KEYNOTE-942 (mRNA-4157-P201) çalışmasına, ameliyatla çıkarılmış, yüksek riskli evre III/IV melanom hastaları dahil edildi. Tüm katılımcılar, mevcut standart tedavi olan ve bağışıklık sisteminin frenlerini çözen bir kontrol noktası inhibitörü olan pembrolizumab (Keytruda) aldı. Hastaların yarısı, rastgele seçilerek ayrıca intismeran autogene (mRNA-4157/V940) adlı kişiye özel üretilmiş mRNA aşısını da aldı.
En kritik nokta ise, tedavi ve kontrol kolları arasındaki farkın beş yıllık pencerede hiç kapanmaması oldu. Analistler, bu istikrarın, aşının yalnızca geçici bir destek sağlamak yerine, adaptif bağışıklık sistemini uzun vadeli bir gözetim için yeniden programlamayı başardığını gösterdiğini belirtiyor.
İntismeran autogene, mRNA tabanlı bireyselleştirilmiş neoantijen terapileri (INT) adı verilen yeni bir ilaç sınıfına ait. Herkeste ortak bir hedefe yönelen geleneksel aşıların aksine, her bir doz, hastanın ameliyatla çıkarılan tümörü analiz edildikten sonra sadece o kişi için üretiliyor.
Pembrolizumab ile kombinasyon, birbirini tamamlayan iki bağışıklık mekanizmasından yararlanır. Aşı, kansere özgü yeni T hücreleri yaratarak "eğitim" sinyalini verirken, pembrolizumab PD-1 kontrol noktasını bloke ederek bu T hücrelerinin üzerindeki "freni kaldırır" ve kalan kanser hücrelerine karşı sürekli, agresif bir saldırıya izin verir.
Beş yıllık kalıcılık verileri, bu platformun riskini önemli ölçüde azaltıyor, ancak tedavi henüz araştırma aşamasında. Şu ana kadar herhangi bir düzenleyici onayı alınmış değil. İntismeran autogenenin geleceği, yürütülen birkaç büyük Faz 3 çalışmasının sonuçlarına bağlı.
Ameliyatla çıkarılmış, yüksek riskli evre IIB–IV melanom hastalarında, intismeran autogene artı pembrolizumabı, plasebo artı pembrolizumab ile karşılaştıran küresel, randomize, çift kör bir Faz 3 çalışmasıdır. Hasta alımına 2023 ortasında başlandı ve ilk hastalar Avustralya'da çalışmaya dahil oldu. Bu, adjuvan melanom endikasyonu için düzenleyici kurumlara yapılacak başvuruları desteklemeyi amaçlayan ruhsatlandırma çalışmasıdır.
Ekim 2024'te Merck ve Moderna, aynı kombinasyonu tamamen farklı bir tümör tipinde değerlendiren önemli bir Faz 3 çalışması olan INTerpath-009'u başlattı. Çalışma, ameliyat öncesinde pembrolizumab artı platin bazlı kemoterapi aldıktan sonra tam patolojik yanıt elde edemeyen, ameliyat edilebilir evre II ila IIIB (N2) küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK) olan 680 hastayı hedefliyor. Ana sonlanım noktası hastalıksız sağkalım olan bu çalışma, daha geniş INTerpath programındaki üçüncü Faz 3 çalışması olup, ortakların kişiye özel mRNA platformunu birden fazla erken evre, yüksek riskli kanser ortamında test etme hedefini doğruluyor.
Melanom ve akciğer kanserinin ötesinde, renal hücreli karsinom, ürotelyal karsinom ve kutanöz skuamöz hücreli karsinomda da kombinasyonu araştıran ek denemeler devam ediyor. Bu da intismeran autogeneyi, klinik olarak en ileri aşamadaki kişiselleştirilmiş mRNA neoantijen kanser terapisi konumuna getiriyor.