilecek bir enflasyon değil; arz tarafı düzeldiğinde kendiliğinden sönebilir. Aksi görüştekiler, ECB'nin arz şokuna faiz artışıyla yanıt vermesini, yangına benzinle gitmek olarak nitelendiriyor.
Tarihten Alınan Dersler: Bu iki kurum, ECB'nin geçmişte yaptığı 'erken sıkılaştırma' hatalarına dikkat çekiyor. ECB, 2008 küresel finans krizi öncesinde ve 2011 Avrupa borç krizi sırasında faiz artırmış, ancak fiyat baskılarının geçici olduğu ortaya çıkınca bu kararlar ekonomiyi daha da zora sokmuştu. Aynı hatanın tekrarlanmaması için ECB'nin temkinli olması gerektiğini savunuyorlar .
Ortadoğu'daki çatışmalar, klasik bir stagflasyonist şok yarattı: Enerji fiyatları üzerinden maliyetleri ve enflasyonu yukarı iterken, belirsizlik ve hammadde darboğazlarıyla ekonomik aktiviteyi aşağı çekti. Ancak aksi görüşe göre, bu şokun kalıcı olması beklenmiyor. Jeopolitik tansiyonun düşmesi ve tedarik zincirlerindeki düğümün çözülmesiyle, enerji kaynaklı bu enflasyonun geçici olacağı öngörülüyor. Bu nedenle ECB'nin 2022'de Rusya-Ukrayna savaşı sonrası yaptığı gibi kalıcı bir enflasyonla mücadele ediyormuş gibi agresif davranmaması gerektiği belirtiliyor .
Eğer bu 'aksi görüş' haklı çıkarsa, piyasalarda zincirleme bir reaksiyon bekleniyor:
Tahvil Piyasası: Mevcut fiyatlamalar 3 faiz artışını satın aldığı için, ECB'nin sadece 1 artış yapması veya hiç yapmaması durumunda Euro Bölgesi tahvillerinde sert bir ralli yaşanabilir. Piyasa, fiyatladığı agresif sıkılaşmayı geri çekmek zorunda kalırsa, yakın dönemin zirvelerinde seyreden tahvil faizleri düşecek ve tahvil yatırımcısı kazançlı çıkacak .
Hisse Senedi Piyasası: JPMorgan stratejistlerine göre ise hisse senedi piyasaları, merkez bankalarının faiz artırma riskini fazlasıyla fiyatlamış durumda. Bu da özellikle temel tüketim ve kamu hizmetleri gibi defansif sektörlerde bir toparlanma fırsatı yaratabilir .
Sonuç olarak, gözler 11 Haziran'daki ECB kararında olacak. Eğer Başkan Lagarde, JPMorgan AM ve Pictet'in öngördüğü gibi 'temkinli' ve 'güvercin' bir mesaj verirse, hem Euro'nun değeri hem de kıtanın finansal varlıklarının yönü için yeni bir dönemin kapısı aralanabilir.
Comments
0 comments