Brent, 14 Ağustos’ta varil başına 88,52 dolardan kapandı; günlük artış 1,45 dolar veya yüzde 1,67 oldu. Haftanın daha erken bölümünde, anlaşma umutlarının zayıflamasıyla iki büyük ham petrol göstergesi de yüzde 5’in üzerinde yükselmişti.
Piyasa yalnızca o anda geciken fiziksel petrol miktarını fiyatlamıyor. Daha uzun rotalara sapma, sigorta ve navlun maliyetlerinde artış, gemi beklemeleri, kargo bulunabilirliğinin azalması ve çatışmanın bölgeye yayılma ihtimali de fiyatlara yansıyor. Hürmüz geçişlerinin azalmasına ilişkin haberler, Körfez’den çıkan ham petrol miktarının bazı ABD değerlendirmelerinin düşündüğünden daha düşük olabileceği endişesini güçlendirdi.
NPR’ın aktardığı İran önerileri arasında ABD ve İsrail bağlantılı gemilere kısıtlama getirilmesi, diğer ticari gemilerden ücret alınması ve ihlallere ceza uygulanması bulunuyor. Ancak bu öneri, tamamen yürürlüğe girmiş kalıcı bir düzenleme değil; parlamentonun incelemesindeki bir plan olarak aktarılmıştı. Bu belirsizlik bile armatörlerin, emtia traderlarının ve sigorta şirketlerinin kararlarını zorlaştırıyor.
Jeopolitik stres dönemlerinde yatırımcıların likit ve değer saklama aracı olarak gördüğü varlıklara yönelmesi altını destekliyor. Hürmüz krizi, askeri gerilim riskini enerji şoku ihtimaliyle birleştiriyor. Bu durum, faiz ve dolar görünümü de izlenirken külçeye olan ilgiyi canlı tutuyor.
Dünya Altın Konseyi, 7 Ağustos’ta sona eren haftada LBMA Gold Price PM kapanışının ons başına 4.336 dolar olduğunu ve altının haftalık yüzde 7,7 yükseldiğini bildirdi. Başka bir rapora göre Hindistan’daki MCX ekim vadeli altın kontratı cuma günü yüzde 0,73 yükseldi; altın haftalık bazda yüzde 0,86 değer kazandı.
Bu oranlar, mevcut kaynaklarda yer alan haftalık referanslar olarak değerlendirilmeli; tek başına yükselişin yalnızca Hürmüz krizinden kaynaklandığını kanıtlamıyor. Zayıf ABD ekonomik verileri ve Federal Reserve’ün faiz politikasına ilişkin değişen beklentiler de aynı dönemde altın için önemli destek unsurlarıydı.
Hürmüz geçişlerinin ciddi biçimde kısıtlanması, Körfez ham petrolü ve sıvılaştırılmış doğal gazın taşınmasındaki belirsizliği ve maliyeti artırır. Etki; daha az kargo, güzergâh değişiklikleri, uzayan seferler, navlun ve sigorta giderleri ile teslimat gecikmeleri üzerinden ortaya çıkabilir. Gösterge fiyatlar, teslim edilmiş enerji maliyetleriyle aynı oranda yükselmek zorunda değildir.
Kaynaklar tanker trafiğinin yavaşladığını veya durduğunu ve taşımacılık kesintisine ilişkin endişelerin sürdüğünü doğruluyor. Buna karşılık 17 Ağustos için güvenilir bir doğal gaz fiyat hareketi, doğrulanmış bir tanker navlunu değişimi ya da Hindistan rafinerilerinin belirli bir operasyonel hamlesi sunulmuyor.
Hindistan açısından temel risk, etkinin ithalat faturası üzerinden ekonomiye aktarılması. Daha pahalı ham petrol ve LNG; ulaşım, elektrik üretimi ve gübre maliyetlerini artırabilir. Enerji alımlarının dolar üzerinden yapılması da rupinin üzerinde baskı yaratabilir. Bunlar makul risk kanalları olsa da mevcut veriler, Hindistan’daki rafineriler veya tüketici enflasyonu üzerindeki etkiyi sayısal olarak tahmin etmeye yetmiyor.
Anlaşmazlık, gemilerin geçişine ilişkin teknik düzenlemelerin ötesine geçmiş durumda. İran, Washington’ın tutumunu değiştirmesi ve askeri operasyonları sona erdirmesi, yaptırımları kaldırması, ABD güçlerini çekmesi, dondurulmuş varlıkları serbest bırakması ve savaş zararları için tazminat ödemesi gibi koşulları kabul etmediği sürece boğazın tamamen açılmayacağını söylüyor.
İran’ın ABD, İsrail ve başka “düşman” olarak tanımladığı ülkelerle bağlantılı gemilere kısıtlama getirilmesini istediği de bildirildi. NPR’a göre, İran parlamentosunun incelediği plan ticari gemilerden ücret alınmasını ve koşulları ihlal edenlere ceza uygulanmasını öngörüyordu.
Washington ise ters yönde ilerliyor. Başkan Donald Trump, Tahran’ın savaş tazminatı talebini reddederek İran’ın savaşlarda, saldırılarda ve protestolarda öldürülen veya yaralanan kişiler için tazminat ödemesi gerektiğini söyledi. Reuters, bu karşılıklı söylem sertleşmesinin su yolunun yeniden açılmasına yönelik çabaları zorlaştırdığını belirtti.
İran ayrıca ABD ile doğrudan müzakere yürüttüğünü reddediyor; görüşmelerin boğazın yönetimi konusunda Umman’la yapıldığını savunuyor. Böylece hem diplomasinin kanalı hem de yeniden açılma anlaşmasının içeriği konusunda temel bir görüş ayrılığı oluşuyor. Umman’ın dahil olduğu bir düzenleme veya yeni deniz rotaları, ABD-İran arasındaki daha geniş koşulları kendiliğinden çözmeyecek.
Zayıf ABD ekonomik verileri normal şartlarda yakın vadede faiz artırımı ihtimalini azaltır; çünkü talebin yavaşlayabileceğine işaret eder. Ancak petrol veya doğal gaz şokunun kalıcı hale gelmesi manşet enflasyonu ve zaman içinde enflasyon beklentilerini yükseltebilir. Bu da para politikasında daha zayıf büyüme ile yeniden güçlenen fiyat baskısı arasında bir denge arayışı yaratır.
Bir ağustos raporunda ABD’de eylül ayı faiz artırımı beklentisinin yüzde 67’den yüzde 55’e gerilediği belirtildi. Ancak bu hareketin ne kadarının özellikle Hürmüz krizinden kaynaklandığı ve 19 Ağustos’ta yayımlanması beklenen FOMC tutanaklarının tam zamanlaması veya anlamı mevcut kaynaklarla doğrulanamıyor.
Bu nedenle ortaya çıkan tablo net bir faiz tahmininden çok, daha karmaşık bir politika tercihi. Zayıf ekonomik veriler daha düşük faizleri destekleyebilirken, enerji kaynaklı enflasyon Fed’i temkinli olmaya itebilir. Yeni enflasyon, istihdam ve Fed verileri olmadan bu iki etkiden birini kesin belirleyici kabul etmek doğru olmaz.
Yeni saldırılar, uygulanabilir bir abluka veya petrol ihracatında çok daha büyük bir düşüş gibi bir tırmanma; ham petrolü, LNG’yi ve navlunu yükseltebilir. Altına yönelik talep güçlenirken riskli varlıklar baskı altında kalabilir. Hareketin boyutu, fiziksel arzın ne kadar kesildiğine ve traderların kesintinin ne kadar süreceğini düşündüğüne bağlı olur.
Buna karşılık güvenilir ve uygulanabilir bir yeniden açılma anlaşması, kıtlık ve jeopolitik priminin önemli bölümünü hızla çözebilir. Petrol ve navlun düşebilir, altına destek veren risk unsurlarından biri ortadan kalkabilir. Bu gelişme tüm piyasa risklerini bitirmez; ancak kısa vadeli dengeyi arz endişesinden normalleşmeye çevirebilir.
Hindistan gibi enerji ithalatçısı ekonomiler için kritik gösterge yalnızca manşet Brent fiyatı değil. Ham petrol ve LNG maliyetleri, taşıma ve sigorta giderleri, kur hareketleri, rafineri marjları ve kesintinin süresi birlikte değerlendirilmelidir. Mevcut kanıtların desteklediği sonuç net: kriz belirsizliği ve risk primlerini artırdı; ancak doğrulanmamış piyasa hareketleri için kesin rakamlar üretmeyi haklı çıkaracak kadar veri bulunmuyor.