Hz. Ömer, krizi yalnızca dua ve bireysel yardımlarla değil, merkezi bir yardım organizasyonuyla yönetmeye çalıştı. Medine’de toplu yemek dağıtımı yaptırdı; un ve yağ gibi temel ihtiyaç maddelerini halka ulaştırdı ve ihtiyaç sahiplerinin durumunu yakından takip etti .
Ayrıca eyalet yöneticilerine mektuplar göndererek yardım talep etti. Irak, Şam ve diğer bölgelerden gıda kervanlarının gönderildiği aktarılır . Bu uygulama, kıtlığın yalnızca Medine’nin yerel bir sorunu olarak görülmediğini ve devlet kaynaklarının kriz bölgesine yönlendirildiğini gösterir.
Kaynaklarda Hz. Ömer’in kendi hayatını da halkın şartlarına göre düzenlediği anlatılır. Sade ve kıt bir şekilde beslendiği, halkın ulaşamadığı yağ ve eti tüketmekten kaçındığı, geceleri Medine’de dolaşarak insanların durumunu kontrol ettiği aktarılır .
Kriz döneminde zorunluluk hâlinin hukuki sonuçları da dikkate alındı. Açlık nedeniyle gerçekleşen hırsızlık vakalarında, kişinin içinde bulunduğu çaresizlik göz önünde bulunduruldu; bu durum, kıtlık şartlarında cezanın uygulanması konusunda ihtiyatlı davranıldığını gösterir .
Kıtlığın ilerleyen döneminde Hz. Ömer, halkla birlikte yağmur duasına çıktı. Rivayetlerde, duasında Hz. Abbas b. Abdülmuttalib’i vesile ettiği ve ardından yağmurun yağdığı anlatılır. Yağışın başlaması ve yardım sevkiyatlarının ulaşmasıyla birlikte kriz sona ermeye başladı .
Bu konuda önemli bir ayrım yapmak gerekir. Güvenilir kaynaklarda, belirli bir sahâbînin doğrudan Âmu’r-Remâde’deki kıtlık nedeniyle öldüğü kesin biçimde ortaya konmuş değildir. Ebû Ubeyde b. Cerrâh, Muâz b. Cebel ve Yezîd b. Ebû Süfyân gibi isimler ise aynı dönemde yaşanan Amvâs vebası sırasında vefat etti; ölümleri kıtlığın kendisine bağlanmamalıdır .
Kıtlığın Hicret’in 18. yılında yaşandığı ve yaklaşık dokuz ay sürdüğü görüşü yaygındır. Bununla birlikte başlangıç ve bitiş ayları kesin olarak bilinmez. Başlangıç tarihi yılın ilerleyen dönemlerine yerleştirildiğinde, krizin son aşamaları hesap bakımından Hicret’in 19. yılına taşabilir .
Bazı rivayetlerde Mısır valisi Amr b. Âs’ın da yardım gönderdiği belirtilir. Ancak İbn Kesîr, Mısır’ın Hicret’in 18. yılında henüz tamamen fethedilmemiş olması nedeniyle bu anlatımda kronolojik bir sorun bulunduğuna dikkat çeker. Bu nedenle rivayetin tarihlendirilmesinde veya isnadında bir karışıklık olabileceği değerlendirilmiştir .
Ayrıca kıtlıkta kaç kişinin hayatını kaybettiğine ilişkin güvenilir ve erken dönemlere ait bir nüfus kaydı bulunmamaktadır.
Âmu’r-Remâde anlatıları, kriz yönetiminin birkaç unsurun birlikte işletilmesiyle yürütüldüğünü gösterir: doğrudan gıda yardımı, eyalet kaynaklarının seferber edilmesi, yöneticinin sahadaki denetimi, zorunluluk hâlinde hukuki esneklik ve toplumsal dayanışma. Hz. Ömer’in kendi yaşam standardını halkın şartlarına yaklaştırması da bu anlatıların en çok vurgulanan yönlerinden biridir.
Bu olay incelenirken özellikle İbn Sa‘d’ın et-Tabakâtü’l-kübrâ adlı eserindeki rivayetler, İbnü’l-Esîr’in el-Kâmil fi’t-târîh’i ve İbn Kesîr’in el-Bidâye ve’n-nihâye’si karşılaştırılmalıdır. İbn Sa‘d’ın rivayetleri ayrıntıların önemli bir bölümünü oluştururken, İbn Kesîr bazı anlatıların kronolojik sorunlarına dikkat çeker .