Bu tablo yatırımcılar açısından iki yönlü bir risk yaratıyor: Uzayan enerji kesintileri ekonomik büyümeyi yavaşlatabilir ve aynı zamanda enflasyonu artırabilir. Jeopolitik stres dönemlerinde yatırımcılar geleneksel bir değer saklama aracı aradığı için altın genellikle destek bulur. Altın faiz ödemediğinden, piyasaların daha sınırlı para politikası sıkılaştırması beklediği dönemlerde de değer kazanabilir. Önceki piyasa haberlerinde, düşük petrol fiyatları ve gerileyen ABD tahvil getirilerinin Fed’in yeni faiz artırımı yapacağı beklentisini azaltmasıyla altının yükseldiği görülmüştü.
İkinci önemli etki ABD tahvil piyasasından geldi. ABD Hazine Bakanlığı, uzun vadeli nominal kuponlu tahviller için likidite destekli geri alım operasyonlarının büyüklüğünü en az iki katına çıkaracağını açıkladı. Operasyon başına mevcut 2 milyar dolarlık azami tutar en az 4 milyar dolara yükseltilecek. Değişiklik, 10-20 yıl ve 20-30 yıl vadeli tahvil segmentlerini kapsıyor ve 9 Eylül 2026’da yürürlüğe giriyor.
Açıklama, Hazine getiri eğrisinin uzun ucundaki baskıyı hemen azalttı. Reuters’a göre 30 yıllık tahvil getirisi yaklaşık 10 baz puan düşerek yüzde 5,188’e geriledi, ardından kaybının bir bölümünü geri aldı. Diğer haberlerde ise bu adımın, yüksek getirilerin arkasındaki maliye ve enflasyon sorunlarını çözmekten ziyade kısa vadeli bir likidite desteği sağladığı vurgulandı.
Uzun vadeli getirilerin düşmesi, altın tutmanın fırsat maliyetini azaltır. Aynı zamanda değerlemeleri iskonto oranlarına ve likidite koşullarına duyarlı olan varlıkları da destekleyebilir. Bu nedenle, iki varlığın yatırımcı tabanları ve risk profilleri farklı olsa da Bitcoin’in altınla aynı anda yükselmesi şaşırtıcı değildi.
Bitcoin geleneksel anlamda bir güvenli liman değildir. Altının aksine kriz dönemlerinde korunma aracı olarak geçmişi kısadır. Yatırımcılar spekülatif pozisyonlarını azalttığında Bitcoin, yüksek oynaklığa sahip bir risk varlığı gibi hareket edebilir.
Bu olayda Bitcoin’deki yükselişi birkaç sinyalin birleşimiyle açıklamak daha doğru olur: kıt veya herhangi bir devlete bağlı olmayan varlıklara yönelik talep, uzun vadeli finansman koşullarındaki rahatlama ve tahvil getirilerindeki düşüşün ardından risk iştahındaki toparlanma. Aynı döneme ait bir piyasa görünümünde Bitcoin yaklaşık 69.503 dolar, altın ise yaklaşık 4.580 dolar seviyesinde gösterilmişti.
Bu yorum, hareketin neden kırılgan olabileceğini de açıklıyor. Petrol kaynaklı enflasyon yatırımcıların Fed’in daha fazla faiz artıracağı beklentisini güçlendirirse tahvil getirileri yeniden yükselebilir ve her iki varlık da baskı görebilir. Altın, jeopolitik korunma talebinden destek almaya devam edebilir; ancak Bitcoin, likidite ve risk iştahındaki tersine dönüşe daha açık olacaktır.
Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC), federal fonlama faizi hedef aralığını yüzde 3,5-yüzde 3,75 seviyesinde tutmak için 9’a karşı 3 oy kullandı. Karara karşı çıkan üç yetkili 25 baz puanlık faiz artışını tercih etti. Toplantı tutanakları, enflasyon gerilemezse birçok üyenin yeni bir sıkılaştırmanın gerekli olabileceğini düşündüğünü ortaya koydu.
Bu, her iki varlık için de açık biçimde olumlu bir zemin değildi. Yüksek faizler genellikle altın taşımanın maliyetini artırır ve spekülatif varlıklara olan talebi azaltabilir. Ancak piyasa aynı zamanda karışık ekonomik verileri, bazı ileriye dönük faiz artışı beklentilerindeki yumuşamayı ve uzun vadeli tahvil getirilerindeki anlık düşüşü fiyatlıyordu.
Sonuç, iki yönlü bir sinyal oldu: Enflasyon ve çatışma korunma talebini desteklerken, düşük getiriler alternatif varlıklara kısa vadeli destek sağladı.
Piyasa şokunun geçici mi yoksa kalıcı mı olduğunu belirleyecek başlıca unsurlar şunlar:
En net sonuç şu: Altın ve Bitcoin, aynı piyasa şokunun hem savunmacı talep hem de geçici bir faiz avantajı yaratması nedeniyle birlikte yükseldi. Altındaki hareket jeopolitik ve enflasyon risklerine karşı daha doğrudan bir korunma tepkisiydi. Bitcoin’in yükselişi ise alternatif varlıklara yönelim, likidite koşulları ve risk iştahının birleşiminden kaynaklandı. Bu nedenle söz konusu hareket, Bitcoin’in altının istikrarlı bir alternatifi haline geldiğinin kanıtı olarak görülmemeli.