Bu gelişme, PwC’yi Deloitte, EY ve KPMG’nin ardından benzer iddialarla gündeme gelen son “Big Four” danışmanlık şirketi konumuna getirdi . “Big Four”, küresel denetim ve danışmanlık sektörünün dört büyük firmasını ifade ediyor.
GPTZero araştırmacıları, PwC Orta Doğu’nun dört raporunu kendi Hallucination Check ve AI Detector araçlarıyla inceledi . Bulgular, farklı konulardaki raporlarda benzer bir kontrol eksikliği yaşandığı izlenimini verdi.
İncelemede özellikle dikkat çeken ayrıntılardan biri, bir kaynak bağlantısında “utm_source=chatgpt.com” izinin bulunmasıydı. Bu takip parametresi, bağlantının ChatGPT çıktısından doğrudan kopyalanmış ve insan tarafından doğrulanmamış olabileceğini düşündürdü .
GPTZero araştırmacıları ayrıca J.P. Morgan’ın “agentic AI” kullanımıyla ilgili bir “gerçek dünya başarı hikâyesi”nin, yalnızca 280 Medium takipçisi bulunan genç bir blog yazarına dayandırıldığını belirtti .
PwC hakkındaki inceleme, GPTZero’nun dört büyük danışmanlık firmasına yönelik araştırmalarının son halkası oldu:
Böylece PwC, GPTZero incelemelerinde benzer sorunlarla anılan dört büyük firmanın sonuncusu oldu .
İncelemenin yayımlandığı tarih itibarıyla PwC Orta Doğu, GPTZero’nun belirli bulgularını kamuoyu önünde doğrulamadı. Söz konusu raporlar çevrim içi erişilebilir kalırken PwC ağı da dört raporu hemen geri çekmedi veya düzeltmedi .
Bu nedenle şu aşamada kamuya açık olan tablo, GPTZero’nun iddiaları ile şirketin bunlara yönelik sınırlı tepkisinden oluşuyor. Raporların hazırlanma sürecinde hangi bölümlerde yapay zekâ kullanıldığı ve nihai insan denetiminin nasıl yapıldığı ise netleşmiş değil.
GPTZero incelemesinin yayımlandığı gün, 29 Temmuz 2026’da, PwC ABD CEO’su Paul Griggs Business Insider’a yapay zekâ konusunda şirketlerin yaptığı iki temel hatayı anlattı .
Griggs’e göre ilk hata, yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji dönüşümü olarak görmek. Şirketlerin yapay zekâ çalışmalarını sadece CIO veya CTO’nun sorumluluğuna bırakmasının fırsatları sınırladığını söyleyen Griggs, bunun yerine yapay zekânın “tüm çalışanları ve tüm süreçleri” kapsayan geniş ölçekli bir iş dönüşümü olarak ele alınması gerektiğini belirtti .
İkinci hata ise yapay zekânın bozuk bir işletmeyi tek başına düzeltebileceğine inanmak. Griggs’in ifadesiyle, yapay zekâ “karmaşık süreçlerin üzerine” eklendiğinde, yalnızca bu süreçlerin ne kadar kötü olduğunu gösterebilir .
Bu sözler, PwC’nin Orta Doğu birimine yöneltilen iddialarla yan yana gelince dikkat çekici bir tezat oluşturdu. Şirketin ABD’deki üst düzey yöneticisi, insan denetimi olmadan bozuk süreçlerin üzerine yapay zekâ çıktısı eklenmemesi gerektiğini savunurken, aynı ağın bir üyesi benzer bir editoryal kontrol zaafıyla suçlanıyordu .
Griggs, Mart 2026’da Financial Times’a yaptığı açıklamada da yapay zekâyı benimsemeyen PwC ortaklarının şirkette uzun süre kalamayacağını söylemişti . Bu yaklaşım, PwC’nin yapay zekâ kullanımını kurumsal ölçekte hızlandırma hedefini gösteriyor; ancak son rapor iddiaları, hız kadar doğrulama ve editoryal sorumluluğun da kritik olduğunu ortaya koyuyor.
Söz konusu raporlar, danışmanlık hizmetleri için potansiyel müşteri ve iş yaratmayı amaçlayan “düşünce liderliği” içerikleriydi . Bu tür çalışmalar, yalnızca pazarlama metni olarak değil, şirketlerin karar alma süreçlerinde başvurabileceği uzmanlık belgeleri olarak da konumlandırılıyor.
Financial Times’ın GPTZero bulgularını doğruladığını aktaran haberlerde, hataların “ince ayrıntılar” olmadığı vurgulandı . Örneğin bir raporda, Orta Doğu’daki yöneticilerin yüzde 70’inin üretken yapay zekânın işlerini dönüştüreceğini düşündüğünü öne süren bir PwC araştırmasına atıf yapıldı; ancak dipnotta verilen haber bağlantısında böyle bir araştırmadan söz edilmiyordu .
Sektörde “vibe citing” olarak anılan yaklaşım da tartışmanın merkezinde. Bu ifade, bir iddiayı gerçekten doğrulamak yerine konuyla kabaca ilişkili görünen kaynakları metne ekleme alışkanlığını anlatıyor . GPTZero’nun dört Big Four firmasıyla ilgili incelemeleri, yapay zekâ destekli içerik üretiminde kaynak kontrolünün ve insan denetiminin yalnızca teknik bir ayrıntı değil, danışmanlık hizmetlerinin güvenilirliği açısından temel bir gereklilik olduğunu gösteriyor.