Avrupa Komisyonu’nun 17 Temmuz 2026 tarihli paketi; sermaye ve raporlama kurallarını sadeleştirmeyi, ulusal engelleri azaltmayı ve yaklaşık 230 milyar avroluk likiditeyi daha verimli kullanıma açmayı hedefliyor. Avrupalı bankacılar, ABD’li rakiplerin daha büyük ve entegre iç pazar avantajına karşılık verebilmek için...
Research answer

Create a landscape editorial hero image for this Studio Global article: How and why are European banking executives urging the European Commission and regulators to match the United States’ deregulatory shift, wh. Article summary: European bank leaders want Brussels to prevent a widening competitive gap with U.S. rivals: lower compliance costs, freer movement of group resources across borders, and rules that support scale, lending and investment r. Topic tags: general, government, news, general web, user generated. Style: premium digital editorial illustration, source-backed research mood, clean composition, high detail, modern web publication hero. Use reference image context only for broad subject, composition, and topical grounding; do not copy the exact image. Avoid: logos, brand marks, copyrighted characters, real person likenesses, fake screenshots, UI text, readable text, watermar
Avrupalı banka yöneticileri, ABD’li rakipleriyle aralarındaki rekabet farkının büyüdüğünü düşünüyor. Onlara göre ulusal düzenlemelerin birbirinden ayrışması, mükerrer raporlama yükü ve sermayenin iştiraklerde tutulması, Avrupa bankalarının ölçek kazanmasını, kaynaklarını verimli dağıtmasını ve kıta genelinde yatırımları finanse etmesini zorlaştırıyor.
Avrupa Komisyonu’nun 17 Temmuz 2026’da yayımladığı plan ise kuralların bir gecede değiştirilmesini değil, bankacılık sektörünün rekabet gücünü artıracak bir yol haritasını ortaya koyuyor. Brüksel; sadeleştirme, entegrasyon ve sermaye ile likiditenin sınır ötesi kullanımını gündeme getiriyor. Ancak kritik soru şu: Avrupa, 2008 finansal krizinin ardından oluşturulan korumaları zayıflatmadan ne kadar rahatlama sağlayabilir?
Avrupa’nın bankacılık piyasası hukuken tek pazar olsa da uygulamada hâlâ ulusal denetim tercihleri, sınır ötesi birleşmelerin önündeki engeller ve bankacılık gruplarının iştirakleri arasında sermaye ile likidite aktarmasını sınırlayan kurallarla parçalı bir görünüm sergiliyor. Sektör yöneticileri, bu yapının Avrupa bankalarının büyük ABD kurumlarının sahip olduğu ölçek ekonomilerine ulaşmasını engellediğini savunuyor.
Bankacıların beklediği başlıca kazanımlar şunlar:
Alman Bankalar Birliği Başkanı Christian Sewing, Komisyon’un planını memnuniyetle karşıladı; ancak çıktı tabanı, ticaret finansmanına uygulanan kurallar ve yazılım yatırımları gibi başlıklarda daha hızlı adım atılması gerektiğini söyledi. Société Générale Üst Yöneticisi ve Avrupa Bankacılık Federasyonu Başkanı Slawomir Krupa ise paketi, ulusal sınırlamalar nedeniyle bankalarda atıl kalan sermaye ve likiditeyi ele alma yolunda önemli bir adım olarak nitelendirdi.
Ring-fencing, ulusal otoritelerin bir bankacılık grubunun iştirakindeki sermaye veya likit varlıkların yerel olarak tutulmasını zorunlu kılmasıdır. Böylece grup, bu kaynakları ihtiyaç duyulan başka bir ülkede kullanamaz. Komisyon, bu kısıtlamaların gevşetilmesiyle yaklaşık 230 milyar avroluk likit varlığın Avrupa Birliği içinde daha verimli kullanılabileceğini belirtiyor. Bununla birlikte amaç, yerel ekonomileri ve finansal istikrarı koruyan güvenlik mekanizmalarını ortadan kaldırmak değil.
Komisyon’un bildirisi, kuralların hemen değişmesi anlamına gelmiyor. Daha çok, 2027’nin ilk çeyreğinde sunulması beklenen yasal tekliflerin yönünü belirliyor.
Komisyon, sermaye çerçevesinin daha tutarlı hâle getirilmesini ve birbirini tekrarlayan yükümlülüklerin kaldırılmasını istiyor. Önerilerden biri, mevcut kaldıraç çerçevesini yineleyen İkinci Sütun kaldıraç oranı gerekliliklerinin kaldırılması.
Brüksel ayrıca Basel III’ün Avrupa’daki uygulanışının bazı bölümlerini, özellikle de çıktı tabanını incelemeyi planlıyor. Çıktı tabanı, bankaların iç risk modellerini kullanarak risk ağırlıklı varlıklarını ve dolayısıyla sermaye gereksinimlerini standart yönteme kıyasla ne kadar düşürebileceğini sınırlar. Komisyon’un mesajı, bu kuralın mutlaka tamamen kaldırılacağı değil; gözden geçirilebileceği veya yeniden düzenlenebileceği yönünde.
Paket, birbiriyle örtüşen raporlama yükümlülüklerini hedefliyor ve daha orantılı, standartlaştırılmış ve dijital süreçler çağrısı yapıyor. Tartışmalarda bankacılık sektörünün yıllık raporlama maliyeti 11,2 milyar avro olarak gösteriliyor.
Evrak ve veri yükünün azaltılması işletme maliyetlerini düşürebilir. Ancak reformun gerçek değeri, raporlamanın gerçekten sadeleşip sadeleşmeyeceğine bağlı olacak. Eski yüklerin yalnızca yeni ve yine örtüşen sistemlere taşınması, beklenen tasarrufu yaratmayabilir.
“Gold-plating”, ulusal makamların Avrupa Birliği’nin ortak asgari kurallarının üzerine ek şartlar veya kısıtlamalar koyması anlamına geliyor. Komisyon, bu farklılıkları azaltarak tek kural kitabının 27 ayrı uygulamadan oluşan bir sistem yerine daha yeknesak bir rejim gibi işlemesini hedefliyor.
Komisyon, sınır ötesi bankacılık gruplarının fazla sermaye ve likiditelerini birlik içinde daha kolay kullanmasını öneriyor. Hedef, kaynakları kredi, yatırım ve diğer üretken alanlara yönlendirmek. Buna karşılık ev sahibi ülkelerdeki mevduat sahipleri ve bankaların tasfiye süreçleri için koruyucu önlemlerin sürdürülmesi planlanıyor.
Paket, bankaların işlem faaliyetlerinden kaynaklanan piyasa riskini düzenleyen Basel çerçevesi “Fundamental Review of the Trading Book”un uygulanmasını da ertelemeyi öneriyor. Böylece Avrupa, diğer büyük ekonomiler kendi kurallarını yeniden değerlendirirken tek taraflı olarak daha sıkı bir uygulamaya geçmiş olmayacak.
Bu önlemler birlikte değerlendirildiğinde, amaç Avrupa’ya özgü mükerrerlikleri ve iç engelleri kaldırmak. Paket, ihtiyati bankacılık düzenlemelerinin tamamen askıya alınması anlamına gelmiyor.
ABD’de Federal Reserve, Federal Deposit Insurance Corporation (FDIC) ve Office of the Comptroller of the Currency (OCC), bankaların sermaye kurallarını daha kapsamlı biçimde modernize etmeyi önerdi. Plan; risk ağırlıklarının değiştirilmesini, Basel çerçevesinin bazı bölümlerinin sadeleştirilmesini, kaldıraç gerekliliklerinin ayarlanmasını ve küresel sistemik öneme sahip bankalara uygulanan ek sermaye yükünün yeniden düzenlenmesini içeriyor. Kurumlar, değişikliklerin sermayeyi riskle daha uyumlu hâle getirirken bankacılık sisteminin güvenliğini koruyacağını savunuyor.
ABD teklifleriyle ilişkilendirilen sektör tahminlerine göre, sistem genelinde 87,7 milyar dolarlık Birinci Kuşak Ortak Sermaye (CET1) rahatlaması ve yaklaşık 2,5 trilyon dolarlık ilave varlık kapasitesi ortaya çıkabilir. Bunlar bankalara yapılacak nakit ödemeler veya garanti edilmiş yeni krediler değil; nihai kurallara ve bankaların serbest kalan kapasiteyi nasıl kullanacağına bağlı modellemeler.
OCC ayrıca denetlediği bankalarda bağlayıcı asgari sermaye gereksinimlerinin standartlaştırılmış yaklaşım kapsamında toplamda yüzde 6,9, en büyük bankalarda ise genişletilmiş risk bazlı yaklaşım kapsamında yüzde 3,4 azalabileceğini tahmin ediyor.
Bu karşılaştırma, Avrupa’daki banka yöneticileri açısından güçlü bir siyasi argüman oluşturuyor. ABD bankaları zaten daha entegre bir iç pazardan ve daha büyük ölçekten yararlanıyor. Sermaye kısıtları ABD’de gevşerken Avrupa bankaları ulusal sınırlar ve daha ağır süreçlerle karşı karşıya kalmaya devam ederse, Avrupalı kreditörler kredi, yatırım bankacılığı ve stratejik sektörlerin finansmanında geride kalmaktan endişe ediyor.
Ancak bu rakamlar, daha düşük sermaye gereksinimlerinin otomatik olarak güvenli olduğunu veya serbest kalacak her avro ve doların üretken kredilere dönüşeceğini kanıtlamıyor. Söz konusu olan gerçekleşmesi garanti edilmiş bir ekonomik sonuç değil, potansiyel kapasite.
İtiraz, sadeleştirmenin her biçimine yöneltilmiyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) de daha bütünleşmiş bir bankacılık birliğini destekliyor ve sınır ötesi gruplar içinde sermaye ile likiditenin daha serbest hareket etmesi gerektiğini savunuyor. ECB, avro bölgesinin tek bir yargı alanı gibi işlemesi çağrısında da bulundu.
Asıl kaygı, serbest kaynak hareketinin daha güçlü ortak kurumlar gerektirmesi. Ulusal makamların, bir bankanın iflası durumunda denetim, çözümleme ve mevduat koruması mekanizmalarının sınırlar arasında etkili çalışacağına güvenmesi gerekiyor. Bu güven oluşmazsa ülkeler, yerel korumaları kaldırmak yerine korumaları artırabilir. Böyle bir durumda ring-fencing uygulamaları daha da güçlenebilir.
Çıktı tabanı bu tartışmanın en görünür başlıklarından biri. Eurosystem’e göre çıktı tabanı ile kaldıraç bazlı gereklilikler birbirini tamamlıyor ve ihtiyati düzenleme çerçevesinin temel unsurları arasında yer alıyor. Kuralın amacı, iç risk modellerinin banka risklerini olduğundan düşük göstermesi ve sermaye gereksinimlerini gereğinden fazla azaltması riskini sınırlamak.
ABD’nin, Avrupa’daki düzenleyicilerin yeniden değerlendirdiği biçimiyle çıktı tabanını uygulamaktan vazgeçmesi, Brüksel üzerindeki değişiklik baskısını artırdı.
Basel Bankacılık Denetim Komitesi’nin eski genel sekreteri Neil Esho, bu kuralın terk edilmesinin “felaket” olacağını ve “fazla ileri bir adım” anlamına geleceğini söyledi. Esho’nun kaygısı, uluslararası kabul görmüş korumaların seçici biçimde geri çekilmesinin daha iyi risk ölçümü yerine daha zayıf standartlar üzerinden bir rekabet başlatması.
ABD, Avrupa Birliği ve diğer büyük finans merkezleri Basel standartlarını farklı biçimlerde uygularsa, bankaların açıkladığı sermaye oranlarını karşılaştırmak zorlaşır. Yatırımcılar ve denetçiler, bankaların gerçekten daha dayanıklı mı olduğunu yoksa yalnızca daha gevşek varsayımlar altında mı faaliyet gösterdiğini değerlendirmekte zorlanabilir.
Avrupa Bankacılık Otoritesi de mevcut çerçevenin sektörün dayanıklılığını, mevduat sahiplerinin korunmasını ve üye ülkeler arasında tutarlı bir ihtiyati tabanı güçlendirdiğini belirtiyor. Bu nedenle tartışma basitçe “düzenleme mi, kuralsızlaştırma mı?” ikileminden ibaret değil. Asıl mesele, mükerrer yükümlülüklerin kaldırılmasının gerçek bir verimlilik sağlayıp sağlamayacağı veya piyasaların ve mevduat sahiplerinin hâlâ ihtiyaç duyduğu korumaların da ortadan kalkıp kalkmayacağı.
En olası yol, ABD yaklaşımının bütünüyle kopyalanması değil, hedefli bir reform. Brüksel; mükerrer raporlamayı azaltabilir, ulusal gold-plating uygulamalarını sınırlayabilir, gereksiz kaldıraç eklerini kaldırabilir ve bankacılık gruplarında atıl kalan likiditeyi serbest bırakabilir. Bunu yaparken güvenilir sermaye, kaldıraç ve likidite tamponlarını koruması mümkün.
Daha zor konu ise kurumsal altyapı. Sınır ötesi bankacılık, sermayenin serbestçe hareket edebildiği bir ortamda daha iyi çalışır; fakat bunun için ortak denetim, çözümleme ve mevduat koruma mekanizmalarına güven gerekir. Bu temeller tamamlanmadığı sürece ulusal ring-fencing uygulamalarını ortadan kaldırmak kolay olmayacak.
Dolayısıyla Avrupa’nın rekabet gücü sorunu gerçek. Ancak ABD’ye yetişmek, Washington’daki her düzenleme gevşetmesini aynen tekrarlamak anlamına gelmiyor. Temmuz paketinin kalıcı başarısı, Avrupa bankalarının ölçek kazanmasına ve büyümeyi finanse etmesine yardımcı olurken Atlantik’in iki yakasındaki düzenleme yarışını bir “dibe doğru yarışa” dönüştürüp dönüştürmeyeceğiyle ölçülecek.
Studio Global AI
This page includes a source-backed answer you can continue inside Studio Global.
Avrupa Komisyonu’nun 17 Temmuz 2026 tarihli paketi; sermaye ve raporlama kurallarını sadeleştirmeyi, ulusal engelleri azaltmayı ve yaklaşık 230 milyar avroluk likiditeyi daha verimli kullanıma açmayı hedefliyor.
Avrupa Komisyonu’nun 17 Temmuz 2026 tarihli paketi; sermaye ve raporlama kurallarını sadeleştirmeyi, ulusal engelleri azaltmayı ve yaklaşık 230 milyar avroluk likiditeyi daha verimli kullanıma açmayı hedefliyor. Avrupalı bankacılar, ABD’li rakiplerin daha büyük ve entegre iç pazar avantajına karşılık verebilmek için daha düşük uyum maliyeti, daha serbest sermaye hareketi ve sınır ötesi birleşmeler istiyor.
Temel tartışma verimlilik ile dayanıklılık arasında: Kuralların sadeleştirilmesi büyümeyi destekleyebilir, ancak sermaye tamponlarının zayıflatılması finansal istikrarı ve düzenleyici güveni sarsabilir.