Scorsese’nin dahil olması, yalnızca statüsü nedeniyle değil — 82 yaşında, altmış yıllık kariyere sahip bir Oscar kazananı — aynı zamanda eğlence sektörünün üretken yapay zekâ konusunda derin bir bölünme yaşadığı bir dönemde gelmesiyle de büyük önem taşıyor . 2023’teki WGA ve SAG-AFTRA grevleri, yapay zekâyı iş güvenliği ve yaratıcı haklar konusunda ana savaş alanı haline getirmişti. Scorsese’nin bu kamuya açık kucaklaması, sektörün en saygın yönetmenlerinden birinin bile bu araçlara bir yer gördüğünün, ancak sınırlarının net olması gerektiğinin sinyalini veriyor .
Scorsese’nin kullanım senaryosu çok spesifik ve sınırlı. Black Forest Labs’ın FLUX modelinin en son sürümü olan FLUX.2’yi, yaratıcı ekibine görsel fikirlerini iletmek için storyboard’lar oluşturmak amacıyla kullanıyor . Şirket tarafından yayınlanan bir videoda Scorsese, aracı Goodfellas filminden bir sahne için storyboard kareleri üreterek nasıl hızlıca ortak bir görsel başlangıç noktasına varılabildiğini gösterdi .
Yönetmen, yapay zekâ tarafından üretilen bu tahtaların nihai görüntüler olmadığını açıkça belirtti. Bunlar bir iletişim aracı; yapım tasarımcısına, sanat yönetmenine ve görüntü yönetmenine somut bir referans sunmanın bir yolu . “70 yıldır kendi storyboard’larımı oluşturuyorum,” dedi Scorsese bir açıklamasında. Araç, işbirlikçileriyle “neyi görselleştirdiğimi daha net ve verimli bir şekilde paylaşmasını” sağlıyor . Ön yapımda zaman baskısının yoğun olduğunu belirten Scorsese, FLUX’un “kalite veya işçilikten ödün vermeden daha hızlı ilerlememize olanak tanıdığını” söyledi .
Bu ayrım — yapay zekânın bir yaratıcılık halefi değil, bir iletişim hızlandırıcısı olarak kullanılması — Scorsese’nin argümanının özünü oluşturuyor. Bu çizgiyle hem sanatsal ekibini hem de sektördeki şüphecileri ikna etmeyi umuyor.
Scorsese, yapay zekâ kullanımını radikal bir kopuş olarak sunmadı. Bunu, yeni sinema teknolojilerine olan ömür boyu süren ilgisinin bir devamı olarak çerçeveledi. Black Forest Labs web sitesindeki açıklamasında, FLUX kullanımını geçmişteki teknolojik tercihleriyle açıkça ilişkilendirdi: “Hugo ile 3D’yi ve The Irishman için yaşlandırma teknolojisini kullandım” . Ona göre yapay zekâ, ne bir tehdit ne de bir hiledir; sinemacıların olanakları genişletmek için benimsediği uzun bir araç zincirinin en son halkasıdır.
Sinemanın gidişatına dair daha geniş bir vizyon sundu: “Sinema genç bir medyum, sadece 125 yaşında civarında, bu yüzden nasıl evrileceğine açık olmalıyız” . Bu sözler, yıllarını film korumaya ve analog dönemin sanatını savunmaya adamış bir yönetmenden geliyor. Scorsese’ye göre, yapay zekâya prensipte karşı çıkmak, sinemanın tarihsel olarak her zaman yeni teknolojileri (ses, renk, dijital sinematografi, bilgisayar efektleri) nasıl içine aldığıyla tutarsızlık oluşturuyor.
Scorsese, teknolojinin insan yargısına hizmet etmesi gerektiğini, onun yerini almaması gerektiğini vurguladı. Black Forest Labs, Scorsese’nin FLUX’u “insan zevkini, değerlerini ve yargısını merkezde tutarak” kullanmak istediğini belirtti . Bu çerçeve, Hollywood’daki en büyük korkuyu yanıtlamayı amaçlıyor: Yapay zekânın sinemayı tanımlayan insan zanaatını yok edeceği endişesi.
Scorsese’nin hamlesi, hâlâ devam eden bir çatışmanın tam ortasına düşüyor. Üretken yapay zekâ 2022’de yaygın olarak erişilebilir hale geldiğinden beri Hollywood, sektör normlarını nasıl hızla altüst etme gücüyle başa çıkmaya çalışıyor . 2023’teki WGA ve SAG-AFTRA grevleri büyük ölçüde sınırların belirlenmesiyle ilgiliydi: Yapay zekâ senaryo yazabilir mi, oyuncuların yerini alabilir mi, çıktının sahibi kim? WGA sözleşmesi, stüdyoların yazarları yapay zekâ kullanmaya zorlayamayacağını ve yapay zekâ tarafından üretilen materyalin “edebi” veya “kaynak” materyal olarak kabul edilemeyeceğini garanti altına aldı . Ancak bu korumalar üretim sürecinin yalnızca bir bölümünü kapsıyor; iş kaybı ve fikri mülkiyetle ilgili daha geniş endişeler çözülmüş değil.
TechCrunch’ın haberine göre, Scorsese’nin Black Forest Labs ile ortaklığı “Hollywood’un bir zamanlar şiddetli olan yapay zekâ direncinin yumuşamakta olduğunun en yeni işareti” . Los Angeles Times’ın belirttiğine göre onun “bu teknolojiyi alenen benimsemesi”, onu artık yapay zekâyı toptan kınamak yerine denemeye istekli olan eğlence endüstrisinin güçlü isimleri arasına yerleştiriyor .
Ancak duyuru, altta yatan soruları çözüme kavuşturmuyor. Üç temel gerilim hâlâ canlı:
Black Forest Labs’ın Scorsese ile yatırım firması BroadLight Capital ve şirkete yatırım yapan CAA’nın kurucu ortağı Michael Ovitz aracılığıyla bağlantı kurduğu bildiriliyor . Bu yatırımcı bağlantılı tanıtım, Hollywood’un yapay zekâ deneyinin finansal ve yaratıcı taraflarının ne kadar iç içe geçtiğini gösteriyor.
Scorsese, hem üretken yapay zekâyı bir ön yapım verimlilik aracı olarak benimseyen hem de nihai filmin insan zanaatı olması gerektiğinde ısrar eden bir orta yol seçti. Teknoloji geliştikçe bu ayrımın geçerliliğini koruyup korumayacağı — ve storyboard sanatçılarının korkularını, sendikaların taleplerini ve çözülmemiş yasal zemini ele almaya yeterli olup olmadığı — hala cevaplanmamış bir soru. Şimdilik, Amerikan sinemasının en yakından izlenen yönetmeni, bir storyboard ile nihai bir kare, bir iletişim aracı ile yaratıcı bir yedek arasındaki çizginin çizmeye değer bir çizgi olduğuna dair bahse girdi.
Scorsese’nin dahil olması, yalnızca statüsü nedeniyle değil — 82 yaşında, altmış yıllık kariyere sahip bir Oscar kazananı — aynı zamanda eğlence sektörünün üretken yapay zekâ konusunda derin bir bölünme yaşadığı bir dönemde gelmesiyle de büyük önem taşıyor . 2023’teki WGA ve SAG-AFTRA grevleri, yapay zekâyı iş güvenliği ve yaratıcı haklar konusunda ana savaş alanı haline getirmişti. Scorsese’nin bu kamuya açık kucaklaması, sektörün en saygın yönetmenlerinden birinin bile bu araçlara bir yer gördüğünün, ancak sınırlarının net olması gerektiğinin sinyalini veriyor .
Scorsese’nin kullanım senaryosu çok spesifik ve sınırlı. Black Forest Labs’ın FLUX modelinin en son sürümü olan FLUX.2’yi, yaratıcı ekibine görsel fikirlerini iletmek için storyboard’lar oluşturmak amacıyla kullanıyor . Şirket tarafından yayınlanan bir videoda Scorsese, aracı Goodfellas filminden bir sahne için storyboard kareleri üreterek nasıl hızlıca ortak bir görsel başlangıç noktasına varılabildiğini gösterdi .
Yönetmen, yapay zekâ tarafından üretilen bu tahtaların nihai görüntüler olmadığını açıkça belirtti. Bunlar bir iletişim aracı; yapım tasarımcısına, sanat yönetmenine ve görüntü yönetmenine somut bir referans sunmanın bir yolu . “70 yıldır kendi storyboard’larımı oluşturuyorum,” dedi Scorsese bir açıklamasında. Araç, işbirlikçileriyle “neyi görselleştirdiğimi daha net ve verimli bir şekilde paylaşmasını” sağlıyor . Ön yapımda zaman baskısının yoğun olduğunu belirten Scorsese, FLUX’un “kalite veya işçilikten ödün vermeden daha hızlı ilerlememize olanak tanıdığını” söyledi .
Bu ayrım — yapay zekânın bir yaratıcılık halefi değil, bir iletişim hızlandırıcısı olarak kullanılması — Scorsese’nin argümanının özünü oluşturuyor. Bu çizgiyle hem sanatsal ekibini hem de sektördeki şüphecileri ikna etmeyi umuyor.
Scorsese, yapay zekâ kullanımını radikal bir kopuş olarak sunmadı. Bunu, yeni sinema teknolojilerine olan ömür boyu süren ilgisinin bir devamı olarak çerçeveledi. Black Forest Labs web sitesindeki açıklamasında, FLUX kullanımını geçmişteki teknolojik tercihleriyle açıkça ilişkilendirdi: “Hugo ile 3D’yi ve The Irishman için yaşlandırma teknolojisini kullandım” . Ona göre yapay zekâ, ne bir tehdit ne de bir hiledir; sinemacıların olanakları genişletmek için benimsediği uzun bir araç zincirinin en son halkasıdır.
Sinemanın gidişatına dair daha geniş bir vizyon sundu: “Sinema genç bir medyum, sadece 125 yaşında civarında, bu yüzden nasıl evrileceğine açık olmalıyız” . Bu sözler, yıllarını film korumaya ve analog dönemin sanatını savunmaya adamış bir yönetmenden geliyor. Scorsese’ye göre, yapay zekâya prensipte karşı çıkmak, sinemanın tarihsel olarak her zaman yeni teknolojileri (ses, renk, dijital sinematografi, bilgisayar efektleri) nasıl içine aldığıyla tutarsızlık oluşturuyor.
Scorsese, teknolojinin insan yargısına hizmet etmesi gerektiğini, onun yerini almaması gerektiğini vurguladı. Black Forest Labs, Scorsese’nin FLUX’u “insan zevkini, değerlerini ve yargısını merkezde tutarak” kullanmak istediğini belirtti . Bu çerçeve, Hollywood’daki en büyük korkuyu yanıtlamayı amaçlıyor: Yapay zekânın sinemayı tanımlayan insan zanaatını yok edeceği endişesi.
Scorsese’nin hamlesi, hâlâ devam eden bir çatışmanın tam ortasına düşüyor. Üretken yapay zekâ 2022’de yaygın olarak erişilebilir hale geldiğinden beri Hollywood, sektör normlarını nasıl hızla altüst etme gücüyle başa çıkmaya çalışıyor . 2023’teki WGA ve SAG-AFTRA grevleri büyük ölçüde sınırların belirlenmesiyle ilgiliydi: Yapay zekâ senaryo yazabilir mi, oyuncuların yerini alabilir mi, çıktının sahibi kim? WGA sözleşmesi, stüdyoların yazarları yapay zekâ kullanmaya zorlayamayacağını ve yapay zekâ tarafından üretilen materyalin “edebi” veya “kaynak” materyal olarak kabul edilemeyeceğini garanti altına aldı . Ancak bu korumalar üretim sürecinin yalnızca bir bölümünü kapsıyor; iş kaybı ve fikri mülkiyetle ilgili daha geniş endişeler çözülmüş değil.
TechCrunch’ın haberine göre, Scorsese’nin Black Forest Labs ile ortaklığı “Hollywood’un bir zamanlar şiddetli olan yapay zekâ direncinin yumuşamakta olduğunun en yeni işareti” . Los Angeles Times’ın belirttiğine göre onun “bu teknolojiyi alenen benimsemesi”, onu artık yapay zekâyı toptan kınamak yerine denemeye istekli olan eğlence endüstrisinin güçlü isimleri arasına yerleştiriyor .
Ancak duyuru, altta yatan soruları çözüme kavuşturmuyor. Üç temel gerilim hâlâ canlı:
Black Forest Labs’ın Scorsese ile yatırım firması BroadLight Capital ve şirkete yatırım yapan CAA’nın kurucu ortağı Michael Ovitz aracılığıyla bağlantı kurduğu bildiriliyor . Bu yatırımcı bağlantılı tanıtım, Hollywood’un yapay zekâ deneyinin finansal ve yaratıcı taraflarının ne kadar iç içe geçtiğini gösteriyor.
Scorsese, hem üretken yapay zekâyı bir ön yapım verimlilik aracı olarak benimseyen hem de nihai filmin insan zanaatı olması gerektiğinde ısrar eden bir orta yol seçti. Teknoloji geliştikçe bu ayrımın geçerliliğini koruyup korumayacağı — ve storyboard sanatçılarının korkularını, sendikaların taleplerini ve çözülmemiş yasal zemini ele almaya yeterli olup olmadığı — hala cevaplanmamış bir soru. Şimdilik, Amerikan sinemasının en yakından izlenen yönetmeni, bir storyboard ile nihai bir kare, bir iletişim aracı ile yaratıcı bir yedek arasındaki çizginin çizmeye değer bir çizgi olduğuna dair bahse girdi.