Rusya’da sözleşmeli asker alımı 2025’te de gerilemişti. Resmî verilere dayanan bir değerlendirmeye göre, 2024’te yaklaşık 450 bin kişiyle sözleşme imzalanırken bu sayı 2025’te yaklaşık 422 bine indi . Diğer analizler, 2025’in sonu ile 2026’nın başında yeni sözleşmeli asker akışındaki düşüşün %20 ila %25’e ulaştığını belirtiyor .
Kremlin bu eğilimi durdurmak için maddi teşvikleri artırdı. Askerlik imza primleri, Rusya’daki ortalama yıllık gelirin dört katından fazlasına denk gelecek seviyelere çıkarıldı; bazı borç silme paketlerinin tutarı ise 140 bin dolara kadar ulaştı . Vladimir Putin’in Temmuz 2025’te imzaladığı kararnameyle standart imza ödemesi 195 bin rubleden 400 bin rubleye yükseltildi. Bu miktar, ülkenin ortalama aylık ücretinin yaklaşık beş katına karşılık geliyordu .
Ancak bu kampanya beklenen sonucu vermedi. Rus ekonomi uzmanı Janis Kluge ve Savaş Araştırmaları Enstitüsü (ISW), potansiyel asker adaylarının 2025 boyunca cephedeki kayıpların boyutu hakkında daha fazla bilgi edinmiş olabileceğini değerlendiriyor . IISS kıdemli araştırmacısı Nigel Gould-Davies de teşviklerin artık etkili çalışmadığına ve Rusya’nın topladığından daha fazla asker kaybetmeye başlamış olabileceğine dikkat çekti .
Rusya’nın savaş boyunca karşılaştığı toplam insan gücü kaybı, sorunun ölçeğini ortaya koyuyor. Tahminlere göre Rus silahlı kuvvetlerinde öldürülen, yaralanan veya kayıp sayılanların toplamı 700 bine ulaşmış olabilir. Bunların en az 400 bininin öldüğü ya da görevine dönemeyecek kadar ağır yaralandığı öne sürülüyor .
Moskova’nın yalnızca cephe hattındaki mevcut gücünü koruyabilmesi için ayda yaklaşık 30 bin ila 35 bin yeni askere ihtiyaç duyduğu tahmin ediliyor . ISW ise Rusya’nın mevcut kuvvet üretme mekanizmasının, saldırı operasyonlarının bugünkü temposunu sürdürecek kadar insan gücü sağlayamadığı sonucuna varıyor .
Batılı yetkililerin aktardığı değerlendirmelere göre, Ocak ayında Rusya’nın savaş alanındaki kayıpları yeni asker alımını yaklaşık 9 bin kişi aştı. Bu, tam kapsamlı işgalin başlamasından bu yana kayıpların ilk kez takviyelerin üzerine çıktığı ay olarak değerlendirildi . Kremlin’in şimdiye kadar tam kapsamlı bir seferberliğin siyasi maliyetinden kaçınmasını sağlayan sözleşmeli asker sistemi, analistler tarafından artık ciddi biçimde aksayan bir mekanizma olarak nitelendiriliyor .
Ordunun insan gücü ihtiyacı, Rusya’daki sivil iş gücü krizinin başlıca nedenlerinden biri haline geldi. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, ülkenin modern tarihinde daha önce hiç bu ölçekte iş gücü kıtlığı yaşanmadığını söyledi .
Rus şirketleri 2024’ü rekor düzeyde, 2,6 milyon çalışan açığıyla kapattı. En büyük açıklar imalat sektöründe 391 bin, ticarette 347 bin ve taşımacılıkta 219 bin kişi olarak kaydedildi . Savaş; cephedeki kayıplar, orduya katılan yüz binlerce kişi ve özellikle genç, eğitimli profesyonellerin ülke dışına çıkması yoluyla çalışma çağındaki nüfusu daralttı .
İşsizlik oranının yaklaşık %2 seviyesinde olması ilk bakışta olumlu görünebilir. Ancak bu oran sağlıklı bir istihdam piyasasından çok, çalıştırılabilecek insan sayısının son derece azaldığını gösteriyor . İş gücü eksikliği nedeniyle sivil sektörlerin yaklaşık %80 kapasiteyle çalıştığı, SuperJob verilerine göre 2024’te şirketlerin %73’ünün personel açığı yaşadığı bildirildi .
Rusya savaşa başlamadan önce de ciddi bir demografik sorunla karşı karşıyaydı. Savaş bu yapısal krizi daha da derinleştirdi . Çalışma Bakanı Anton Kotiakov, yeni açılacak pozisyonları doldurmak ve emekliye ayrılanların yerini almak için ekonomiye önümüzdeki beş yıl boyunca yılda yaklaşık 2 milyon yeni çalışanın kazandırılması gerektiğini açıkladı . Bazı projeksiyonlar, 2030’a kadar 2 ila 4 milyon kişilik iş gücü açığı oluşabileceğini öngörüyor .
Savaş ekonomisinin genişlemesiyle yıllarca büyüyen savunma sanayisi de aynı insan gücü kıtlığının baskısı altında. Devlet siparişleri ve yüksek ücretler sayesinde işçi çeken savunma şirketlerinde yeni çalışan talebi, 2025 yazına gelindiğinde savaşın başlamasından bu yana en düşük seviyeye indi. Şirketlerin ilan ettiği pozisyon sayısı 34.500’e kadar geriledi .
Bazı savunma işletmelerinin ücretleri düşürmeye ve daha az kişi işe almaya başlaması, savaş dönemindeki istihdam genişlemesinin sınırlarına ulaşıldığını gösteriyor . Kremlin’in öncelik verdiği sektör bile iş gücü için sivil şirketlerle rekabet etmekte zorlanıyor .
Bu baskı, yüksek enflasyon ve fiyat artışlarını frenlemek için uygulanan yüksek faiz oranlarıyla birleşiyor. Faiz politikası şirketlerin finansman maliyetlerini artırsa da iş gücü açığını çözmeye yetmiyor . Atlantic Council analistlerinin “silah mı, tereyağı mı?” gerilimi olarak tanımladığı tablo, sınırlı iş gücünün askeri harcamalarla sivil ekonomi arasında paylaşılmasını zorunlu kılıyor .
Sonuç olarak Moskova, Ukrayna’daki kayıpları karşılamak için daha yüksek ödemeler yapmak zorunda kalırken aynı zamanda fabrikalar, taşımacılık şirketleri ve hizmet sektörü için gereken çalışanları da askere çekiyor. Asker alımındaki düşüş ile sivil ekonomideki iş gücü açığı birlikte değerlendirildiğinde, Rusya’nın karşı karşıya olduğu sorun yalnızca cephedeki asker sayısıyla sınırlı değil; savaş, ülkenin demografik ve ekonomik kapasitesini de aşındırıyor.